kartpostal- adı yazılırsa: Ankara

ankara-kartpostal.jpg

Bu kartpostalın Ankara’dan bir görüntü olduğunu bilmem; adı kartpostalda yazdığı içindir. Ankara yazısı olmasa dünyadaki herhangi bir şehirden çekilmiş herhangi bir fotoğraf olarak düşünebilirim. Bazı kartpostallarda şehrin simgesi haline gelmiş yapılar odaklı bir görüntü aktarımı vardır. Bir kartpostal oraya ait bir görüntüyü aktarıyorsa ve özellikle belirli bir görüntüyü aktarıyorsa toplumsal belleğe kazınmış bir anlığı mı aktarır? Paris’teki Eiffel Kulesi’ni düşünelim. Şehrin simgesi olan bu yapıyı orada yaşamayanlar bile bilir. Bu bilgi kartpostal, anahtarlık gibi birçok taşınabilir eşya ile tüm dünyayı dolaşır. Barthes da Eiffel Kulesi için Paris’e kazandırdığının yalın, kalıpsal biçimi ile sonsuz bir şifre eğilimi olduğunu; Paris’in, modernliğin, bağlantı kurmanın, bilimin ya da 19. yüzyılın simgesi olduğunu söyler. (2015) Elimizdeki Ankara kartpostalına baktığımızda Ankara’nın simgesi; yüksek katlı bir yapı mıdır, geniş yolları ve arabaları mıdır, en genel bir soru sorulacak olursa da şehrin kendisi midir? Gelişmekte olan bir kent yapısı olarak gördüğümüzde Türkiye için modernliğin simgesi midir?

Kızılay Meydanı olduğunu öğrendiğim bu görüntü içerisinde Atatürk Bulvarı etrafında; Emek İş Hanı, Kızılay Parkı ve Güven Park bulunmaktadır. Ankara’nın birçok kesiminin ortak olarak kullandığı, geçerken görülen, şehirde yaşanıldığını hissettiren fakat acelesi olduğu için çok da farkında olamayan bir meydan etkisi vardır.

Ankara benim için yol üzerinde geçilen şehirlerden herhangi birinde mola vermek gibidir. Çocukluğumdan beri çok şehir değiştirmek durumunda kaldığım için birkaç kere Ankara deneyimim oldu. Birçok şehirde yaşamanın avantajı olarak gördüğüm şehri öğrenmek için ‘şehirde kaybolma’ taktiğimi Ankara’da yapamamıştım. Şehirde kaybolmak için yürümek gerekir, bir yöne yönelticek kokuyu duymak, ya da bir ses işitmek gerekir. Ankara kendisini direkt ifade eden şehirlerden biri gibi; sesi de kokusu da belirgin. Kolay okunabilir ve sadece araba gibi araçlarla öğrenilebilir. Elimizdeki kartpostalı da yorumlarsak; yürüme eylemi Ankara için kısa süreli geçişlerde kullanılan bir eylem gibi geliyor.

Manguel Ankara’nın karakterini veren belki de politikadır olarak yorumlamıştır. Ankara’nın düzenli bir yanı var, evden ziyade büro, ille de doğru olmayan bir saati izleyen ve büro pencerelerinden şehrin parklarını gören bürokratlar tarafından, renkli cam duvarlar arkasında yönetilen bir yer. (2016) Her kentin bir kimliği varsa Ankara’nın kimliği de geçmişinden beri gelen stratejik duruşudur. Bu stratejik etkisini kartpostalda; Emek İş Hanı’nın insanlara, parklara, apartmanlara olan yüksek bakışından da okuyabiliriz.

Barthes, R., (2015), Eiffel Kulesi ve Açılış Dersi, Çev. Mehmet Rifat, Sema Rifat, Yapı Kredi Yayınları

Manguel, A., (2016), Tanpınar’ın İzinde Beş Şehir, Çev. Sevin Okyay, Kutlukhan Kutlu, Yapı Kredi Yayınları

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: