Çeviri Kuramı Üzerinden Bir Eleştiri: Iannis Xenakis’in Müzik – Mimarlık Eksenli Philips Pavyonu

ÖZET: Filolojide bir dilden diğer bir dile metin aktarma süreci ve sonunda edinilen çıktı olarak tanımlanan çeviri kuramı, bugün sadece dilbilimde değil yaşamın her evresinde, doğadaki varlıkların dönüşüm süreçlerinde, günlük hayat edimlerinde, sanat ve tasarım disiplinlerinde de görülmektedir. Disiplinlerarası çeviri kavramı, bir disiplin ile diğer bir disiplinin birbirleriyle yaptığı etkileşim, aktarım süreci ve yeni bir ürünün oluşması olarak açıklanabilir. Disiplinlerarası ilham, beslenme, analoji, temsil ve taklitler bir dilden diğer dile çeviri olarak yorumlandığında, mimarlık ve müzik dilleri arasındaki çeviriye kaydadeğer bir üretim olan Philips Pavyonu örnek verilebilir. Iannis Xenakis “Metastaseis” adlı bestesindeki müzik dilini, Philips Pavyonu’nun mekansal karakterini oluşturan mimarlık diline çevirmiş ve bu aktarım yolculuğunu çizgi, eskiz, diyagram ve partisyonlarla temsil etmiştir. Bir sonraki adımda Philips Pavyonu’nun mimarisi üzerinden “Poème Électronique” adını verdiği bestesini yazan ve bu besteyi pavyonun iç mekanıyla örtüşecek biçimde özel bir gösteriyle yayınlayan Edgar Varèse ise mimarlığın müziğe çevrilmesi işlemini gerçekleştirerek, çevirinin öznelliği çıkarımını yapmaya imkan sağlamaktadır. İki üretimin de birbirine benzemez olması çevirinin öznel bir durum olduğunu ve farklı çevirilerin farklı ürünleri doğuracağını göstermekte, bu durum bir temsil / ürün zenginliğine ve yaratıcılık adına olumlu senaryolara işaret etmektedir.

 Anahtar kelimeler: mimarlık ve müzik, çeviri kuramı, Iannis Xenakis, mimarlık eleştirisi, Philips pavyonu.

“Bütün mimarlık siz dönüp baktığınız zaman sizde oluşan şeydir,

bütün müzik çalgıların sizde uyandırdığı şeydir.”

Walt Whitman, Çimen Yaprakları

 

Paul Ricœur, “Çeviri Üzerine” adlı yapıtında iki dil arasındaki çeviri kuramından bir varış ve kalkış noktası metaforu olarak bahseder. Benzer şekilde Edward Wadie Said, “Travelling Theory” adlı yazısında çevirinin bir yerden başka bir yere yapılan bir yolculuk olduğunu söyler. Ricœur ve Said’in bahsettiği dil ve çeviri kavramlarını sadece filolojik anlamda okumak indirgeyici bir yaklaşım olur. Filolojik anlamın ötesinde, esasen genel anlamda her şeyin kendine özgü bir dili vardır: her şey kendince başlı başına bir dildir ve söz konusu olan şey bu dil ötesi dillerin birbirlerine çevirisidir.

Evrenin tamamı bir diller arası çeviri ve dönüşüm silsilesi üzerine kuruludur. Elementlerin başka elementlere dönüşerek farklı varlıklar oluşturması, metamorfoz,  bir şeyi düşünme ve çevreyi algılama sonucu onu sözle, edimle dışsallaştırma gibi hem fiziksel hem de bilişsel bütün etkinlikler bir dilden öteki dile bir çeviridir (Pazarkaya, 2007).  Bir dilde yazılmış bir kitabın başka bir dildeki sürümü bir çeviriyken, okuyucunun kitabı okuması sonrası getirdiği yorum da bir çeviridir (Lindholm, 2015). Başlı başına her oluş bir dildir ve diller birbirlerine tercüme edilir.

