İmge Bir Yöntem Olabilir Mi?

Ronchamp Şapeli’ni ilk kez gören birisi için bir kilise yapısı olduğunu tahmin etmek zordur. Ancak bu binanın güçlü imgesi, onu bir kez gördükten sonra unutmaya pek imkân vermez.

Kant’a göre imge öznel bir temsil biçimidir. İmge, X’in Y’yi nasıl gördüğünü kaydeder. İmgenin yaratımı sadece ilk aşamadır ve imgenin oluşumunda öznenin yönelmişliğinin etkisi büyüktür. “Fotoğraf, anlardan birinin tercih edilip imgeleştirmesidir.”der John Berger. Ardından ise onu her gören/deneyimleyen bireyin kendi varoluşuyla içkin bir yeniden üretim oluşturur. Le Corbusier’nin bir rahibenin şapkasından esinlenerek yaptığı Ronchamp Şapeli; binanın fotoğrafını gören Uğur Tanyeli’yi ise mimarının din ile nasıl bir ilişkisi olduğundan, Türkiye’de her bireyin cami tasarımı konusunda söyleyecek bir sözü olmasına kadar bir sürü farklı düşünceye iter. İşverenin asla düşünmediği, mimarın tasarlarken aklının ucundan geçmediği bambaşka bir şeyi gören göz kendi üretebilir.

İmgeyi yeni bir ürün olarak gördüğüm kesin. Hatta kendi nesnesinin önüne geçebilen bir ürün olduğunu söylesem de çok abartmış sayılmam. Baudrillard da “imgenin anlamın, estetiğin, kültürün içinde salt bir gösterge rejimine dönüşerek nesnenin yerini aldığını ve giderek insanların nesnel gerçeklikle ilişkisini kestiğini” düşünür.

Binanın kendisi başka bir şeydir; o binanın yarattığı imge ve imgeyi gören gözün kendi varoluşuyla içkin yeniden üretimi başka bir şey.  Binanın kendisi başka bir şey, fotoğrafı başka bir şeydir. Le Corbusier Beatriz Colomina’nın anlattığı gibi belki de bu yüzden fotoğrafın üzerinde de topografyayı, binanın etrafındaki şeyleri vs. değiştirmeye devam eder. Çünkü fotoğrafı bir mecra olarak kabul eder ve onun üzerinden de tasarlamaya hala devam eder. Fotoğrafın bir anlatı biçimi olduğunu ve müdahale ederek ona öznelliğini ekleyebileceğini bilir. Fotoğraf, anlatı araçlarından biri olmakla birlikte aslında fotoğrafın içindeki nesnesine yöneltilmiş ve asla yanıt beklemeyen bir sorudur. Çünkü fotoğraf fotoğrafçının göstermeyi tercih ettiğini, objektifin gördüğünü yanstırken; bu tercih “gören”e ulaşmış mıdır asla bilinemez, belki de çoktan yeni bir ürüne dönüşmüştür.

Peki bu durmadan üretilen imgenin nasıl üretildiği veya bunun neye işaret ettiğinin yolları aranarak bir yere varılabilir mi? Mimariye ait imgeyi bir anlatı/olay örgüsü olarak okumak mümkün müdür? Ve bu okumanın mimarlık eleştirisi için bir yöntem olabileceği ve mimarlığın ilişkisel bilgisini üretmede bu yöntemin bir katkı sağlayacağı düşünülebilir mi?

 

Görme Biçimleri – John Berger
Mahremiyet ve Kamusallık – Beatriz Colomina
İstanbul Konferansı – Jean Baudrillard (Varlık Dergisi, 1999)

Fotoğraf: http://www.flickriver.com/photos/mb17chung/2595729662/

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: