Park Otel ”Olayı”

 

19. yüzyılın son çeyreğinde İtalyan Büyükelçisi Baron Blanc tarafından yaptırılan, 60 odalı, kagir bir konaktı Park Otel. İlk ismiyle ‘İtalyan Büyükelçiliği’, ardından Hariciye Nezareti Lojmanı’ydı, boğazın siluetine doğrudan girmiş, Ayaspaşa’nın siluetini değiştirmiş bir suretti. 1900’lerin başında bir yangın geçirdi önce, Miramare adıyla otele çevrildi, ek binalarıyla birlikte ise 1930’ların başlarında ‘Park Otel’e dönüştü. Bu yıllarda çok uğrak bir yer olan Park Otel, civarda yeni otellerin açıldığı yıllara kadar korudu parlaklığını, 1979’da kapandı. Ne olduysa da tam bu noktada olmaya başladı. 80 darbesinden sonra yürürlüğe giren ‘Turizmi Teşvik Kanunu’na dayandırılarak otelin bulunduğu parseller Turizm Merkezi ilan edildi. 1986’da yeni bir otel yapılmak üzere eskisi tamamen yıktırıldı. Yeni yapılacak otel için çevre parseller de satın alınarak otelin arsasına dahil edildi. Sadece parsellerle kalmadı, Ayaspaşa’nın tarihi, karakteristik, dar sokaklarından biri olan ‘Ağa Çırağı Sokağı’, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı Bedrettin Dalan tarafından bir gecede ‘’satıldı’’ ve otelin arsasına dahil edildi. Tamamiyle haksız ve hukuksuz ilerleyen bir süreçle birlikte Park Otel yükselmeye devam etti. Kentin siluetine ve yakın çevresindeki büyük bir alana zarar veren Park Otel inşaatı önce mahalle sakinleri, sonra kamuoyu tarafından protesto edildi. Bu protestolar sonucunda Park Otel’e ait 17 kat tıraşlanmış oldu.

Bu hukuksuz inşaat örneğine müdahale edilmesi her ne kadar kent için gösterilen en büyük direnişlerden biri de olsa,  Park Otel neredeyse bir mahalle ölçeğine denk gelen büyüklüğüyle günümüzde varlığını devam ettirmektedir. Hiçbir kamusal alana yer vermeksizin 2 tane yapı adası büyüklüğüne yayılan otel, yok ettiği sokağın ‘sözde’ izini kendi içerisinde yaratıyormuş gibi görünen fakat etrafından yürünürken dış duvarlarının metrelerce devam ettiği, tamamen içine kapalı bir plandadır. Vaziyet planından okunduğu haliyle, yapının yayıldığı alanın içerisindeki metrelerce kot farkını göz ardı ederek, boşluksuz bir kütle olarak oturduğu, bu sebeple içerisindeki birçok katın bodrum kat olarak kalmış olabileceği farkedilebilir. Bu farklı kotlara erişimi de kullanmaksızın kamusal hiçbir faaliyete veya geçirgenliğe izin vermeyişi bir yana, hava fotoğrafından okuyabildiğimiz gibi yakın çevresindeki tüm binaların ortak olduğu altyapıyı ve diğer hakları nasıl sömürdüğü gözle görünür haldedir.

 

Referanslar;

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: