Ricardo Bofill’e Açık Mektup

Sevgili Ricardo Bofill,

Öncelikle bu yazıyı size yöneltmeme sebep olan nedenleri sıralamak isterim. Modern mimarlığın eleştirisinin yükseldiği, tarihselci klasik unsurların kentlerin kimliğine tekrar dahil edilmesinin ve mimarlıkta yerelliğin önemsendiği bir dönemde ürettiğiniz yapıların eleştirel olmakla birlikte dönemin mimarlıktan beklentilerinin karşılanması konusunda hayli eleştiriye açık olması ve bu anlamda bu anlayışın yeni eleştiriler üretmesi bakımından önemli olduğunu düşünüyorum. Ortaya çıkan durum bugün mimarlığa bakış açımızı etkilediği ve mimarlığın içine teoride bahsi geçen şeyleri kolayca yerine koyamadığımızı göstermesi açısından önemli. İşlerinizin ve mimari yaklaşımınızın bu yazıya konu edilmesinin diğer bir nedeni de birbirinden farklı anlayışta dönemler içeriyor oluşu. Kendinizi mimarlığın göçebesi olarak tanımlamanız yine bu bağlamda yerellik ve mimari anlayış açısından ilgi uyandırıyor. Bütün bu tartışmalı kavramların içinde yine tartışmalı farklı anlayışlar ve durumlar ürettiğinizi söyleyebiliriz. Tartışmaların söylemsel ve teorik alanda ortaya çıktığı zamanda bu tartışmalara dışarıdan sadece yapı üreterek doğrudan, görünür ve deneyimlenebilir bir katkı sağlamanız da bu bağlamda oldukça çarpıcı ve sonuçlarına doğrudan şahit olunabilen eylemler olarak görülebilir.

Bu tartışmaları yapılarınız üzerinden biraz açmaya çalışacağım. Espace’s d’Abraxas konut yerleşmesi ABD’de Post-Modern mimarlık teorisinin ortaya çıktığı ve Aldo Rossi’nin ‘Şehrin Mimarisi’ni yazdığı dönemde olması sebebiyle modern mimarlık eleştirisinin yükseldiği bir dönemde tasarlanmış ve inşa edilmiş. Espaces d’Abraxas ve Paris’teki aynı anlayışta üretilmiş diğer yapılarınız, modern mimarlığın geri ittiği ve soyutlanmış bir formal düzen için yadsıdığı imgelemin önemini gündeme getiriyor. Mimarlıkta modernizmin ürettiği kentsel ütopyaya karşı duruyor ve kentlerin tarihsel sürekliliği savuyor ve yerel dinamikleri önemsiyor. Bu amaçla tarihsel mimari ögeler tarihi kent dışında yeni inşa edilen kentlerdeki yoksunluğu gidermek amacıyla ve söyleminize göre teatral bir kentsel mekan kurgusu oluşturmak ve bu yapıyı anıtsal kılmak amacıyla bir araya getiriliyor. İşlerinizi tasarlarken mimarlık dışından insanlarla da işbirliği yaptığınızı mimarlığı sadece kendi alanı içinde kapalı bir alan olarak gören anlayışı reddettiğiniz biliniyor. Bu yüzden mimarlığı farklı yaklaşımlara açmak için farklı disiplinlerle birlikte çalıştığınızı söylüyorsunuz. Özellikle bir şair ile çalıştığınızı, şiirlerin yapısal çözümlemesini, şiiri arkitektonik kılmak için için çalışma yaptığınızı okudum. Bu bağlamda işleriniz göz önüne alındığında mimarinin ifadesel potansiyeli, tıpkı şiirler gibi farklı okumalara, yorumlamalara ve yanlış anlaşılmalara açık farklı anlamlara gelebilecek bir mefhum olarak görülebilir.

Espaces d’Abraxas yapısı bu bakış açısı ile zaman içinde farklı anlamlar yüklenmiş ve ifadesel gücü sebebiyle öngörülememiş başka işlevler ve mekansal değerler kazanmış gibi görünüyor. Abraxas yapısı ‘Brasil’ ve ‘Açlık Oyunları’ gibi iki fantastik filme sahne oluyor. Tarihi kentteki, kentsel aidiyet ve kimlik, yerellik gibi unsurları içerdiği için tarihsel ve kültürel ögelerin tekrar geri çağrılmasına dayalı anlayışın aslında pratikte bir zamansızlık durumu ürettiğine bu filmler iyi bir örnek olarak gösterilebilir. Bu iki filmde de bilinen tahmin edilen bir zamanın dışında başka bir zamandan bahsediliyor ve mekan bu bağlamda filmin başat ögelerinden biri. Espaces d’Abraxas klasik eklektik unsurları ve barok ölçeği ve düzenlemesi ile anıtsallığın da anlamını sorgulatacak ölçek farklılıkları barındıran bir yapı. Anıtsal unsurlardan oluşmasına rağmen işlevsel olarak tersine oldukça gündelik bir işleve sahip. Kent çeperinde sosyal konut olarak üretilmiş bir yapı. Böyle bir yapı sadece tasarlanmış olsa ve bunu bir proje olarak hatıramızda değerlendiriyor olsak bu kadar üzerinde durmayı gerektirecek bir durum olmazdı. Ancak yapının inşa edilmiş olması deneyimlenebilir olması ve zaman içinde farklı anlamlarda ve işlevlerde değerlendiriliyor olması mimarlıkta anlamın ne kadar geçici ve akıcı olduğunu ortaya çıkarıyor. Şiirde olduğu gibi faklı anlamlara, anlaşılmalara açık anlamın bakışa göre değiştiği bir durumdan bahsetmek mümkün. Hiper teatral bir mekan kurma girişimi olarak tarif ettiğiniz anlayış bu bağlamda mimarlığın ifadesel potansiyelini her ne kadar yanlış anlaşılmalara açsa da başarılı olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Diğer taraftan yapının inşa edildiği dönemdeki tartışmalar içinde bunları söylemenin mümkün olmadığını düşünüyorum. Kentsel bağlam içinde düşünüldüğünde kentin o günkü planlama mantığı içinde bir sürekliliğin parçası olmak yerine tekil ve kopuk bir öge olduğu için aslında amacına hizmet etmediği için eleştirildiğini söylemek yanlış olmaz. Ancak bugünden baktığımızda, kentin, farklı tarihsel ve kültürel, mimari fragmanlardan oluşan bir kolaj olarak görmeye başladığımızda yapının çok da yersiz olmadığını hatta bu durumu destekler niteliğe sahip olduğunu söylemek mümkün görünüyor.

Abraxas, mimarlığı kültürün bir aracı olarak gören ve otonom bir form olarak gören iki kanatın temel tartışmasının içine üretilmiş eleştiri niyetiyle üretilmiş bir yapıdan söz ediyoruz. Ancak tarihsel ve zamansal konumumuz yer değiştirdiğinde bugün bu yapının bambaşka bir konumda yer aldığını söylemek mümkün. İzlenen sahne başka bir aynadan, ya da haritanın başka bir tarafından bakıldığında farklı anlamlar durumlar ortaya çıkardığını söylemek mümkün oluyor.

Uğur ÇALDAŞ

Reklamlar

About ugurcaldas

Mimar, Architect

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: