İz Rotası

 ‘Kent belleğin tiyatrosudur’ (Boyer, 1996)

 Kent belleğin tiyatrosudur benzetmesini yapan Boyer ‘kent belleklerinin birçoğu fiziksel oluşumlar ve izlerin çevresine gömülüdür, geçmiş geleceğe bu şekilde aktarılır. Bir kentin sokakları, anıtları, mimari formları tarihte çok büyük söylevleri içinde barındırır’ diyerek kentin geleceğe bilgi aktarım yönünü de bu şekilde belirtmiştir. (Boyer, 1996)aktaran (Özak, 2008)Peki Divanyolu Caddesi gibi birçok tarihi olaya tanıklık etmiş, tarihten izler taşıyan bir bölge geçmişten geleceğe kentsel belleği yeterince aktarabiliyor mu? Zamansal kent eşikleri açabiliyor mu?

 Divanyolu Caddesi üzerinden planladığım rotanın ana teması, iz sürmek üzerine kuruludur diyebiliriz. Bir mimarlık öğrencisi olarak kentsel artifaktlar arasında bir rota oluştururken; karşılaştığımda beni en çok heyecanlandıran şeyler arkeolojik bulgulardır. Bu heyecanım her ne kadar hüzünle sonuçlansa da yok olma sürecindeki kalıntıları anlamaya çalışmak, dokunmak ve saklama-koruma iç güdüsüyle fotoğraflamaktan geri durmuyorum.

İz Rotası adını verdiğim bu rotayı oluştururken iki farklı zamanda iki farklı yöntem denedim. Birinci gün kendime sorduğum ilk soru kentte sürüklenirken, herhangi bir ön okuma ve başlangıç noktası belirlemeden, tamamen rastlantısallık üzerine kurulu bir rotadan ne elde ederim? Bu rota benim keşif heyecanımı ve merakımı artırır mı?  Birinci gün Yusuf Paşa durağında inip plansızlığın getirdiği bir aylaklıkla Unkapanı’na kadar yürüdüm, rota üzerinde Murat Paşa Camii ve Valide Sultan Camii’lerine uğradım, fotoğrafladım. Her ne kadar rotada salt rastlantısallık hedeflense de rastlantısallığın da sınırları vardı ve bu sınırlar beni kent içinde en çok sevdiğim yerlerden biri olan ve bende metropolün hızından ve  trafiğinden tarihi bir dokuya adım atma algısı yaratan, kentsel bir eşik olan Bozdoğan Kemerlerine getirdi. Kemerlerin ardından ara sokaklarda gezinirken daha önce hiç fark etmediğim ve kemerlerin devamı niteliğinde olan eski bir duvar gördüm ve fotoğrafladım, heyecanla haritayı açtım ve tam da kemerlerin doğrultusunda aynı uzunlukta devam ettiğini gördüm, savımın doğru olma ihtimali ve yeni bir keşif beni mutlu etti, ancak yanındaki yapılardan dolayı uzaktan izleyebildim bu duvarı. Rotamı Beyazıt’a doğru çevirdim ve iki Bizans forumundan izler aradım (Forum Tauri ve Forum Constantine). Daha sonraki gün ikinci bir yöntemle devam etmek üzere rotamı Çemberlitaş Sütunu önünde noktaladım.

İkinci günün ilk sorusu ise, ön okumalar, sanal gezintilerle oluşturulan planlı bir rotada keşif heyecanı ve merakı olur mu? İkinci gün rotasından bahsetmeden önce bu iki soru için ortak bir cevap vermek isterim. Muhtemelen her mimarlık öğrencisi gibi merak ederek gezmek ve keşfetmenin verdiği haz çok başkadır, fakat söz konusu kalıntıları yok olma sürecinde olanbir yer olunca, keşfettiğimin farkında bile olmadan devam ettiğim, göremediğim çok yapı kalıntısı olacaktı. Çünkü arkeolojik kalıntılara gerekli önemin verilmediği, çoğu bulgunun inşa edilecek olan yeni projelerin temel kazısında ortaya çıkmasından ve bulunduktan sonra korunamamasından, belgelenmemesinden aşikar. İlk günün sonunda rastlantısallık daha çok heyecan verir dediğim rotada ikinci gün için yaptığım okumalar sonrası farklı düşünmeye başlamıştım. İkinci gün rotaya Milion Taşı’ndan başladım, bulunduğu noktadan veya arkasında daha görünür olan su terazisinden dolayı görünmezolan ve dikkat etmeyen insanların sadece yanından geçip gideceği bir noktaydı burası. Harabe yapıların fiziksel olarak ayakta duruyor olması onu görünür kılmaya yetmez, binalar yazılı metinler gibidir (Antonas, 2016)ve ancak onu fark edip anlamaya çalışan insan ondan alabileceği bilgiyi alabilir. Sıfır noktasından yaptığım bu başlangıçtan sonraki durak ise yıllardır Sultanahmet Arkeolojik Parkı olarak yapılması planlanmış ancak etrafı hala kapalı ve içerisi kendi kaderine bırakılmış, küçük aralıklardan bakınca bile insanı heyecanlandıran büyük bir arkeolojik kazı alanı; eski Büyük Saray kalıntılarıydı. Yakından fotoğraflamak oldukça zor olduğu için çevresinde çıkabileceğim yüksek bir yapıdan birkaç görüntü alabildim. Hemen yanında Eski Cezaevi’nden dönüştürülmüş ‘Four Seasons’ otel ve sarayla bağlantısı da dikkat çekici. Sultanahmet’teki buluntuların bazılarına ve Büyük Saray kalıntılarına ev sahipliği yapan Arasta Pazarı içerisindeki Mozaik Müzesi de üçüncü durağım oldu. Ardından Yerebatan Sarnıcı kadar bilinmeyen Binbirdirek Sarnıcı’na yöneldim, saatten dolayı ziyaret edemesem de rotamın dördüncü durağı burası oldu. Binbirdirek Sarnıcı’nın karşısında şu an İl Milli Eğitim Müdürlüğü olarak işleyen ve 1952 yılında Adliye Sarayı olarak inşa edilmiş olan modern dönem yapısı bulunmakta. Bu yapıya ön yargılı yaklaşımımı ön okumalara borçluyum. Proje yapım aşamasında ortaya çıkan arkeolojik buluntular için her ne kadar yapının mimarı Sedad Hakkı Eldem korumak adına bir üst örtü önerdiyse de bu öneri kabul edilmemiş ve bulguların birçoğu korunamamıştır1. Yapının kuzeybatısında yer alan Mehmet Akif Ersoy parkı ise mini bir arkeolojik park niteliğindedir, çünkü buradaki eserler beton zeminden ayrı tutularak (!) ve farklılığı hissettirilerek korunmuştur. Her ne kadar fotoğraflarda sadece birkaç eski kalıntı gibi görünse de aslında bu parkın çevrelediği alan erken Bizans dönemine ait saray kalıntılarıdır. ( Lausos ve Antiochos Sarayları)

Her ne kadar ben bu rotada kalıntılardan çok yüzeysel bahsetmiş olsam da Divanyolu Caddesi ve çevresi birçok iz’e ev sahipliği yapmaktadır. Bulguların belgelenmesindeki eksiklik ve bu yapıları koruma yaklaşımı dolayısıyla bugün bölgede herhangi bir okuma yapmadan gezilebilecek rotalar turist rehber kitaplarında olduğu gibi kentin ‘temsili’ halinden ibaret olacaktır.

 

Referanslar

Özak, N. (2008). Bellek ve Mimarlık İlişkisi Kalıcı Bellekte Mekansal Ögeler.

Antonas, A. (2016). Harabenin tektoniği ve yataklı şehircilik. Betonart, 48 , 27-29.

Boyer, M. C. (1996). The City of Collective Memory: Its historical imagery and architectural entertainments.Cambridge: M.I.T. Press.

 1-http://www.kalinti-istanbul.com/item/eski-adliye-binasi/

 

merve çiltaş rota

 

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: