Başkaldırının Mekansallığı

Divanyolu Rotasında Huzursuzluk Mimarileri*; İsyanlar, Darbeler, Eylemler

Doğu Roma İmparatorluğundan Osmanlı’ya ve günümüz Türkiye’sine, tarihi yarımadadaki Divanyolu, şehrin ana yolu olarak işlev görmüş ve en önemli odak noktalarından birini oluşturmuştur. Her ne kadar bugün politik bir merkez olarak önemini yitirse de, Divanyolu ve onunla ilişkili mekanlar yüzyıllardır ekonomik, politik, dini, sosyal ve kültürel birer merkez olarak mekansal sürekliliğini sürdürmüştür. Söz gelimi, Doğu Roma İmparatorluğu’nda halkın en favori sporu olan at arabası yarışları Hipodrom’da gerçekleşirken ondan yüzyıllar sonra aynı meydan Osmanlı’da ramazan kutlamalarının merkezi olmuştur. Doğu Roma İmparatorluğu’nun yönetim merkezi olan saray ile Osmanlı’nın aynı yapının üzerine yeniden inşa ettiği Topkapı Sarayı da Divanyolunun başlangıcı ile ilişkilenerek bölgenin yüzyıllar boyu siyasi bir merkez olduğunu gösterir. Divanyolu üzerindeki Kapalıçarşı, Ayasofya, Babıali, Et Meydanı, Beyazıt Cami ve meydanı gibi mekanlar da ekonomik, politik, dini, sosyal ve kültürel odaklara örnek gösterilebilir.

Bu yazı ise tüm bu odaklarla ilişkili olarak Divanyolu ve çevresindeki mekanlar üzerinden “isyan” konusuna odaklanacaktır. Doğu Roma İmparatorluğu, Osmanlı ve Türkiye üzerinden Divanyolu ile ilişkili mekanların ayaklanmalar, mitingler ve isyanlarla ilişkisi, bu isyanların oluş sürecindeki yürüyüş rotaları, ilk toplanılan ve son olarak varılan isyanın büyüdüğü mekanlar farklı örnekler üzerinden tartışılacaktır. Yazının amacı, Divanyolu ile ilişkili olarak tarihsel bir bağlamda, sosyal bir olgu olan başkaldırının mekansal boyutlarını anlamaya çalışmaktır.

Divanyolu Rotasında Huzursuzluk Mimarileri; At Meydanı, Beyazıt Meydanı, Et Meydanı

“Sosyal olanın aynı zamanda mekansal olduğu fikrini göz ardı etmek, hatta görmezden gelmek oldukça yaygın gibi görünüyor. Toplumun, toplumsal hareketlerin ve huzursuzlukların soyut bir sosyolojik alanda ortaya çıktığını düşünme eğilimi yüksek… Bugün her ne kadar sosyal bilimler literatüründe sosyal pratiklerin mekansallığı hakkında konuşma eğilimi olsa da, konu askeri darbeler, devrimler ve ayaklanmalar olduğunda, bunları kendi gerçek mekansal bağlamlarına yerleştirme eğilimi pek yaygın değildir.”[1] Uğur Tanyeli’nin bahsettiği “sosyal olanın mekansal olduğu” fikri üzerinden; ayaklanma, isyan ve mitingler var oldukları mekanlarla ilişkilendirilerek, tarihsel sürekliliği bağlamında değerlendirilmeye çalışılacaktır.

Bugünkü Sultanahmet Meydanı, Osmanlı’daki ismiyle At Meydanı ya da Doğu Roma İmparatorluğundaki Hipodrom, Divanyolu ile ilişkili başkaldırı mekanlarından biri olarak ele alınabilir. Sözgelimi, Hipodromda başlayan 532 yılındaki Nika Ayaklanması, Konstantinapolis şehrinin o güne değin gördüğü en büyük isyanlardan biri olarak anılır ve ayaklanma sırasında Ayasofya da dahil olmak üzere şehrin büyük bir bölümü yanar. Ayaklanma, at arabası yarışları sırasında hipodromda halkın başkaldırısıyla başlar ve yine hipodromda I. Justinianus’un isyancıları hapsederek katletmesiyle sona erer. 1656 yılında ise bu sefer At Meydanı olarak anılan aynı mekanda, Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanan Yeniçeri ordusu toplanmıştır. Ayaklanmanın sonucunda katledilen isyancıların At Meydanındaki çınar ağaçlarına asılması, olayın Çınar Vakası ya da Vaka-i Vakvakiye olarak anılmasına sebep olmuştur. 1919 yılına gelindiğinde bu sefer Sultanahmet Meydanı olarak anılan aynı mekan, İzmir’in İşgalini protesto etmek için toplanılan bir miting mekanına dönüşür. 150-200 bin kişinin katıldığı bu mitingler Sultanahmet Mitingleri olarak anılacak ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yıllarda milli bilincin oluşması adına önemli bir yer edinecektir.

Divanyolu’nun devamında Beyazıt Camii ve meydanı da başkaldırı mekanlarından biri olarak tarihsel anlamda önemli bir noktadır. Tarihe Patrona Halil İsyanı olarak geçen ayaklanma 1730 yılında, yeniçeri isyancılarının Beyazıt Cami’nin önünde toplanıp, halkı isyana çağırmasıyla başlar. Kapalıçarşı’da esnafla birlik olan isyancılar Divanyolu’na çıkarak Et Meydanı’na doğru yürüyüşe geçerler. Daha yakın dönemde ise İstanbul Üniversitesi’nin varlığı aynı mekanı öğrenci eylemleri için bir eylemlilik alanına dönüştürmüştür. Beyazıt Cami ve meydanı 28 Nisan olayları, Beyazıt Katliamı, YÖK protestoları, Başörtüsü eylemleri dahil olmak üzere birçok kez miting alanı olarak kullanılmış ve ülke siyasetini etkileyen eylemlerin başlangıç noktasını oluşturmuştur.

Bugün Aksaray civarına düşen, Osmanlı Yeniçerileri için önemli bir merkez olan Et Meydanı ise Divanyolu aksının devamında olması nedeniyle, aynı rota üzerinde bir başka başkaldırı mekanı olarak öne çıkar. “Yeniçeri isyanlarının başlıca iki mekanı vardı: yeniçerilerin camii olan Orta Cami ve yeniçeri kışlasının bulunduğu Aksaray’daki Et Meydanı. Sembolik bir eylem olarak kışladaki çorba kazanının getirildiği bu meydan kitlenin toplanmasına, isyanın fitilinin tutuşturulmasına sahne olan mekandı. Cami ise, daha ziyade karargah ve ajitasyon-propaganda merkezi işlevini üstleniyordu. Bu iki kült mekan, ocağın lağvedilmesine kadar her yeniçeri isyanında adından bahsettirmiştir.”[2]

Patrona Halil İsyanı Üzerinden Divanyolu’nda Bir Rota Denemesi

“Osmanlı İmparatorluğu tarihi, darbeler ve ayaklanmalarla doludur. Ancak 17. Ve 18. Yüzyıl arasındaki yaklaşık yüz yıllık uzun periyot özellikle önemlidir. 1618 ile 1730 yılları arasında iki sultan isyancılar tarafından öldürülmüş, beş sultan da tahttan indirilmiştir. 17. yy İstanbul’u için ayaklanmaların, yaygın birer politik pratik olduğunu söylemek mümkündür.”[3] Divanyolu ve çervesindeki mekanlarla ilişkili olarak okunabilecek bu isyanlardan biri olan Patrona Halil İsyanı, bugün izini sürebileceğimiz bir rota oluşturması sebebiyle çalışmanın bir parçası olarak öne çıkmıştır.

“28 Eylül Perşembe günü, gün doğarken Sultan Bayezid Camii’nin Kaşıkçılar Kapısı önünde on yedi yeniçeri bir araya geldi; başlarında Arnavut Patrona Halil vardı. ‘Şikayetimizde haklıyız! Her kim ki Muhammed ümmetindendir, dükkanını kapatıp bize katılsın!” diye bağırarak eski Bedesten’den geçtiler. Korkuya kapılan birkaç esnaf hemen dükkanlarını kapamaya girişti. Yeniçeriler isyanlarının mutad merkezi olan et meydanına gittiler ve sonra birinci ortanın kazanını oraya taşıdılar.”[4]

Hammer-Purgstall’ın anlatısından yola çıkarak, dönemin İstanbul haritaları üzerinden, Patrona Halil İsyanı’nın toplanma, yürüyüş ve varış noktalarının bir rotasını oluşturabiliriz. İsyanın başlangıç noktası, isyancıların ilk olarak toplandığı yer, bugün Beyazıt Camii ve meydanının sahaflar çarşısı tarafı olarak konumlandırılabilir. Buradan üç kola ayrılarak bugünkü Kapalıçarşı’ya giren isyancılar, esnafı da isyana çağırarak, Kapalıçarşı’yı yürüyerek geçerler. Kapalıçarşı’dan Divanyolu’na çıkan kalabalık, Bahçekapı üzerinden yeniçeri ocaklarının bulunduğu Yeni Odalar’a doğru yürüyüşe geçer. Bugün Divanyolu’nun devamındaki Yeniçeri Caddesi olarak isimlendirilen yolun isyancıların Aksaray bölgesindeki Yeni Odalar’a giderken izlediği rota olduğu düşünülebilir. İsyancılar, isyanı halka duyurabilmek adına Yeni Odalar’a doğru giderken izledikleri rotadan ayrılıp birçok koldan ara yollara da saparak Et Meydanı’na ulaşırlar. Bugün mevcut olmayan bu ara yollar ve Et Meydanı, dönemin İstanbul haritaları üzerinden okunabilir. Eski Odalar’daki yeniçerilerin de isyana katılarak Yeni Odalar’a gelmesiyle, büyük kalabalık varış noktası olan Et Meydanı’nda buluşur ve isyan burada örgütlenir.

İsyanın başlangıç noktasını merkeze alarak, Patrona Halil İsyanı’nın rotasını uzaklıklar ve yürüyüş mesafeleri üzerinden değerlendirdiğimizde, yürüme eylemi ve isyan rotası arasında bir bağlantı kurmak mümkündür. İsyancıların toplanma alanı olarak seçtiği Beyazıt meydanı, isyanın ekonomik sebepleri düşünüldüğünde Kapalıçarşı’ya yakınlığı ve Beyazıt Cami ile ilişkisi bakımından önemlidir. Ancak bunların yanında isyancıların toplandığı alan, uzaklık olarak yönetim merkezi olan Topkapı Sarayı ile yeniçeri ocaklarının bulunduğu Yeni Odalar’ın tam orta noktasında bulunması sebebiyle de dikkat çekicidir. Ayrıca isyancıların varış noktası olan Et Meydanı’nın toplanılan noktadan azami bir yürüme mesafesinde olması da, yeniçeri isyanlarının çoğunlukla bu rota üzerinden ilerlemesinin sebeplerinden biri olarak gösterilebilir.

Sonuç yerine

Divanyolu rotasıyla ilişkili, yazıda konu edilen mekanlardan Sultanahmet meydanı (At Meydanı), Beyazıt meydanı ve Et Meydanı’nın bugünkü sterilize edilmiş mekansallıkları, tarihsel bağlantılarıyla birlikte düşünüldüğünde ilgi çekici bir karşılaştırma sağlar. Bugün Aksaray bölgesinde kalan Et Meydanı, 1826 yılında Vaka-i Hayriye denilen Yeniçeri ocaklarının kaldırılma kararıyla topa tutularak yok edilmiş ve yıllar içinde toplumsal hafızadan da silinmiştir. Yeniçeri Ocakları’nın kaldırılmasıyla şehrin güvenliğini sağlamak adına kurulan polis teşkilatının bugün hala var olan emniyet müdürlüğü genel merkezinin, Et Meydanı’nın yakınlarında olması, tarihsel bağlamda iktidar-ayaklanma-kontrol ilişkisi anlamında dikkat çekicidir. Sultanahmet Meydanı ise, bugün tamamen turistik bir mekan olarak değerlendirilebilir. Meydanın peyzaj düzenlemeleriyle daraltılmış, işlevsiz bir hale getirilmiş olması da, tarihsel referansları düşünüldüğünde yine iktidar ve kontrol mekanizmalarıyla ilişkili olarak okunabilir. Beyazıt Meydanı ise yakın döneme kadar öğrenci eylemleri için hala önemli bir nokta olma özelliğini korusa da, uzun süredir devam eden meydan düzenlemeleri ve yarı inşaat, şantiye haliyle tanımsız bir mekan olarak varlığını sürdürmektedir.

*-Huzursuzluk mimarileri- terimi, Uğur Tanyeli’nin “İsyanların Mekansallığı: İstanbul’un Kadın Asileri ve Huzursuzluk Mimarileri (1730-1908)” makalesi ile ilişki olarak kullanılmıştır.

[1], [3] Uğur Tanyeli, Spatiality of The Rebellions: The Female Rebels of İstanbul and The Architectures of Discontent (1730-1908), İstanbul Araştırmaları Yıllığı 7, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Yayınları, İstanbul, 2018.

[2], [4] Burak Onaran, Padişahı Devirmek: Osmanlı Islahat Çağında Düzen ve Muhalefet: Kuleli (1859), Meslek (1867), İletişim Yayınları, İstanbul, 2018.

Onursal Engel

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: