Nevzat Sayın’ın Malatya Cami Tasarımının Alternatif Yaratabilme İhtimali Üzerine

Türkiye mimarlık ortamının büyük tabularından biri olan cami tasarımı sorunsalı, her ne kadar ülke tarihinde alternatif örnekleri barındırsa da hala tartışmalı bir konu olmaktan öteye geçememiştir. Bu durumu, ülkenin siyasal islam politikalarından sıyrılamamasına ya da başka bir ifadeyle mahalle baskısından kurtulamamasına dayandırabilsek de 2018 itibariyle Türkiye’de 90.000’e ulaşan cami sayısı* düşünüldüğünde, mimarların bu konu hakkında daha fazla konuşması mesleki bir sorumluluk olarak ortada durmaktadır, yorumu yapılabilir.

Yıllar içinde alternatif örnekler ortaya koyulmuş olsa da (Meclis camii, Kınalıada camii, Sancaklar camii..) bu yapıların tekil örnekler olarak kalması ve bunun da Türkiye coğrafyasındaki camii tipolojisine ve genel mimarlık üretimine etki edememesi bir problem olarak gözükmektedir.

“Fark ettik ki cami dendiğinde kubbeli bir ana mekâna sahip minareli yapılar anlaşılıyor genellikle, yani Sinan’ın camileri akla geliyor. Hâlbuki ikinci bir alternatif daha var: Ulucami şeması olarak da bilinen sonsuz plan! 12. ve 13. yüzyıllarda Selçuklular ve Beylikler döneminde yapılmış “sonsuz plan”ın müthiş örnekleriyle tanıştık.” [1] -Nevzat Sayın

1- Tüm bunların üzerine Nevzat Sayın’ın Malatya Camii önerisi, hem kütlesel hem de mekan organizasyonu olarak bir alternatif yaratabilir miydi? İç mekanındaki çok ayaklı taşıyıcı strüktür, kubbesiz plan, kadınlar mahfilinin düşünülerek tasarlanması, minarelerin hava bacaları olarak kullanılması gibi farklılıklar ülkedeki sürekli artan cami üretimini etkileyebilir miydi? Malatya gibi bir Anadolu şehrinin tam orta yerinde bu büyüklükte bir cami tasarlamak, pratik bir mimarlık üretiminin eleştirel olabilme potansiyeli taşıması için bir örnek oluşturabilir miydi?

“O halde, tarihi yassıltmak aslında güncele sahte bir eskilik atfederek meşrutiyet kazandırmaktan ibarettir. Erken Modern insan kendi modernliğine ikna olmaktan zorlandığı, kendi düşünme yetisine bir türlü güvenemediği için, geçmişten doğrulama almak ister. Ama, geçmiş çoktan yitip gittiğinden, yani güncel geçerlilik taşıyamayacağından ötürü, bunu ancak tarihi yassıltarak başaracaktır.” [2] – Uğur Tanyeli

2- Bambaşka bir açıdan bakarak, Türkiye’nin önemli mimarlarından Nevzat Sayın’ın bile bir cami projesi yaparken, tarihsel referanslara başvurmaktan kaçamaması, yapısının alternatif bir cami tipolojisi oluşturabilmesi ya da “modern” olabilmesinin meşrulaştırma yollarını Selçuklu dönemi mimarlığında araması, ilgi çekici bir detay, spekülatif bir yorum olarak öne çıkabilir.

[1] http://www.mimarizm.com/haberler/baska-hicbir-sey-olamayacak-kadar-mimar-oldugum-icin-seviniyorum_117737?PageNo=2

[2] Uğur Tanyeli, Rüya İnşa İtiraz, “Tarihi Yassılaştırma Saplantısı”, Boyut Yayıncılık, 2013, İstanbul

*-https://www.birgun.net/haber-detay/cami-sayisindaki-artis-nufus-artis-hizini-gecti-198305.html

Onursal Engel

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: