Blur’ un – Anıtsallık Kavramıyla Yeniden Okunması

Arch_DSR_blur_01_1000

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Design Studio: Diller Scofidio + Renfro

Swiss Expo Pavillion, Yverdon-les-Bains, İsviçre, 2002 (inşa edilmiş)

Fotoğraflar : cargocollective /davidhuangprojects/Blur-Building

Diller Scofidio + Renfro tarafından EXPO 2002 için Neuchatel gölünde tasarlanan bir medya pavyonudur. Binanın sınırları / görünürlüğü üzerine birçok tartışma başlatan bu yapı zamanla bir deneyim mekanı olarak literatürdeki yerini almıştır. Mimarlık kuramı için de hızla kültleşen ve var olmakla olmamak arasındaki diyalektikten beslenen bu yapıyı; varlığını ve ağırlığını fazlasıyla hissettiğimiz “anıtsallık” kavramı üzerinden okumak ise oldukça güçtür. Ancak yapının bellekte edindiği yer ve özellikle mimarlık kuramı için var olan simgesel duruşuna bakınca ise anıtsallık kavramını tekrar sorgulamamıza neden olmaktadır. Peki olmayan yer olarak isimlendirilen Blur’un tanımı genişlemiş yeni bir anıtsallık vadettiğini söyleyebilir miyiz?

Yapı; duruş biçimi, konum ve tavrıyla gelecek nesiller için anıt niteliği taşıyan bir potansiyele sahiptir. Anıtsallık kavramının, gücünü uzamsal ve simgesel bir karşılığa dayandırarak aldığı bir gerçektir. Uzamdan kasıt; yatay yani yakınlaşılabilir olanın okunabilir bir algılamaya denk düşmesi, dikeyden kasıt ise; uzak olanın daha çok görme ile ilişkilenmesidir. Bu kavram mimariye bağlı düşünüldüğünde 20. yüzyıl mimarisinde anıtsal değerlendirmelerde bir göğe yükselme hareketi söz konusuydu ve bu algının bahsedilen zaman dilimi öncesi ile sonrasında, farklı zamanlarda ve coğrafyalarda da bu şekilde izlenim bıraktığını söylemek yanlış olmaz. 21. yüzyılın başlangıcında yapılmış olan Blur’ un uzanımlarına bakarak, genişliği ve derinliği hakkında kayda değer bir alan kapladığı çıkarımını yapsak da yüksekliğinin bu bağlamda yetersiz olduğu görünüyor. Fakat yapının sis bulutu oluşturarak bir nevi göğe dokunarak onunla bütünleşiyor olması bu açığı kapatabilir. Toparlamak gerekirse görsel açıdan bıraktığı izlenim, barındırdığı teknolojik donanımlar vasıtasıyla yaratmış olduğu görsel-akustik referanslar uzamsal ve simgesel bir karşılığa sahiptir diyebiliriz.

Bütün bunları bir kenarda tutup kullanılan malzeme ve kesit babında değerlendirecek olursak, çabuk deformasyona uğrayabilecek bir izlenim yaratmıyor değil. Her ne kadar işlevsel olarak gölün suyunu kullanarak yarattığı sisi bir teneffüs olarak düşünsek de, yapıyı bir bütün olarak ele alınca çok uzun seneler nefes alabilecek gibi durmuyor.   

Selin Erdemirci / Gamze KILIÇ

Reklamlar

About arch.gmzk

ITU'Architect

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: