İMÇ Bloklarının Rastlantısallık (1) ve Açıklık-Kapalılık (2) Kavramlarıyla Tekrar Okunması

Doğan Tekeli arşivinden İMÇ fotoğrafları

1.1950’li yıllardaki büyük çaplı imar hareketlerinin bir uzantısı olarak, İstanbul Manifaturacılar çarşısının Unkapanı’nda Bozdoğan Su kemeri ile Atatürk Bulvarı arasındaki geniş saha içinde konumlanması, bir mimari yapının en belirgin tanımlayıcılarından biri olan bulunduğu yer kavramına ilişkin temel bir rastlantısallık taşımaktadır. Esasen bu arazinin seçimi, yerin uygunluğundan ziyade belediyenin bu bölgeyi dönüştürmeye yönelik kentsel bir müdahale için ihtiyaç duyduğu bütçeyi bahsedilen kooperatifin ekonomik imkanları ile çözmek istemesi ile belirginleşmiştir. Arazinin tarihi kent dokusu içerisinde yer almasına bağlı olarak kent silueti ile olan ilişkisini nasıl kurduğu, iki aşamalı bir yarışma süreci ile belirlenen bu mimari projenin en temel değerlendirme kriteri haline gelmiştir. Çok parçalı bloklardan oluşan bu yapı topluluğu içinde, bloklar arasında özel olarak tasarlamış açıklıkların her biri, kullanıcının tarihi kent dokusunu da aynı anda deneyimleyebilmesine fırsat yaratacak biçimde kurgulanmıştır. Doluluk ve boşluklar arasındaki bu geçişler kullanıcı açısından rastlantısal bir kenti okuma sağlasa da, gerçekte tüm bu müdahalelerin mimarlar tarafından rastlantısallıktan uzak bir yaklaşımla üzerinde düşünülerek tasarlanmış olduğu da bir gerçektir.

2.Tüm bu rastlantısal olma ya da olmama durumu aynı zamanda binayı görmenizi ya da görmemenizi de siz fark etmeden bir rastlantıya bağlamıştır. Öyle ki; eğer bir gün yolunuz bir şekilde Unkapanı’na düşerse ve siz olur da Unkapanı yönünden Bozdoğan Su Kemeri’nden geçerek Taksim’e gitmek isterseniz, sağda görünen ile görünmeyen arasında bir bina belirir. İşte bu bina, gözlemcinin görme biçimine göre değişse de ilk bakışta çevresinden farklı olması ve dizili blokların baskınlığı sebebi ile fark edilebilir ve bu fark ediş yapıyı görünür kılar. Biraz daha dikkatli bakılıp yaklaşıldığında ise çok parçalı bloklar bilinçli olarak parçaları kesilip alınmış bir yap-boza benzer. Sanki geçirgen ve köşeli elemanlar kütle üstüne yerleştirilmiş ve yapıyı hem mütevazi hem de görünmez kılmıştır.

3.Mimarlar tarafından rastlantısal olmayan müdahaleler ile tasarlanan bir yapının görünür hale gelebilmesi için rastlantısal bakış açılarına ihtiyaç duyması ve rastlantısal deneyimlere olanak vermesi, bu yapının, kulağa hayalet hikayelerinden çıkmış gibi gelen bir görünür bir görünmez durumunu daha da pekiştirmez mi?

Hande Tombaz- Ceren Okumuş

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: