Author Archives: dilaratekin

karşılaşıldığında

Deleuze’in Başkaldıran Yapısalcılığı Üzerine; “Karşılaşmalarda bizi duygulandıran, bize çok derinden dokunan, nesneyi tükenmez kılan bir şeyler var.Sanki karşılaşılan nesne kendisinden taşıyormuş, sanki verili olanda aslında verilemeyecek bir şeyler varmış, fakat bizim hiç durmaksızın yeniden onu istememize yol açıyormuş gibi… Böyle

karşılaşıldığında

Deleuze’in Başkaldıran Yapısalcılığı Üzerine; “Karşılaşmalarda bizi duygulandıran, bize çok derinden dokunan, nesneyi tükenmez kılan bir şeyler var.Sanki karşılaşılan nesne kendisinden taşıyormuş, sanki verili olanda aslında verilemeyecek bir şeyler varmış, fakat bizim hiç durmaksızın yeniden onu istememize yol açıyormuş gibi… Böyle

paralaks—metafor

Çapraz okumalar: Slavoj Zizek, Ahir Zamanlarda Yaşarken-Mimari Paralaks   ve  Kojin Karatani, Metafor Olarak Mimari Slavoj Zizek, Mimari Paralaks metninde; içerisi ve dışarısı arasında kalan üçüncü bir ara uzamın varlığından sözeder. Her meskende bir ara uzamın bulunduğundan ama insanların bunu inkar

paralaks—metafor

Çapraz okumalar: Slavoj Zizek, Ahir Zamanlarda Yaşarken-Mimari Paralaks   ve  Kojin Karatani, Metafor Olarak Mimari Slavoj Zizek, Mimari Paralaks metninde; içerisi ve dışarısı arasında kalan üçüncü bir ara uzamın varlığından sözeder. Her meskende bir ara uzamın bulunduğundan ama insanların bunu inkar

EV — VİTRİN

Sınır’ın içerisi ve dışarısı vardır. Dışarısı; bilinmeyen, öngörülemeyen, sürprizli ve tehlikeli olan taraftır; içerisi ise bilindik ve güvenlidir. Evin duvarları bu sınırlardır, bizimle başkaları arasında aklımızın çizdiği hayali çizgilerin somutlaşmış halidir ; kapı pencereler de iç ve dışa teğet olan

EV — VİTRİN

Sınır’ın içerisi ve dışarısı vardır. Dışarısı; bilinmeyen, öngörülemeyen, sürprizli ve tehlikeli olan taraftır; içerisi ise bilindik ve güvenlidir. Evin duvarları bu sınırlardır, bizimle başkaları arasında aklımızın çizdiği hayali çizgilerin somutlaşmış halidir ; kapı pencereler de iç ve dışa teğet olan

UMUTSUZLUK ÇAĞI

“Walter Benjamin, The Work of Art in tha Age of Mechanical Reproduction”  üzerine düşünceler W.Benjamin, Tekniğin Olanaklarıyla Yeniden Üretildiği Çağda Sanat Yapıtında “özgün yapıtın şimdi ve buradalığı” (bulunduğu yerde biriciklik değeri taşıyan varlığı) ndan söz eder ve sanat yapıtının teknik

UMUTSUZLUK ÇAĞI

“Walter Benjamin, The Work of Art in tha Age of Mechanical Reproduction”  üzerine düşünceler W.Benjamin, Tekniğin Olanaklarıyla Yeniden Üretildiği Çağda Sanat Yapıtında “özgün yapıtın şimdi ve buradalığı” (bulunduğu yerde biriciklik değeri taşıyan varlığı) ndan söz eder ve sanat yapıtının teknik

ELE – Ş – TİR – İL – MEK (yavaş ve huzursuz edici) ve ELEŞTİRMEK (bir çırpıda ve kolay)

Eleştiri pek çok insan için antipatik ve belki travmatik bir çağrışımdır. Hemen hemen herkes çocukluk yıllarından başlayarak eleştiriye maruz kalmış (Eleştirinin, insanlar tarafından  algılanışındaki negatifliği vurgulamak için “maruz kalmak” kelimelerinin seçilmesi yerinde olur diye düşünüyorum.); ardından eleştrinin daimiliği ve ölçüsüzlüğü

ELE – Ş – TİR – İL – MEK (yavaş ve huzursuz edici) ve ELEŞTİRMEK (bir çırpıda ve kolay)

Eleştiri pek çok insan için antipatik ve belki travmatik bir çağrışımdır. Hemen hemen herkes çocukluk yıllarından başlayarak eleştiriye maruz kalmış (Eleştirinin, insanlar tarafından  algılanışındaki negatifliği vurgulamak için “maruz kalmak” kelimelerinin seçilmesi yerinde olur diye düşünüyorum.); ardından eleştrinin daimiliği ve ölçüsüzlüğü

AKIL VE DİĞER ŞEYLER

Hayatımız tanımlarla doludur.  Birileri bir şeylere bir ad koymuştur ve o adlar ortada dönüp dururlar. Dilin yetersiz kalış noktası burada başlar; birine ait olan kelimeler o kişi tarafından telaffuz edildikten sonra artık kendi başlarınadırlar. Telaffuz edildikleri halleriyle donup kalırlar. Telaffuz

AKIL VE DİĞER ŞEYLER

Hayatımız tanımlarla doludur.  Birileri bir şeylere bir ad koymuştur ve o adlar ortada dönüp dururlar. Dilin yetersiz kalış noktası burada başlar; birine ait olan kelimeler o kişi tarafından telaffuz edildikten sonra artık kendi başlarınadırlar. Telaffuz edildikleri halleriyle donup kalırlar. Telaffuz