Benzer şekilde sanatta ve tasarımda da dil ve çeviri kavramı mevcuttur. Resim çizgiler, şekiller, renkler ve dokularla konuşan bir dildir; fotoğraf zaman ve ışığın dilidir, müzik seslerin dilidir, mimarlık ise yaşanan mekandan onun temsiline kadar kendi özünde çok dilli bir anlatıyı yansıtır. Birbirini besleyen bütün sanat ve tasarım dallarında çeviri kuramını görebiliriz. İlham alma, referans verme, sampling*, cover hatta pastiş, kopyalama, intihal gibi her türlü etkileşim bu beslenmeye dahildir. Diğer disiplinlerle etkileşime hazır bütün alanlarda; analojiler, yeniden üretimler, kolajlar, taklitler ve temsiller olarak görülebilen her şey bir şemsiye terim olarak bakabileceğimiz çeviri kavramıdır. Çeviri, girdilerin çıktılara dönüşümlerinin gerçekleştiği açık bir laboratuar gibidir.

Mimarlık ve müzik de interdisipliner doğaları gereği birçok alanla ve de birbirleriyle beslenmeye ve çeviriye açık bir durumda kendini göstermektedir. Mimarlık ve müzik eksenli üretimlere en önemli örneklerden biri olan Iannis Xenakis, kendi üretimlerinde bu çevirileri gerçekleştirmiştir. Hem bir mimar-mühendis hem de müzisyen olarak yetişmiş olması, çeviri kuramında iki dile de elçilik etme bağlamında kendisine tam denetim sağlama fırsatı vermiştir. Öyle ki mimarlık için ayrı, müzik için ayrı çalışmaları mevcutken; 1958 Brüksel Dünya Fuarı için tasarladığı Philips Pavyonu her iki disiplinden de fragmanlar taşır.

Xenakis’in mimarlık hayatında yolunun kesiştiği isimlerden biri Le Corbusier’dir. Le Corbusier ve Xenakis birlikte birçok yapı tasarımı gerçekleştirmiş; beraber çalıştıkları yıllarda Xenakis’in müzik ile uğraşıları Le Corbusier tarafından bilinmektedir. Xenakis’in bir yandan ömrünü adayacak kadar çok uzun bir vakit ayırdığı müzik ve mimarlık üzerine hem teoride hem de pratikte yenilikçi denemeleri ile bu iki dilin birbirine çevirisi, kendini ilk olarak temel biçimde mimarlık ve müzikteki benzer ritim algısı olarak Couvent Sainte-Marie de La Tourette’te gösterse de (Varga, 2014); esas olarak, sonradan çağdaş müzik kuramcılarının ve mimarlık tarihçilerinin devrim niteliğinde deneysel bir iş olarak tanımladıkları Philips Pavyonu olmuştur. Philips Pavyonu, Philips şirketinin ses ve ışık teknolojileri kullanılarak, firmanın bir pavyon tasarımıyla reklamının yapılması adına 1958 yılında Brüksel’de gerçekleşmiş olan Dünya Fuarı için, Le Corbusier’ye danışması sonucu doğmuştur. Le Corbusier’nin işi Xenakis’e devretmesi sonucu işin tasarım sürecinin, uygulamasının ve açılış sergisinin çok büyük bir dilimini üstlenen Xenakis, pavyonun tasarım sürecinde daha önce (1955) yaptığı bir beste olan “Metastaseis” (yun: diyalektik dönüşüm, yayılma) adını verdiği çalışmasından yola çıkmıştır.

Metastaseis çalışmasını daha önce bir stadyum tasarımında kullanmak isteyen Xenakis, Philips Pavyonu’na benzer bir tasarım yapsa da bu tasarım gerçekleştirilmemiştir. Metastaseis ilk olarak Philips Pavyonu’na çevrilmiştir.

hqdefault

Şekil 1: Metastaseis’in glissandolarının spektral görüntüsü ve dinleme linki.

Iannis Xenakis – Metastasis (Spectral View) https://www.youtube.com/watch?v=n2O8bMlEijg

Müziğinde matematiği, geometriyi, olasılık kuramını ve mantık bilimini kullandığını açıklamalarında sık sık dile getiren Xenakis’e göre Metastaseis (Varga, 2014), sürekli bir biçimde yükselen ve bir yerde noktalanan seslerden (glissando) oluşan deneysel bir çalışmaydı (Şekil 1 ve URL 1). Metastaseis’i bu pavyon tasarımında mekansallaştırmak isteyen Xenakis, müziğini mimarlığa çevirmek için birtakım matematiksel eskiz çizimleri ve bu yolculuğu tarifleyen, glissando’ları temsil eden çizgiler kullanmıştır (Şekil 2, 3 ve 4).

Untitled 1

Şekil 2: Xenakis’in Metastaseis’teki glissando eskizleri.

Untitled 2

Şekil 3: Xenakis’in glissando’larda da görülebilen bir noktadan bir noktaya devamlı bir akışı temsil eden çizgilerinin, Philips Pavyonu’nun çizgilerine çevrilmiş hali.

Untitled 3

Şekil 4: Çizgilerin oluşturduğu mekansal ifadeyle temsil edilen bir öneri.

Philips Pavyonu üç tepe noktası ve içeride total bir mekandan oluşan, hem zemininden tepe noktalarına hem de tepe noktaları arasında ötelenen hiperbolik parabol yüzeylerle çevrilmiş bir yapıdır.   Yapı tamamlanmadan konstrüktif ve statik denemeler için birçok maket ve simülasyon yapılmış, farklı malzemeler ile gerçek ölçeğe yakın modeller hazırlanmıştır. Hem bir sergi yapısı olmasından dolayı hem de Philips firmasının kurumsal bir temsili olması gereği yapı, geometrik anlamda ikoniklik taşır. Tek bir noktadan kullanıcıları içeri alan ve total mekanda sirküle eden yapı, zarf geometrisini içeride de yansıtmaktadır (Şekil 5, 6 ve 9).

Tasarım süreci Xenakis’in kendi dilinden şöyle tariflenmiştir:

“İlk kez bir projeyi tamamen kendim yapıyordum – bu yeni yüzey çözümleri olan, tamamen farklı bir şeydi. Mimarlık alanında daha önce var olmayan bir şey yaratabileceğimi kendime kanıtlamıştım. Philips Pavyonu’nda Metastaseis’in temel fikirlerini hayata geçirmiştim: Müzikte olduğu gibi burada da ilgilendiğim şey devamlılığı bozmadan bir noktadan diğerine gitmenin mümkün olup olmadığı sorusuydu. Metastaseis’te bu sorun beni glissandolara götürmüştü; pavyonda ise sonucu hiperbolik parabol biçimleri oldu.” (Varga, 2014, s:33).

    ph_1312860908-image-38-1000x711       004_le_corbusier_pavillon_phillips_bruxelles_theredlist

Şekil 5 ve 6: Philips Pavyonu’nun fotoğrafları (1958)

Xenakis’in demecinde üzerinde durduğu nokta, müzikteki bir noktadan diğer bir noktaya devamlı akışın mimarlığa geometrik bir biçim olan hiperbolik parabol olarak çevirmesidir. Yüzeyleri oluşturabilmek için belirlediği noktalar arasında parabol çizgilerini ötelemiş ve bunu devamlı olarak yineleyerek pavyonun zarfını oluşturmuştur. Kendi ifadesiyle Metastaseis, hiperbolik parabolün glissandoya, Philips Pavyonu ise glissandoların hiperbolik parabole bir çevirisidir.

     IX-6   IX-9

Şekil 7 ve 8: Müziğin çizgisi ve mimarlığın eskizi (1958).

Metastaseis – Philips Pavyonu çevirisi tamamlanmışken bir çeviri daha yapılır. Pavyonun açılış sergisi için besteci Edgar Varèse, pavyonun mimarisinden esinlenerek yazdığı “Poème Électronique” adlı bestesini kullanmıştır. Poème Électronique (fr: elektronik şiir) ismi Le Corbusier’in Philips Pavyonu’nu şişe içinde bir şiir olarak gördüğü için konulmuştur. Şişe-mimarlık, şiir-müzik analojileri  tarif edildiği şekilde gerçekleştirilmeye çalışılmış, pavyonun mekansal özelliklerinden yararlanılarak çok sayıda hoparlörün mekanı oluşturan zarflara eklemlenmesi sonucu seslerin mekanda örgütlenmesi sağlanarak mekansal müzik performe edilmiş; mekan üzerinden bir ses dizgisi çevirisi yaratılarak bu sefer mimarlık müziğe çevrilmiştir  (Şekil 9, 10, 11, 12 ve URL 2).

bild

Şekil 9: Pavyonun iç duvarlarına yerleştirilen hoparlörlerden dinletilen Poème Électronique. Gösterinin izleme / dinleme linki.

URL 2: https://www.youtube.com/watch?v=hkQbs1ankQc

InaGrm00009

Şekil 10: Poème Électronique’in dalga boyu ifadesi (pembe) ve görsel partisyonu.

Diagramme_poème_électronique

Şekil 11: Poème Électronique’in Philips Pavyonu içerisinde dolaşım diyagramı.

details_partition_edgard_varese_poeme_electronique

Şekil 12: Poème Électronique’in Edgar Varèse tarafından yazılmış partisyonu.

Biri besleyen/çeviren diğeri beslenen/çevrilen müzik üretimleri olarak Metastaseis ve Poème Électronique aynı değildir, aynı tınmamaktadır. Philips Pavyonu’nun girdisi ve çıktısı olarak yazılmış bu parçalar şu soruyu akla getirmektedir: temsilin ve ilhamla gelen üretimin yani çevirinin nesnelliği ne kadardır? Çevirinin ortak akıl ile nesnel bir şekilde vücut bulması mı yoksa benzemez kültürel kodlarla farklılaşmış öznel bir görünüm kazanması mı olasıdır? Metastaseis’in henüz doğmamış olan Philips Pavyonu’na çevirisi Xenakis tarafından yapılmıştır, Poème Électronique ise artık bitmiş bir mimarlık ürünü olan Philips Pavyonu’ndan Edgar Varèse tarafından çevrilmiştir. Öyle gözüküyor ki buradan yapılabilecek çıkarım, bir dilden başka bir dile farklı çeviriler olabileceğini gösteren çevirinin öznelliği durumudur.

Metastaseis – Philips Pavyonu – Poème Électronique üçlüsü üzerinden çeviri kavramına baktığımızda, çevirinin kazanımı –belki de tehlikesi – onun öznel olmasıdır. Ricœur çeviri yolculuğunda anlam kayıplarından ve kazanımlarından bahsetmiştir. Xenakis’in bestesine ve pavyonuna bakıldığında, dilin anlamının yani özünün korunduğu gözükmektedir. Yükselen ses yani glissando yükselen geometrik biçime yani parabole çevrilmiş, yükselme özü kaybolmamıştır. Xenakis’in özü koruyup, anlama sadık kalan bir çeviri yaptığı görülmektedir. Çeviri burada yükselmenin tercümesi bağlamında Xenakis’in yorumlamasından dolayı yine özneldir fakat hem müzik hem de mimarlık kuramcıları tarafından devrimci bir üretim olarak değerlendirilmesi, anlamı taşıyan rasyonel bir çeviri olmasındandır.

Çevirinin öznelliği ele alındığında, her birey kültürel kodları, etkilenmeleri, yaşamsal arka planı, yorumlama farklılığı etkisiyle farklı çeviriler üreteceği için son ürün de farklı olacaktır. Bütün bu farklı çıktılar birer kazanım, birer zenginliktir. Philips Pavyonu tasarımında girdi değişkenleri Xenakis ve Metastaseis’tir. Xenakis yerine bir başkasının Metastaseis üzerinden bir çeviri yapması istendiğinde veya Xenakis’e başka bir parça üzerinden tercüme yapılması söylendiğinde sonuç aynı olmayacaktı. Aynı durum Edgar Varèse ve Poème Électronique için de geçerlidir. Mimarın, bestecinin ve girdinin değişmesi son ürünü de değiştirecektir. Tüm bu süreç, çevirinin farklı dışsallaştırmalar sağlayan bir kuram olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda okunduğunda, çeviri kavramının öznel olma durumunun ve farklı çıktılara olanak vermesinin yaratıcılığa etkisi de olumlu gözükmektedir. Müzik ve mimarlık bağlamında bakıldığında, yazılmış bir beste farklı bireyler tarafından farklı biçimlerde mimarlığa çevrilecektir (ve tersi olarak da); her birinin çeviri yöntemi farklı olacak ve yine ortaya çıkan son ürün de farklı olacaktır.

Yaratıcılığı artırma bağlamında bakıldığında bir dilin tek bir birey tarafından birden çok çevirisi ve dolayısıyla birbirinden farklı ürünler oluşması da mümkündür. Öte yandan her çeviri, anlamı koruyan bir çeviri olmayabilir. Çevirinin kazanımı ve tehlikesi bu iki durumda kendini göstermektedir. Diğer bir taraftan son ürün iyi ya da kötü, etiğe aykırı, eser hırsızı, yeniden canlandırmacı, kitsch ya da baştan sona başarılı bir esinlenme olarak eleştirilmiş veya değerlendirilmiş de olabilir. Fakat tüm bu durumlarda çeviri, çeviri olmayı sürdürecektir.

Çağdaş Kaya


Kısaltmalar ve Açıklamalar:

sampling*: Bir müzik parçasında bulunan bir ses örneğinin veya ses örneklerinin alınarak başka bir parçada kullanılması.

cover: Daha önce seslendirilmiş olan bir müzik parçasının sonradan başka sanatçılar tarafından tekrardan seslendirilmesi.

fr: Fransızca

yun: Yunanca

Referanslar:

  • Antti Juhani Lindholm, “Everything is a Translation”, 2015, University of Helsinki. URL: http://375humanistia.helsinki.fi/en/juhani-lindholm/everything-is-a-translation (Son erişim: 22 Mayıs 2016).
  • Ayşe Ece, “Paul Ricœur’ün Yaklaşımıyla Babil Kulesi’nden Dillerin Konukseverliğine Çeviri Eylemi” (Cogito 56 : Paul Ricœur içinde), 2008, Yapı Kredi Yayınları.
  • Bálint András Varga, Iannis Xenakis ile Söyleşiler, 2014, Lemis Yayınları, çev: Murat Güneş.
  • Edward Said, Travelling Theory (The Text, The World, The Critic içinde), 1983, Harvard University Press.
  • Elizabeth Martin, Architecture as a Translation of Music: (Pamphlet Architecture 16), 1994, Princeton Architectural Press.
  • Esra Akcan, Architecture in Translation: Germany, Turkey, and the Modern House, 2012, Duke University Press.
  • Iannis Xenakis, Music and Architecture, 2008, Pendragon Press.
  • Paul Ricœur, Çeviri Üzerine, 2008, Yapı Kredi Yayınları.
  • Yüksel Pazarkaya, “Yaşamda Çeviri Olmayan Ne Var?”, Çevirmenin Notu Dergisi, Sayı:4, Eylül 2007.

 

Şekil Listesi:

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: