karaköy iskelesi: ben oyalandıkça benden kaçan bir varış noktası

Oyalanmak ve oyalanabilmek. Oyalanabildikçe daha çok açılan bir çizgi oluşturdu eve dönüş yolu. Beril ve Cemil’le başladı bu yolculuk. Ve onlarla yürüyor olmaktan oluştu. 18.30’da Karaköy İskelesi’nde gerçekleşeceğini öğrendiğimiz bir caz dinletisi için oyalana oyalana Kumbaracı Yokuşu’nda ilerlerken vakit öldürmek için girdiğimiz her çıkmaz sokak, önünde uzun uzun dikilip mutenalaşışını tartıştığımız her yeni dükkan veya kafe, demir parmaklıklar ardından görmeye çalıştığımız Kırım Anglikan Kilisesi’nin bahçesi bizi 18.04’te iskelenin önüne getiren rotamızı meydana geldi. Ani bir kararla 18.05 vapurunun onlarla birlikte benden uzaklaşması, yolculuğumu tekrar dönüştürdü. 18.25. Artık oyalanma taktiklerim bireyselleşmeye başlamıştı; ve beraberinde, etrafımdaki konuşmalara kulak misafiri olabilecek bir iç sessizliği getirdi. 18.45. Oyalanmayı bile bir plan dahilinde organize etmeye çalıştığımı itiraf etmeliyim. Bunu, 19.05 vapurunun da uzaklaştığı ve dinletinin hala başlamadığı şu dakikalarda komik bir detay olarak görebiliyorum. Bu biraz plansız ertelenme, vapur beklerken bile tahammül edemediğim  iskelede geçen 10 dakikalar, şu an içinde fiziksel olarak var olduğum Karaköy İskelesi’nin üst katı, beni mimarlık eğitimimin ikinci yılına, arkadaşlarımın Karaköy’e yapılması planlanan yeni iskele üzerine çalıştıkları 3. yarıyıl projelerine götürdü. O zamanlar fırtınada zarar görmüş eski Karaköy İskelesi yerine  yapılan geçici strüktür o kadar uzun bir zaman orada kalmıştı ki, şu an içinde bulunduğum bu yapıyı benimsemek ve şehirdeki günlük hayatıma kabul etmek biraz zaman aldı. Belki de yine aynı nedenle yargılamıştım, arkadaşlarımın iki katlı iskele önerileri, içinde seyir terasları bulunan, kafeler, performans alanları olan yapılar önermelerini. Şimdi iki katlı bir iskele yapısının üst katında, kafeteryanın terasında Topkapı Sarayı’na ve Boğaz’ın girişine bakan bir masada takipçisi olduğum caz müzisyenlerinin 45 dakikadır başlamayan konserini bekliyorum. 19.25 vapurunun da uzaklaşmasına izin verirken birkaç yıl önce 2. sınıf öğrencisiyken bana hiç gerçekleşemeyecek bir şey gibi gelen etkinliğin bir parçasıyım. 

Burada geçirdiğim iki saate yakın sürede rüzgarın şiddetini, dalgaların şiddetini de müzisyenlerin kaygıları üzerinden fark edebilir oldum. Bir vapur yolculuğuna eklenti olarak tasarlanan, benim de günlük akışıma bu şekilde dahil ettiğim bu etkinlik, vapur yanaşışının gürültüsü ve sarsıntısıyla, denizin iskeleyi savuruşuyla, rüzgarın nota kağıtlarını dağıtışıyla sekteye uğradı. “Se”-“A”-“hey”. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: