Ankara’dan Gelen Kartpostal: Geriye Kalmış Şimdi*

kartpostal1

1933-34 yılları arasında uluslararası bir yarışmada birinci olarak seçilen Şevki Balmumcu’nun Sergievi projesi, çağdaş ve yeni bir ulus yaratmak için Ankara’nın semti Ulus’da inşa edilir. Yeni kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti’nin büyük kamu binalarının, projelerinin yabancı mimarlar tarafından üstlenildiği bir dönemde, uluslararası bir proje yarışmasında bir Türk mimarın birinci olması ise büyük heyecan uyandırır. Kendi zamanında Uluslararası Üslup olarak adlandırılan mimari anlayışla tasarlanan Sergievi Binası, yarışmaya ilişkin duyuruda yer alan ilgili maddede “Bina modern mimari tarzında olacaktır.” şartını yerine getirir. [1] Hasol, Sergievi Binası’nın fizikselliği üzerine şunları söyler: “ O dönemde Art Deco’nun Streamline Moderne diye anılan türüne uygun tarzda tasarlanan yapı, birbirini dik olarak kesen iki kitleden oluşur. Caddeye paralel uzun eksende, yapının uçları yarım daire olarak sonlandırılmıştır. Bu uzun kitleyi kesen kısa kitle, üç tesisat kulesi ve bunların arkasındaki kare planlı bir kuleden oluşur. Uzun kitlede yer alan pencere sırası, bu bölümdeki yataylık algısını güçlendirir…” [2] Fakat yapı çok kısa bir zaman sonra (1948’de), üstten inen bir kararla, Paul Bonatz tarafından tarihselci yaklaşımla aktarılan bezeme öğelerinin eklenmesi ve saat kulesinin yıkılmasıyla Opera Binası’na dönüştürülür. [3] Dönüşüm kararının uygun bulunmaması mimarlık camiasında yankı uyandırsa da karar gerçekleştirilir.

Kartpostal’da şapkalı erkeklerin ve caddenin ardında görülen de günümüzde hala aynı işlevle kullanılan Opera Binası’dır. Fakat kartpostalda görülenler arasından kendisinden sapmasına karar verilen sadece Sergievi Binası değildir. Bugün Opera Binası’nın yarım daire olarak tasarlanan uzun kitlesinin sebebi uluslararası üslup olarak değil, oldukça yakınından geçen, Atatürk Bulvarı’ndan Talatpaşa Bulvarı’na geçişi sağlayan yükseltilmiş virajlı yol gibi görünür. Virajın mı yoksa yarım daire planının mı daha önce orada olduğuna dair karar vermek zorlaşır. Günümüzde Ankara’da yürümenin mümkün olmaması mı 1950’lerdeki yatırımları karayollarına kaydırmıştır? Yoksa taşıt yollarının kentin büyük bir bölümünü kaplayarak yürümeye izin vermemesi mi? Benzer biçimde caddede yürüyenler sadece erkekler olduğu için mi kartpostal bu şekilde üretilir? Yoksa kartpostal, kadınların az evvel yürüdüğü caddeyi mi gösterir? Bu kartpostaldan geriye kalan, şimdi.

  • Alberto Manguel “Tanpınar’ın izinde beş şehir adlı denemesinde farklı zamanlardaki farklı olayların birbiriyle ilişkili olma kurmacası üzerine şöyle söyler: “Uzak geçmişten böyle olaylar, burada, insanda çağdaşmış hissi uyandırıyor ve tarihsel zaman, bugünkü bütün olayların kesişmesine bir tür düzen vermek için yapılmış bir toplantı; beşinci yüzyılda Boethius’un ebediyetin yapıcısı diye tanımladığı nunc stans ya da ‘geriye kalmış şimdi’”. [4]

 

Elif Hant

 

Referanslar

[1]  Akpolat, M. S. (2003). Mimar Şevki Balmumcu’nun ve Ankara Sergievi Binası’nın Üzüntü Verici Öyküsü. Kebikeç16, 309-321.

[2]  Hasol, D. (2017). 20.Yüzyıl Türkiye mimarlığı. İstanbul: Yem yayın.

[3] (n.d.). Retrieved June 04, 2017, from http://v3.arkitera.com/h56343-gecmisin-modern-mimarligi-9-ankara-2.html

[4]  Manguel, A. (2016). Tanpınar’ın izinde beş şehir: deneme. İstanbul: YKY.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: