Kentsel Rota : Eski ve Yeni Olayların Mahali Olarak Beyazıt Meydanı – Sirkeci Garı

Beyazıt-Rota

Aldo Rossi, “Şehrin Mimarisi”nde Locus’u tanımlar: “Locus, belirli bir yer ile onun içindeki binalar arasındaki ilişkidir. Aynı zamanda hem  tekil hem de evrenseldir.” Rossi,Viollet-le Duc’ün genel mimari kuramında da locusun tekil ve fiziksel bir yer olarak önem taşıdığını; locusun bir kentsel artifaktın anlaşılması için zorunlu koşul ve nitelikleri vurguladığından bahseder. Rossi’ye göre, “bu tür bir tekil noktayı bir zaman orada gerçekleşmiş belirli bir olayla ya da hem akli hem akıldışı sonsuz çeşitlilikte başka nedenlerle tanımlamak mümkündür. Bu yerler mekanın gerçek göstergeleridir ve bu özellikleriyle hem rastlantı hem de gelenekle ilişkilidirler.”

Kentsel eşikleri barındıran bu kolaj çalışmasında; Beyazıt Meydanı’ndan Sirkeci Garı’na kadar olan bölge, tarihsel önemi ve eski İstanbul’un ruhunun hissedildiği bir rota olması nedeniyle önemli görülmüştür. Turist olarak gidilen bir şehirde baktığımız öncelikli şeylerden birisi nasıl ki yabancısı olduğumuz o kentin mimarisi ve bu mimarinin bize yansıttıkları ve hissettirdikleri ise; İstanbul’un bu bölgesi için de bu yapıların bir dönemin ruhunu, bir kültür birikimini yansıttığını söyleyebiliriz. Bu noktada Rossi’nin İtalyan piazza’larıyla ilgili yaptığı şu vurgu önemlidir; “Rönesans ressamlarının betimlediği piazza’ları (meydanları) düşünüyorum sık sık; güçlü bir biçimde tek bir ana yerleştirilmiş olduğundan mimarlık yeri, yani insan ürünü olan yapının yeri genel bir yer ve hafıza değeri kazanmıştır orada. Bu an, İtalyan piazza’larıyla ilgili en birincil, en derin fikrimizi oluşturur, bu yüzden de İtalyan şehirlerinin kendisiyle ilgili mekansal fikrimizle bağlantılıdır. Bu tür fikirler tarihsel kültürümüzle, inşa edilmiş peyzajlar içindeki varoluşumuzla, bir bağlamdan diğerine aktarılan referanslarla, dolayısıyla aynı zamanda zihnimizde canlandırmış olduğumuz bir mekansal fikre fiilen en yakın şeyler olan tekil yerlerin yeniden keşfiyle yakından bağlantılıdır. Henri Focillon psikolojik yerlerden, onlar olmaksızın bir çevrenin ruhunun donuklaşacağı ya da uçup gideceği yerlerden söz eder.”

Roma döneminde Forum Thedosius olarak adlandırılan ve bugünkü ismini 2. Beyazıt’ın yaptırdığı külliyeden alan Beyazıt Meydanı da, hem tarihte önemli siyasal olaylara, hatta katliamlara sahne olması, hem üniversitenin burada yer alması ve üniversitenin yarattığı entelektüel atmosferi nedeniyle önem taşımaktadır. Eskiden burada yer aldığı bilinen ünlü Küllük Kahvesi, derin tartışmaların gerçekleştiği bir mekan olarak bir dönem yazar ve entellektüellerin uğrak yeri olmuştur. Türk Edebiyatı’nın da önemli isimleri kendilerinin Küllük’te yetiştiğini ve Küllük’ten mezun olduğunu söyleyecek kadar önem atfettiği bu yer artık bulunmamaktadır. Fakat her binanın olduğu gibi her meydanın da sahip olduğu tarihsellikle, bugün okuduğumuz yazarlar ile aynı havayı solumak, bu çevrenin ruhunu hissetmek hala mümkündür.

Sultanahmet’e doğru ilerlerken Çemberlitaş’ı; daha sonra ise Şeyh Bedrettin, ilk basın şehidi Hasan Fehmi ve Ziya Gökalp gibi kişilerin mezarının bulunduğu Sultan 2. Mahmut Türbesi’ni görürüz. Rossi, mimarlığın neden Antik Çağ’da ve Rönesans’ta bu kadar önemli olduğunu açıklarken mimarlığın bir bağlam şekillendirmiş olduğunu vurgular. Rossi’ye göre, bir dikilitaş, bir sütun ve bir mezar taşı bile tekilliklerine rağmen bir bütünün oluşturulmasında yer almaları nedeniyle önem taşır. “Biçimleri, bir yerin daha geniş değişimleriyle birlikte değişmiş, bir bütünün oluşturulmasında yer almış, kendi başına bir olay oluştururken, aynı zamanda bütünsel bir olaya hizmet etmiştir. Bir dikilitaşın, bir sütunun, bir mezar taşının önemini ancak bu yolla anlayabiliriz.”

Rossi, bir artifaktın tekilliğinin, olayda ve olaya işaret eden göstergede başladığını ve bu anlayışın tüm mimarlık tarihi boyunca tekrarlandığını vurgular. Bu bağlamda Sultanahmet Cezaevi’nden Four Seasons Oteli’ne çevrilen yapıyı bu rotada yer alan önemli bir artifakt olarak gösterebilmek mümkün. Bu yapı 1845’te yapımına başlanan ve sonradan adliye olarak kullanılan Darülfünun yapısının hemen yanında inşa edilmiştir ve 1969’da kapatılmıştır. Daha sonra 1980’de tekrar cezaevi haline getirilmiştir ve 1986 yılına kadar askeri cezaevi olarak işlev görmüştür. Bugün gerçekten başarılı bir biçimde otel gibi görünüm kazanan bu mekan, bugün kitaplarını alıp okuduğumuz Nazım Hikmet, Hikmet Kıvılcımlı, Can Yücel, Aziz Nesin, Necip Fazıl, Orhan Kemal, Kemal Tahir ve Vedat Türkali gibi kişilerin kaldığı bir cezaevidir. Burada kalan kişilerin bu otelin avlusunda volta atarken olan siyah-beyaz fotoğraflarıyla şu andaki rengarenk ve cıvıltılı görünümü arasında bir uçurum yer alsa da; avlunun siyah-beyaz fotoğraflarını çekerek dahi o zamanın ruhunu hala yakalamak mümkün olabilmektedir. Fakat Rossi’nin belirttiği gibi, ulaştıklarımızın bir an sonra buharlaşıp gözden kaybolacak ana hatlardan ibaret kalmaması için locus kavramına başka bir perspektiften yaklaşıp daha tanıdık bir biçimde nüfuz edebilmeliyiz. Bu ana hatlar anıtların, şehrin ve binaların tekilliğini, dolayısıyla tekillik kavramının kendisini ve sınırlarını, nerede başlayıp nerede bittiğini resmeder. Mimarlığın içinde bulunduğu yerle ilişkisinin bir dizi eski ve yeni olayın mahali olması tarafından, yani hafızası tarafından belirlenmiş tekil bir artifakt olarak locus’un kendisiyle olan bağlarını ve locus’un kendi içinde tam olarak nasıl eklemlendiğinin izini sürer.”

Gülhane Parkı yine önemli bir tarihi parktır ve Sirkeci Garı’nı da 1883-1997 yıllarında Paris-İstanbul arasında sefer yapan Orient Ekspresinin son durağı olarak bilmekteyiz. Bu anlamda Beyazıt Meydanı’ndan Sirkeci Garı’na kadar olan rota, gerçek anlamda bir tarihsellik taşıyan meydanları, yapıları bünyesinde barındırmaktadır. Bu yapılar ve meydanlar, eski ve yeni olayların mahali olması, tekillikleriyle bir bütünün parçalarını oluşturması ve mekansal bağlamlarıyla ve bir arada bulunuşlarıyla da bir tarihsel belleğin yeniden keşfine olanak tanıması bağlamında önem taşımaktadır.

Bilge Can

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: