Bulanıklaşmış Kent Deneyimi

Evden çıkıp, bir kez daha Divanyolu’nu deneyimlemek, onunla ilişki kurmak üzere önce Eminönü’ne geçiyor;  ardından da bir “İstanbullu” refleksi ile tramvaya binerek Sultanahmet’e gitmeyi planlıyorum. Kentin deyim yerindeyse yüzyıllar boyu kalbini tarifleyen, kimliğini ve kolektif belleğini oluşturan kentsel doku; onunla bir ölçüde fiziksel olarak iç içe olmama rağmen bulanıklaşarak, dikdörtgen bir çerçeveden algılanan belirsiz imgeler tarifliyor zihnimde. Planımı değiştirerek rotamı uzatıyorum; bu bulanık imgeler deryasında kaybolmak, kenti farklı bir boyuttan ya da boyutsuzluktan deneyimlemek adına. Kentsel dokunun sesi, yerini robotik anons senine bırakıyor. Sesin “Beyazıt- Kapalıçarşı, Beyazıt – Grand Bazaar” ifadesi;  anıtsal faktörlerin yanında kentsel dokuyu oluşturan geçişlerin, bağlantıların, eşiklerin belirsiz imgeleri ile işaret edilen noktanın algılanan ve zihinde var olan anıtsal artifaktlarını bir potada eriterek; kentsel algıyı bir ölçüde sınırlıyor. Böylelikle bireyin hareket mekanizması onun kentle kurduğu ilişkiyi doğrudan etkileyen bir faktör olarak hayat buluyor.

Uğruna tramvaydaki rotamı uzattığım bulanıklaşmış kent deneyimine son vererek, planladığım asıl başlangıç noktasına Sultanahmet’e geri dönüyorum. Kısmen bulanıklık ve kente çerçeveden bakma hali kayboluyor ancak Divanyolu’nun tariflediği güçlü aks; beraber var olduğu, karşılıklı olarak birbirlerini beslediği, çok yönlü ilişkiler kurduğu yakın çevresindeki kentsel dokuyu, yaşamı gölgeliyor. Anıtsal kimliği oluşturan Ayasofya, Sultanahmet Camii, hipodrom gibi kentsel olgular, tramvay kadar tanımlı olmasa da kentsel deneyimi bir iz üzerinden tarifleyerek; yürüyüşün raslantısallığını belli sınırlar içine hapsediyor. Oysa kent; sadece birtakım isimlerin sunduğu deneyimlerinin kolajıyla değil binlerce isimsiz figüranın da katkılarıyla ruhunu, bağlamını şekillendiriyor. Bu eksende yürüyerek Divanyolu’nu deneyimlemek, onun ruhunu keşfetmek ve dinamiklerini anlamak; fiziksel olarak sınırları çizilmemiş ancak zihinde kurulmuş kanıksanmış rotanın deformasyonuyla mümkün oluyor. Beyazıt Camii, İstanbul Üniversitesi’nin anıtsal kapısı, Çemberlitaş olduğu kadar kentsel dokunun karakterini oluşturanlar; aynı zamanda arka sokaklardaki konutlar, pencerelerin önünde asılı çamaşırlar, İtalyanca isimlerden oluşan anlamlandıramadığım markalar, sokaklardaki atölyelere hizmet eden sokakların darlığını da vurgulayan üç tekerlekli motorsikletler…

Bender Uğurlu

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: