Taşkışla’nın Ruhu: Yansıyan Mekan

taşkışla

Taşkışla’nın ruhunu, Schulz’un ifade ettiği şekilde Genius Loci’yi (1), beni buraya geldiğimden beri en çok etkileyen ve mekan algımı bulanıklaştıran şeylerle; simetri ve ritimle anlatmaya karar veriyorum. Kendimi mekana bir anlatıcı, ilahi bir göz olarak yerleştirebileceğim noktayı arıyorum ve aradığım şeyi bulmam çok uzun sürmüyor. Artık odanın perspektifini benim konumlandığım nokta belirliyor. Auge’nin Yer-olmayanlar’da (2) değindiği gibi, seyreden olmak isterken kendini izleyen bir izleyiciye dönüşmeme çok az kaldı. Burada her şey, sonsuza dek sürecekmiş gibi duran ince uzun bir çizgiye takılmış, devam edip gidiyor. Oturduğum yerden bakınca duvarların ve tavanın çok ileride hayali bir noktada birleştiklerini hayal etmek çok da zor değil. Oturduğum yerden bakmak, daha çok birbirine paralel iki ayna arasından bakmak gibi. Sanki bir kemerden başımı uzatsam, hepsinden birden başım uzanacak. Bakışlarım bana çarpıp geri döndükçe, ben de kendimi izleyen bir seyirci olarak bu zihinsel yolculuğun uzamına dahil oluyorum. İçinde oturduğum ve daha önce hiçbir hatıramın bulunmadığı bu mekanı, sadece oturma edimini gerçekleştirerek, geometrik mekandan uzaklaştırıyorum (3).

Mekanın bu sonsuz ritmini bozan tek şey ışık. Daralarak uzaklaşan beyaz eğrilere karşılık gri eğriler. Hepsi aynı anda hareket eden uzun gri çizgiler, kısa siyah çizgiler, siyah çizgilerin üzerinde birileri, kısa siyah çizgiler, uzun gri çizgiler. Mekanın ritmi simetriyle besleniyor ve görüntü bu kez de başka bir eksende diğer tarafa yansıyor. Beyaz uzun çizgiler, kısa siyah çizgiler, kısa siyah çizgilerin üzerinde eşyalar, uzun beyaz çizgiler…

Uzun beyaz çizgiler buraya, oturduğum yere doğru yaklaştıkça, soluk yeşil doğramalara dönüşüyor. Artık onlar da görüş alanıma dahil olan ince uzun çizgiler. Bana çarparak gelen bu ritmi, şimdiyse ben bir ayna gibi geri yansıtıyorum. Uzun çizgiler, kısa çizgiler, uzun çizgiler… Ve her şey en başa dönüyor. Mekanı şimdi anlatmak isteyen biri, artık oturduğum yerdeki kişiyi de anlatıya dahil etmek zorunda.

Özge Öztürk

Kaynakça:

(1) Schulz, C., (1980). Genius Loci, Academy Editions, Londra

(2) Auge, M., (1997). Yer-olmayanlar Üstmodernliğin Antropolojisine Giriş, (T. Ilgaz, Çev.), İstanbul: Kesit Yayıncılık, Orijinal eser 1992 tarihlidir.

(3) Bachelard, G., (1996). Mekanın Poetikası, (A. Derman, Çev.), İstanbul: Kesit Yayıncılık, Orijinal eser 1957 tarihlidir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: