Zümrüt Kadehin Kubbeleri – Bursa

‘Hiçbir şey düşünmek istemiyorum. Sadece bu anı ve aydınlığı Bursa ovası denen büyük ve zümrütten yontulmuş kadehten içmekle kalacağım.’

‘Tabiat, bereketiyle sanki bütün etrafı ezmek istiyormuş da sonra tam zamanında yetişen bir ölçü hissiyle bundan vazgeçmiş gibi.’

                                                                                                                        Ahmet Hamdi Tanpınar

 

Resim (4)

Bu kartpostal, sadece bir anı yakalamanın çok ötesinde, adeta Bursa’nın mekânsal atmosferini gözlemciye ilk bakışta tek bir zamana takılı kalmadan aktarmanın bir aracı olarak karşımızda duruyor. Şehrin maddesinin içindeyken hissedilenlerin uzaktan bir betimlemesi olarak. Bursa’nın düzlüğü, sokaklarında yürürken kendini hissettirirken, o her yerden görünen Uludağ silüetinin bu düzlük için bir dayanak teşkil etmesi, onu çevrelemesi ve tutması hissinin, çoğu kez kelimelere dökülmeyen bir tezahürü olarak. Tanpınar için Bursa ovasının en güzel tarafı, Muş ve Erzurum ovası gibi sonsuz uzanmamasıdır. ‘Gözün lezzet alabilmesi için yetecek derecede büyük ve geniş, o kadarla kalıyor. Onun için daha ziyade bir sanat eserine benzer.’ (Tanpınar)

Kartpostalda düzlük ve dağlar iç içe geçmiştir. Biz bu ikisinin tezatlığını, yapılı olan ile doğal olanın dokularının keskin ayrışmışlığıyla hissederiz. Dağlar siluetleriyle kendini ayrıştırırken, şehir kubbe ve minarelerin çokluğu ile ayrı bir form çıkarır karşımıza. Bu ikisi yamaçlarda birbirinin içine geçerken, hala ayrı ayrı seçilebilecek durumdadır. Sadece Ulu Cami ve Yeşil Cami’dir kendini bu kubbeler dokusunun içinde belirginleştiren. Aralarındaki onlarca başka kubbe üzerinden birbirleriyle konuşur gibi gözükürken, şehrin, tarihin ta kendisi olduğu da böylelikle açığa çıkar. ‘Uğradığı değişiklikler, felaketler ve ihmaller, kaydettiği ileri ve mesut merhaleler ne olursa olsun o, hep bu ilk kuruluş çağının havasını saklar, onun arasında bizimle konuşur, onun şiirini teneffüs eder ‘ (Tanpınar). ‘Bursa’nın Osmanlı Devleti’nin başkenti olduğu dönemde başa geçen sultanlar Bursa’nın farklı bölgelerinde kendi isimleriyle anılan külliyeler yaptırmışlar ve konut alanlarının bu külliyeler çevresinde gelişmesiyle Bursa’nın Osmanlı dönemindeki kentleşme modeli oluşmuştur.’ (Dostoğlu)

Erken tarihin bu kadar baskın olmasının yanıltıcılığına kanmadan, araya karışmış daha yeni dönem yapılarını da okuyabiliriz bu kartpostalda. Uzun zaman kuruluş dönemi etkisinde kalan şehir, 19.yy’da Tanzimat Fermanı’nın etkisiyle geç de olsa bir sanayileşme dönemine girerek bugünün Bursa’sının temelleri atılmıştır. Bu dönemin kamusal yapıları da kartpostalda kendine yer edinir, fakat kuruluş dönemi peyzajında birincil öneme sahip elemanlar olarak okunmazlar. Günümüzdeki Işıklar Askeri Hava Lisesi’nin binası çıplak bir tepeden şehre bakmaktadır. Böylelikle, tarihi kentin dışında bir yükseklikte, belki de yeni bir dönemin başlangıcını sembolize etmektedir. Bu farklı zamansallıklar hakkında Tanpınar şöyle der; ‘Tanzimat ve ona yaklaşan zaman şüphesiz ki geniş manasında yapıcı bir devir olmuştur. Fakat sadece yapmakla kalmış, asıl yaratmaya gidememiştir.’ Buna karşılık kuruluş devri mimarisinde ‘maddeye geçmesi ısrarla istenilen bir ruh ve iman ‘ vardır.

merve mertol

 

Kaynakça:

Tanpınar A. H. , Beş Şehir, Dergah Yayınları, 2005                                                                           Dostoğlu N. , Bursa’da Geçmişten Günümüze kentsel ve Mimari Değişim, http://btch.org.tr/gorsel/haberler/ayin-makalesi/neslihan-ayin-makalesi.pdf, 2015

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: