Üsküdar – Harem: Kentsel Kolaj İçinde Bir Rota

Kentsel mekan bugün birbirinden farklı disiplinlerin ve çalışma alanlarının ilgi alanı olmuş durumda ve kentsel tasarım, planlama, mimarlık disiplinleri içinde de kentsel mekan üzerine fikir, eleştiri ve teori üretme konusunda çok farklı yaklaşımlar ve yöntemler geliştiriliyor. Mimari eleştiri, günümüz mimarlık ortamında inşa edilmiş bir yapının eleştirisinin ötesinde daha kapsamlı ve daha geniş bir alana yönelmiş durumda. Mimarlık yazınından, kentsel mekana, mimarlıkla ilişkili gündelik hayat pratiklerine, geniş bir alanda eleştirinin üretildiği görülüyor.

Burada görülen çalışma kentsel mekanda, onun üzerine ve onun içinden eleştiri üretmeyi amaçlıyor. Kentsel mekana yönelik yüzyıl başındaki yöntemleri ve algıyı değiştirmeye çalışan 1960 sonrasında yapılan teorik çalışmalar, bu çalışmanın üretmeye çalıştığı eleştirel düşüncenin dayandığı kaynaklardır. Bu çalışmaların ortak yanı planlama disiplini içinden üretilen kent mekanı düşüncesinin günümüz kentleri için yetersiz olduğu, indirgemeci yaklaştığı, çok sınırlı bir bakış açısı tarif ettiği için yeni kentsel teoriler önermeleridir. Önerilen teoriler kentsel mekanın içinden, kentlinin deneyimine dayanan ve kentsel oluş ve dinamikleri dikkate alan yaklaşımlar olarak tanımlanabilir.

Bu çalışmanın amacı bahsi geçen yaklaşımlar doğrultusunda kent mekanında seçilen bir rota üzerinden eleştirel bir eskiz/kolaj üretmek ve bu üretim üzerinden eleştirel bir bakış açısı kurmaktır. Burada seçilen rota; kentsel mekan içinde, tekdüze olmayan, farklı işlev yapıları ve alanlarını, farklı tarihsel döneme ait yapıları, içinde barındıran bunlar ile karşılaşma ve deneyimleme olanakları sunan, kentsel mekanın kentliler tarafından nasıl kurgulandığının ipuçlarını barındıran bir rota olması sebebiyle seçilmiştir. Üsküdar Meydanı’nın sahil hattından Harem Otogarı’na kadar olan bu çizgisel rota park, meydan, transfer noktaları, sahil yürüyüş yolu, ve harem otogarı gibi faklı işlev ve karakterde alanları barındırır.

Yürüyüş kentsel mekanı algılamak ve kentsel mekan üzerine ve onun içinden eleştiri üretmek için yapılan bir eylemdir. Yürüyüş kentin belirli bir alanını, belirli bir zaman diliminde kat ederek deneyimlemek olarak görüldüğünde çizgisel bir iz üzerinde karşılaşılan yapılar, durumlar, bölgeler, olayların anlık bir haritası olarak nitelendirilebilir. Bu karşılaşılan durumların grafik ifadeye aktarımı ve bu grafik ifade üzerinden kentsel mekana dair bir eleştiri üretmek amaçlanmıştır. Bu durumda iki fazlı bir çeviri (translation) vardır. Bireysel olarak elde edilen deneyimin grafik ifadesi ilk fazı oluştururken bu grafik üzerinden üretilen eleştirel metin olan bu çalışma ikinci fazı oluşturur.

Üsküdar Meydanı – Harem Otogarı hattının rota olarak seçilmesinin amacı bu rotanın birbirinden farklı karakterde iki alanı kat edecek olması ve ilk bakışta oldukça tanımlı alanlar gibi görünmelerine rağmen ardışık olarak, tanımlı bir süre içinde deneyimlenmeleri ile, değişmez görünen mekansal nitelikleri dışında başka niteliklerinin de açığa çıkacağını düşündürmeleridir. Rotanın içerdiği sabit mekanlar aslında değişkenlik de göstermektedir.

Park
Park, Üsküdar Meydanı’nın kenarında çevresine göre nispeten sakin ve dinlenilecek bir alandır. Bu rotadaki kentsel kolajı kuran ögelerden biridir. Parklar, kentsel mekan deneyiminde çalışma transfer alanları gibi yoğunlaşma gerektiren alanlara karşıt niteliklere sahiptir. Nitelikleri karşılaştırıldığında yapılı çevrenin karşısında yer alır. Parklar sakindir, yoğun sirkülasyona tabi değildir, sert zeminleri daha azdır, yeşil alanları fazladır, işlevsel olarak boş vakit geçirmenin dinlenmenin mekanıdır, kentsel yoğunluktan kaçıp bir nefes almanın yeridir. Rotanın üzerinden geçtiği kolajın içinde parklar diğer kentsel alan ile işlevi ve mekansal karakteri açısından kendine özgü bir alan olarak görülür.

Üsküdar Meydanı’nın kuzeyinde Boğaz kıyısındaki bu park meydan içindeki yoğun hareket sebebiyle bir türlü yer alamayan durma ve dinlenme, boş vakit geçirme gibi eylemleri barındıran, aslında meydandan kopuk da olsa meydanın bir uzantısı gibi işlev gören bir alandır. Parkın rıhtımına demirleyen yolcu motorları sebebiyle Boğaz manzarasına yalnızca kısmen hakim olması sebebiyle kendi içine de dönük bir karakteri vardır. Üsküdar meydanının kullanıcıları, transfer halinde olup mola vermek isteyenler bu alanı kullanırlar. Park, Üsküdar Meydanı’na deniz tarafında motor ve vapur iskelelerinin kara tarafında taksi, dolmuş, ve otobüs duraklarının olduğu bir transfer platformu ile bağlanır. Bu transfer platformu çok yoğun ve hareketli insan trafiği içerir bu yüzden park ve meydan arasında bir tampon görevi görür. Park böylelikle meydanın dolaylı bir uzantısı olmuştur.

Transfer Platformu
Meydanın denize açılan tarafında motor ve vapur iskeleleri otobüs, dolmuş, taksi durakları, Marmaray istasyonunu içeren temel işlevi yolcu transferlerinin dağıtımı olan alandır. Bu alanın vapur iskelelerinin bulunduğu bölümü ticari işlevleri de barındırır. Çiçekçiler, büfeler, seyyar satıcılar, gazeteci, geçici kurulan tanıtım stantları bu alanda vapur geliş gidişlerindeki zamanlarda ihtiyaçların giderilebileceği alanlardır. Bu alan meydanın diğer alanlarına aynı anda daha fazla insan barındırdığı ve biraz oturma ve dinlenmeye de imkan tanıması sebebiyle sokak müzisyenleri tarafından da kullanılmaktadır. Meydanın baskın transfer karakterini içindeki işlevler sebebiyle biraz olsun değiştiren bir alandır. Mihrimah Sultan Camii bu alana üstten bakan bir balkon gibi yukarıda yer alır. Aradaki otobüs durakları sebebiyle platform ile doğrudan bağlantılı değildir.

Marmaray ve Meydan
Marmaray tren istasyonu ve istasyon yapılarının meydanda işgal ettiği alan bugün peyzaj olarak düzenlenmiştir. İstasyonun yer üstündeki yapılarının arasında kalan bu alan bugün işlevsiz atıl bir alan olarak durmaktadır ve sahil hattı ile istasyonun arkasındaki konut bölgesinin bağlantısı kesilmiştir. Sahil hattına paralel istasyon yapıları bu alanı bloke etmektedir. Marmaray istasyonunun önü otobüs duraklarının bulunduğu bir alandır. Bu alanın karşısındaki rıhtım da dönemsel olarak geçici bir yapı ile fuar ve tanıtım işlevi ile kullanılmaktadır.

Şemsi Paşa Camisi ve Çevresi
Kıyıda bulunan Şemsi Paşa Camisi’nin etrafında manzaraya hakim konumda kafeterya ve restoranlar bulunmaktadır. Caminin güneyinde Üsküdar Evlendirme Dairesi ve askeri gazino yer alır. Bu bölge meydanın diğer tarafına göre farklıdır. Boğaz manzarasına hakim olması sebebiyle kafeterya ve restoran işletmelerini barındırır.

Salacak Sahili Yürüyüş Hattı
Şemsi Paşa Camisi’nden Harem Otogarı’na kadar olan sahil hattı; yürüyüş yolu, arkasındaki cadde ve caddenin diğer tarafında yer alan restoranlar ile Tarihi Yarımada ve Kız Kulesi manzarasına hakim bir bölgedir. Özellikle gün batımı manzarasını izlemek için tercih edilir. Bu bölge arkasındaki konut alanı ile ara bulunan kot farkı ve yüksek set duvarları ile ayrılmıştır. Bu yüzden bir ucu meydandan diğer ucu Harem Otogarı tarafında olmak üzere temelde iki uçtan erişilen bir bölgedir. Bu bölge ya araçlar tarafından transit olarak kullanılır ya da buraya manzarayı izlemek için gelenler tarafından kullanılır.

Harem Otogarı
İstanbul’un günümüzde merkezi etkisini kaybetmiş olmakla birlikte Anadolu’ya giden şehirlerarası otobüslerin kalktığı terminaldir. Anadolu’ya bağlanan en eski arterin ucunda boğaz kenarında yer alması sebebiyle bu bölgede bulunmaktadır.

Yürüyüş rotası boyunca edinilen gözlem ve bilgi doğrultusunda bu rota üzerindeki alanlar temel işlev ye yapısal özelliklerine göre öncelikli olarak yukarıdaki gibi ayrılmıştır. Yukarıda belirtilen alanlar ve yapılar rota üzerindeki alanların kentlinin imgesinde nasıl yerleştiğini ortaya koymak adına, Kevin Lynch’in “Kent İmgesi” kitabında yaptığı yöntemle yapılmıştır. (1) Konu edilen kentsel mekanın öncelikli olarak imgesel çözümlemesi yukarıdaki gibi tanımlanabilir.
Kentsel Kolaj
Rota boyunca karşılaşılan farklı tarihsel, üslupsal, niteliksel özelliklere sahip yapılar, bölgeler, alanlar birbirinden farklı nitelikleri ile bir araya gelip tekil olarak sahip oldukları niteliklerinin ötesinde daha karmaşık ve yeni niteliklere sahip bir kolaj oluşturur. Colin Rowe ve Fred Koetter Collage City’de kentsel mekanda çözülmesi mümkün olmayan ikilikleri bir araya getirmenin faydası üzerinde durur. (2) Birbirine karşıt olan ve çözülemeyen ikiliklerin bir araya getirilmesinin ve ortada bırakılmasının mesele ile yüzleşmeye olanak sağlayacağına ve tartışma açacağına vurgu yapar. Kentsel mekanda bir rota üzerinde yürümek bu ikiliklere maruz kalınacak ve bu bağlamda ilgili bilgi ve eleştirinin üretilebileceği bir deneyim oluşturacaktır. Kentsel mekanın bir örneklemi olan bu rota bu çelişkilerin bir arada görülebileceği bir yöntem sunar. Rota üzerinde yukarıdaki alanlar, bölgeler, yapıların kuruduğu kolaj üzerinde kurulan ilişkiler üzerinden bu rotanın yapılarının nasıl etkileştiği anlatılmaya çalışılacaktır.

1

Şekil 1 – Meydan Bölümünde Alanlar

Üsküdar Meydanı İstanbul’un tarihi meydanlarından biridir ve tarihsel niteliği, meydanın değerini ve hakettiğini bulamadığı bugünkü durumunda eleştiri konusu olmaktadır. Eleştiriler, meydanın tarihsel karakterine ait olmayan hoyrat düzenlemeler üzerinde yoğunlaşmaktadır. Eleştirilerin çoğu, geçmişin nostaljisini arayan, meydandan sahip olduğu değerli yapıları yüceltmesi gerektiğini düşünen bir anlayışa sahiptir. Yakın zamana kadar meydan ulaşım ihtiyaçları ile çok uzunca bir zamandır büyük bir kısmını şantiye terk etmişti. Bugün ise meydanın ortasında Marmaray istasyonunun niteliksiz yapıları ve işgal ettiği alan yer alıyor. Gelecekte başka yapılar da şüphesiz bu meydan üzerinde yükselecek. Meydanın kentsel karakteri düşünüldüğünde Rowe ve Koetter’in sorduğu sorular önem kazanıyor. (2) Neden geçmişin nostaljisi yerine geleceğin nostaljisini tercih etmek konusunda istekli olmalıyız? İdealimizde olan model şehir bilinen psikolojik ve fizyolojik yaradılışımıza uygun davranabilir mi? Bu ideal kent açıkça aynı zamanda hem hafızanın hem de ilhamın sahnesi olarak hareket edebilir mi? Rowe ve Koetter Collage City’de kentsel mekana dair bu ikili düşüncelerin bir araya gelebileceği bir model önerirler. İİkiliklerin ancak ‘kolaj’ olarak tarif ettikleri yöntem ile çözülebileceğini söylerler. Nesnelerin kendi bağlamlarından çıkarıldığı ve bağlamları dışında hareket etmeye zorlandığı bu kolaj yaklaşımının, ütopya ve geleneğin aşkın problemleri ile baş etmek için tek yol olduğunu söylerler.

Deneyimlenen rota bu bağlamda bir kolaj olarak tekrar kurulmaya çalışılmıştır. Meydan ile bugüne kadar ilgili eleştiri üreten yaklaşımlar geçmişin nostaljisini bugüne çağırmak derdini gütmektedir. Oysa burada bir deneyim imkanı olarak önerilen rota ve onun ardından üretilen eskiz ve kentsel kolaj meydanın yapı bölge ve alanlarını kendi ve tarihsel bağlamları dışında yeni ilişkiler kurabilecekleri ve üzerlerinden kurulabilecek yeni ilişkileri sorgulamak üzere önerilmektedir. Kentsel mekanda kente dair hatıramızda kalanlar aslında süreç içinde kurulan, kopan, silinen, tekrar kurulan bu ilişkilerdir. Aldo Rossi ‘Şehrin Mimarisi’nde kentsel ‘artefakt’ olarak tanımını yaptığı durum budur. (3) İngilizceye artefact olarak çevrilmiştir ancak kelimenin aslı fatti italyanca da daha geniş bir anlam kümesine işaret eder. Fatti, gerçekler, olaylar, hareketler, eylemler, başarılar gibi anlamlara gelir. Kentteki her bina tasarlanır, inşa edilir, bir süre için kullanılır ve muhtemelen yıkılır. Ancak kentin kendisi tüm bu süreçler boyunca kendisini devam ettirir ve kent hakkındaki kavramsal fikrimiz onun hatıralarında gömülüdür. Rossi’nin kentsel artefakt olarak tarif ettiği şey tarihsel süreç içinde oluş halinde olan ve hatıraları ile yaşayan elle tutulamayan ancak bugünde gerçekten kavranan şeydir. Bu çalışmanın önerdiği bu bağlamda rota üzerindeki parçaların ve bütünün oluş halinde bugün değerlendirilmesidir. Bu sebeple rota üzerindeki kentsel parçaların ilişkilerine yoğunlaşmayı önermektedir.

2.png
Şekil 2 – Salacak Sahili

Rota üzerinde ilk bakışta temel işlevler ile tanımlanmış olan alanlar arasında ilişkiler kurulur. Bu bölgeler içinde gerçekleşen eylemler mekanların birbiri içine geçmesini ve tanımlı sınırlarının bulanıklaşmasına sebep olur. Eylemler bu alanların işlev bazında var olan tanımlarının da değişmesine yol açmaktadır. Park ile meydan, ulaşım platformu olarak tanımlanan alan ile birbirine bağlanır. Park ölçeği ve ilişkileri sebebiyle meydanın kamusal alan eylemlerine olanak sağlayan bir mekan olmuştur. Gündelik boş zaman geçirme ve dinlenme etkinliklerinin yer aldığı bir yer haline gelmiştir. Parkın uzantısı olan ulaşım platformu, içinde yer alan ticari ve hizmet işlevleri ile sadece bir geçiş noktası değil, küçük bir çarşı gibi çalışır. Çiçekçiler, seyyar satıcılar büfeler ve gazete bayileri bu alandaki ticari ve hizmet etkinliklerini oluştururken platform siyasi parti tanıtımları, sokak müzisyenlerinin küçük konserlerine de yer açar. Transit bir geçiş alanı olan bu bölge fiziksel olarak bir meydan gibi tanımlanmasa da bir kent meydanında bulunacak işlevleri de barındırır. Ulaşım platformunun Marmaray tarafındaki uzantısı daha sakin olmakla birlikte deniz kenarındaki rıhtımda süreli olarak sergileri barındıran geçici bir strüktür kurulur. Üsküdar Meydanı’nın diğer taraftan asıl etkin çarşı le doğrudan bağlantılı kısmı denizden içeridedir ve bu alan ile mesafesi ve konum ilişkisi bakımından kopuktur. Marmaray istasyonu ve ulaşım birimleri araya girer ve bu ilişkiyi dolaylı hale getirir. Üsküdar Meydanı böyle bakıldığında ilki rıhtım meydanı ve ikincisi çarşı meydanı olmak üzere iki parçalıdır.

3

Şekil 3 – Yürüyüş rotası, temel işlev alanları, nirengi noktaları ve fotoğraflar

Rotanın üzerinden geçtiği kolajın keskin ayrım noktası kıyıda yer alan Şemsi Paşa Camisi’dir. Şemsi Paşa Camisi ve çevresi Boğaz manzarasına hakim kafeteryalar ve restoranların yoğunlukta olduğu bir yerdir. Salacak Sahili’nin yürüyüş parkuru bu noktadan başlar. Boğaz manzarası burada döner. Manzaranın meydan tarafı yeni İstanbul siluetine bakarken, camiden sonrası eski İstanbul siluetine hakimdir. Bu yürüyüş parkurunun manzara açısından özelleşmiş bir kısmı bir tiyatro salonu gibi düzenlenmiştir ve fonunda tarihi yarım adanın olduğu Kız Kulesi manzarasına bakar. Bu alan belediye tarafından yapılmış servis büfelerinin tekrarı ve onların aralarında bulunan seyir terasları ile özelleştirilmiştir. Kız Kulesi çevresini de şekillendirmesi bakımından bu rotanın en belirgin nirengi noktasıdır. Rotanın devamı Tarihi Yarımada manzarasına hakim olarak devam eder. Yolun diğer tarafı yine bu manzaraya hakim restoran ve kafeterya işletmeleri ile örülmüştür. Salacak sahili hattı arkasında bulunan konut dokusu ile etkileşimi olmayan yanızca Üsküdar ve Haremden girişi olan uzunca bir hat olarak çizgisel bir form ile tanımlanabilir. Bu hat işlevi, yönelimi ve ilişkileri bakımından Üsküdar sahilinden çok tarihi yarımadaya aittir.

Rotanın deneyimlenmesi süreci boyunca çekilen fotoğraflar bir mesafe çizelgesi üzerinde yerleştirilmiştir. Fotoğraflar çekilirken birbirinden farklı nitelikleri belgelemesi üzerinde durulmuş birbirinin aynı olan şeyleri gösteren kareler dahil edilmemiştir. Böyle bakıldığında park ve meydan çevresinde oldukça dar bir alanda daha fazla fotoğraf elde edilmişken, sahil hattında çekilen fotoğraf sayısı azalmaktadır. Bununla birlikte sosyal medyada bu bölgede paylaşılan fotoğraflar incelendiğinde meydan tarafındaki fotoğrafların çeşitlilik gösterdiği (cami, çeşme, vapurlar, park, müzisyenler, çiçekçiler) sahil tarafındaki fotoğrafların ise Kız Kulesi ve tarihi yarımada manzaraları üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Bu iki edimsel örnek bu alanların karakterlerinin birbirinden ayrıldığının göstergesidir.

Rotanın kat ettiği alan bu çalışmadaki gibi bir kentsel kolaj olarak değerlendirildiğinde kentsel parçaların kolajı nasıl kurduğu bu parçaların ilişkileri göz önünde bulundurulduğunda kentsel mekana yaklaşım konusunda alışılagelmiş yöntemlerin dışında yeni bakış açılarının, yeni bilgi ve eleştiri alanları açtığını söyleyebiliriz. Kolajın parçalarının zorunlu bağlamları dışında yeni ilişkiler kurabileceği olası bağlamlar içinde değerlendirmek kentsel mekana bakış açımızı değiştiren önemli bir kazanım sağlamaktadır.

Uğur ÇALDAŞ

Referanslar:

Kevin Lynch, Kent İmgesi, 1960, MIT Press
Colin Rowe & Fred Koettter, Collage City, 1978, MIT Press
Aldo Rossi, The Architecture of the City, 1984, MIT Press

Reklamlar

About ugurcaldas

Mimar, Architect

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: