Savrulan ya da Sürüklenen bir Rota

Yazının başlığı ile bir giriş yapmak gerekecek olursa öncelikle nereden nereye savrulduğumuza ya da nereden nereye sürüklendiğimize bakmak gerekecek. Ve bunlarla birlikte “savrulma” ve/ya “sürüklenme”nin benim/bizim için ne anlama geldiğini açıklamanın yazıya başlarken iyi olacağı kanaatindeyim.

İlk olarak belirtmem gerekir ki burada “savrulma” olarak tanımladığım ve daha çok bir eylemi değil de oluşu belirttiğini düşündüğüm ifadenin dış etkilerle birlikte şekillenen fakat ağırlıklı olarak içten bir davranışı nitelediğini düşünüyorum. Burada Aldo Rossi’den ve “Şehrin Mimarisi” kitabında ortaya koyduğu “locus” kavramından bahsetmeden geçmek mümkün görünmüyor. Rossi kitabında; “tarihi” sadece bir nostaljik öge olarak görmeyip onu süreç olarak, zaman ve mekan ile beraber değerlendirir. Rossi, buradan yola çıkarak şehrin mimarisini de zaman-mekansal bir oluş olarak ifade eder. Rossi’ye göre zaman ve mekan asla birbirinde ayrı ve kopuk olarak düşünülemez. Şehrin ve şehirsel mekânın oluşumu aynı zamanda şehirlinin kolektif hafızasına bağlıdır. Bütün bunlar bir araya geldiğinde organik bir sürecin sonucunda “kentsel artifaktı” oluşturur. Burada dikkat edilmesi gereken nokta ve şiddetle dikkat çekmek istediğim nokta ise sürecin organikliğidir. Kolektif hafıza tanımı ve oluşu gereği şehir içinde dolaşımda bulunan ve şehri yaşayan her bir bireyin katkısını içerir. Tek bir kişinin ya da bir tek grubun bu kentsel gerçekliği oluşturması mümkün değildir. Rossi’nin “locus” tanımı ise buradaki doğal süreci ve kentsel artifaktın oluşumundaki etkenlerin bir aradalığını ifade eder. Kent İmgesi kitabında “Hiçbir şey kendiliğinden deneyimlenemez. Çevresiyle her zaman bağları olmalıdır, kendisini meydana getiren olaylar dizisiyle geçmiş deneyimlerin hatırasıyla algılanabilir.” diyen Kevin Lynch de bu sözleriyle Rossi’yi destekler.

Kolektif hafızanın ve kalabalık grupların hatıralarının bütün bir kentsel mekânı yarattığının bir kez daha üzerinden geçtikten sonra tekrar başa dönecek olursak, Divan Yolu’ndan Taksim’e oradan ise Yenikapı’ya uzanan bir rotada birtakım örnekler üzerinden süreci inceleyebiliriz.  Bizans döneminde Hipodrom, Osmanlı döneminde ise At Meydanı olarak bilinen bugünkü Sultan Ahmet Meydanı uzun yıllardan beri bir kentsel gerçekliğin temsiliyetini oraya koymuştur. Hipodromda gerçekleşen at yarışları ve gösteriler, Osmanlı dönemine geldiğimizde yerini sünnet törenlerine ve kutlamalara bırakmıştır. Önemli günlerde bir araya gelme ve etkinlik alanı olarak kullanılan meydan aynı zamanda, halkın kendini ifade etmek ve tepki göstermek için toplandığı bir alan olarak da toplumsal olaylara sahne olduğu görülür. Bütün bu bir araya gelişler organik bir bağ üzerinden okunabilir ve buradaki brilikteliğin önce Beyazıt Meydanı’na daha sonrasında ise Taksim Meydanı’na taşınmasında herhangi bir kopukluk yaşanmaz. Burada gözlemeyebileceğimiz durum; kentsel hafızanın, kentsel hafızayı oluşturanların ve kentsel hafızayı oluşturan etkenlerin değiştirici ve dönüştürücü içsel güdülerle bir noktadan bir noktaya “savrulması” olarak ifade edilebilir.

Buna karşıt olarak tanımlayabileceğimiz, organik oluşum süreçlerinin aksine işleyen bir başka durumu ifade eden “sürüklenme” eylemi olabilir. Burada “sürüklenme”yi bir durumdansa bir eylem olarak tanımlamak daha mantıklı olacaktır. Çünkü bu tanımlamayı yaparken ifade etmeye çalıştığım nokta, gözlemlediğimiz hareketin içsel değil daha çok dışsal oluşudur. İçeriden gelen bir güdü ile değil de dışarıdan bir kuvvetin varlığıdır. Dışarıdan gelen ve zorlama olarak bu sürece dâhil olan güç, sürecin organikliğini tamamen bozacak ve kolektif hafızayı bir yıkıma uğratmak suretiyle orada var olanı kentsel bir gerçekliğin de dışına taşıyacaktır. Tam da bu noktada sürece zaten hâlihazırda yapay/doldurma bir alan olarak karşımıza Yenikapı Meydanı çıkacaktır. Ne Sultanahmet’te, ne Beyazıt’ta ne de Taksim’de gördüğümüz sürecin bütünselliğini burada görmemiz mümkün olmayacaktır. Kentlinin kendi inisiyatifi ya da kolektif hafızası buraya taşınmadığı gibi bugüne kadar inşa edilen ve birikimli olarak ilerleyen kültür de bu taşımalı sistemle sekteye uğrayacaktır.

  1. Lynch, K. (2014) “Kent İmgesi”, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 6. Basım, İstanbul
  2. Rossi, A. (2006) “Şehrin Mimarisi”, Kanat Kitap, İstanbul
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: