Taşkışla – Yer

Taşkışla, dahil olduğu köklü kurumu sönümleyen bir davetkarlıkla “Taşkışlalı” olma arzusunu kişiye ilk karşılaşmasından önce sunar. Taşkışla’da turist olmak buraya gelen herkesin kaçamayacağı bir durumdur. Binanın jenerik mekanlarının cazibesi günlük pratikler içinde erimeye başlayınca kişinin turist kimliği bir tür yerliye, Taşkışla da arama motoru görsellerinden “yer”e dönüşür.

Norberg-Schulz kişinin yeri “anlamlı olarak kavramasının” özdeşleşme ve oryantasyon ile mümkün olduğunu söyler ve insan çevre içinde kendini oryante edebilmelidir: nerede olduğunu bilmelidir, bir “yer”e ait olmak bu iki psikolojik fonksiyonun tam anlamıyla gelişmiş olmasına bağlıdır diye ekler. [1]  Bu özdeşleşme ve oryantasyonu ise sosyal örgütlenme besler. Heiddeger ise bir mekanın “yer”e dönüşmesi zamanla bir kültürün ona kök salması ile mümkün olabilir der[2]. Mekanın fiziksel keşfinden sonra fark edilen fakültenin sosyal hayatı, iç dinamikleri, rutinleri ile Taşkışla kişi algısında tasarlanan (conceived) mekandan yaşanan[3] (lived) mekana dönüşür. Bu noktada iç avlu parapetine bakan terasta, Mustafa Abi’nin cam çay bardağıyla verilen mola; boğaz manzaralı terasta karton bardaklı kahveden daha çekici bir hale gelir. Mekan fiziksel çevresinin inşa ettiği gerçekliği terk ederek, yıllar öncesinden süregelen günlük rutinleri/yaşam kültürü ile kişi algısında kendini yeniden inşa eder.

Selin Erdemirci.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: