Etkin mimarlık eleştirisi yöntemleri olarak ‘basitlik’ ve ‘yalınlık’

blur_building_2blur_building_3   11841960’lara kadar mimarlık eleştirisi üretimi belirli akademik çevrelerin üstlendiği, kanonik okumalar üzerinden ilerleyen ve retorik stratejilere başvurulan bir ortamın içinde yapılıyordu. 1968’lerden sonra felsefe, dilbilim ve Neo-Marksist okumaların etkisiyle mimarlıkta eleştiri pratiği gündeme geldi. O dönem için eleştiri aracı olarak ‘yazı’ görünse de daha sonraları araçların gelişmesi/değişmesi ve teknolojinin ilerleyip pratik etme imkanlarının artması ile eleştirinin mimarlık yoluyla üretilip üretilemeyeceği tartışıldı. Yazı ve diğer pratik etme araçları arasında ortak bir nokta varsa o da vermek istedikleri mesaj ve taşıdıkları amaç olabilir. Ancak yazı yoluyla eleştiri, zamanla sadece akademik veya elit olarak tanımlanan çevrelerin tanık olabileceği bir mecra olma niteliğine sahip olurken diğer araçlar ise mekanın kullanıcılarını da içine alma amacı güder. Yazıda imgeler kelimelerle tasvir edilirken, mimarlığın eleştiri pratiğinde ise imgeler yapısallık ve var olan mekan üzerinden yansıtılır. O zaman bu tip pratiklerin arka planında bir kurgu vardır diyebiliriz. Mekanın eleştiri üretme biçimi, kendi yapısal kurgusuyla eylemlere bulduğu çözüm ve işlevlerle olur. Mimarlığı çevresini etkileyen bir şey olarak düşünürsek her yapı etki alanı içerisinde aslında bir farkındalık da oluşturur. Yapının özellikleri ve çözümleri kullanıcının bulunduğu mekanı dış dünya ile karşılaştırmasını sağlar. Mimarlık üretimi, kendi sahip olduğu örnekliği, işlevselliği, estetik özellikleri ve formu ile bu eleştiri pratiğini gerçekleştirmiş olur. ‘Post-critical’ olarak 1960’lardan sonra ortaya çıkan mimarlık eleştirisinin üretimi Herzog & De Meuron, Rem Koolhaas ve FOA gibi isimler tarafından mimarlığı konvansiyonel gelişiminden bir adım daha öteye taşımak için uygulanmıştır. Eleştiri bir düşünce ise aynı zamanda mekan da bunun fiziksel karşılığı niteliğindedir. Eleştiri yoğun bir düşünceden gelip sonra çok zor bir uygulama biçimi varmış gibi görünebilir ilk aşamada ancak mimarlık adına bir çok şeyi kolaylaştırdığı söylenebilir. Diller & Scofidio’nun Yverden’de The Swiss Expo 2002 için tasarladığı The Blur Building bu bahsettiğim yalınlık ve kolaylıkları içermektedir. The Blur Building belirlenmiş bir klima ve atmosfer altında oluşturulan sis bulutu içinde yer alan bir çelik konstrüksiyon olarak tasarlandı. Özellikle görsel medya azaltılarak ses ağırlıklı düzenlemeler daha çok yer aldı. Bu örneğin başarısı, bilindik yapısal kurgu ve görsel medyalarla doldurulmuş sunumlardan öte direk olarak algı ve psikolojiye etki eden ve atmosferik bir olay olan ‘sis’in mekan tanımlamasıdır. ‘Mesajsız mesaj’ ifadesinden yola çıkarak sis bulutunun performansı ve varlığıyla mimarlığın anlamsız, nesnesiz, formsuz da olabileceğini ve teknolojinin de bu tip kurguları oluşturma gücünü göstermiştir. Tüm bu hayaller ve düşüncelere karşılık, Sarah Wigglesworth mimarlığın eleştiri üretme biçimine birtakım sorularla gelerek daha gerçekçi yaklaşmaya çalışmıştır. Wigglesworth , mimarların en nihayetinde yapı üretmek istediklerinde müşterinin istekleriyle karşı karşıya olduklarını vurgulamıştır. Bu şartlarda eleştiri form, estetik ve profesyonel olarak nasıl var olur aslında bunun taktiklerini geliştirmek önem kazanır. Hiç keşfedilmemiş kullanımlar sunmak, yapı içindeki fonksiyonlar için basit çözümler üretmek ve tasarımda cin fikirli yaklaşımlar yapının tamamında ve detaylarında eleştiriyi temsil edebilir. Wigglesworth’un Stock Orchard Dining Room örneği günlük yaşamı ve yoğun iş hayatını bir araya getiren bir tasarım olarak ortaya çıkar. Proje bir yemek odasının kadın ve erkek kullanımlarına odaklanır ve iki cinsiyet için ne ifade ettiğini sorgular. Yemek masası bir erkek için sadece ev mobilyası ve bir eşya anlamı taşırken, kadınlar için yemeği hazırlama ve sunma sürecini de içerir ve bu bağlamda onlar için farklı anlamlar taşır. Yemek odası hafta içi gündüz saatlerinde konferans salonu olarak kullanılırken, hafta içi akşam saatleri ve hafta sonu yemek odası olarak kullanılmaktadır ve iş yaşamı ile gündelik yaşamı bir araya getiren bir kurgudur. Bu nedenle yemek odasının ve masasının plan düzleminde temsili basit ve yalınken üzerindeki ilişkiler karmaşıktır. Basit bir kurgudan yola çıkarak ürettiği eleştiri ile çoklu kullanımlar oluşturur. Wigglesworth aslında verdiği örneklerle tartıştığı sorunlara çözümler de üretmiş ve bunları çürütmüş de oluyor. Bu nedenle The Blur Building ve Stock Orchard Dining Room örnekleri bize mimarlık eleştirisinin, arka planında güçlü fikirler barındıran ‘basit’ ve ‘yalın’ kurgularla üretildiğini gösteriyor diyebiliriz.

 

References:

  • Wigglesworth, Sarah, “Critical Architecture”
  • Fischer, Ole W, “Atmospheres – Architectural Spaces between critical reading and Immersive Presence”
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: