Ötekileştirmenin Yıkımı Üzerine

906f2f0620d5a081d5ef9d344246d9e4

Tabu, insan davranışlarının belli alanları ya da belli normlarla ilişkili olarak kutsal veya dokunulmaz olarak tanımlanmış oldukça güçlü sosyal yasaklara denir. [1] Tabu kavramı içinde, hem kutsallıkları hem de uzak durulması gereken şeyleri barındırır; başka bir okumayla ise; kutsal kabul edilen şeyler, neyden uzak durulması ve neyin kabul edilmesi gerektiğini topluma dayatır. Cinsellik, toplumsal cinsiyet ve din gibi tabuların tanımladığı imgelerin üzerine konuşulmaz; bu imgeler tartışılmaz ve dayatıldığı şekliyle kabul edilir. Bu dayatma kutsallığın ürettiği kişi ve nesnelere de yansır; toplumun kabul ettiği normların dışına çıktığında o [kişi veya nesne] ‘biz’den değildir; ötekidir.

Kutsallığın değişmez kalıpları ile üretilmediğinde mekanlar ötekileştirilebilir. Örneğin; İstanbul’da yapılan Sancaklar Camii birtakım kalıpların dışına çıkmıştır ancak ötekileştirmeyi ne kadar kırdığı tartışmaya açıktır: Sektörde bu kadar güçlü bir konumda bulunmayan bir mimarın böyle bir düşünceyi hayata geçirmesi ne kadar mümkün olurdu?

1400 yıldır aynı işleve sahip camilerin kalıplaşmış görünümlerinden son derece farklı olarak, İslam dininin Alevi mezhebinin ibadet mekanı olan cemevilerinin belirgin mimari özellikleri yoktur. [2] Son yıllarda çokça açılan Cemevi yarışmalarında önerilen projeler incelendiğinde yaklaşımlarının çoğunluğunda belirli bir biçimsel arayış yerine bir araya gelmenin imkanını yaratacak ortak mekanların ve atmosfer oluşturma niyetlerinin uygulanmaya çalışıldığı görülmektedir; bu durumun nedeni Alevi kültürüne uzaktan bakan insanların tasarlaması, Aleviliğin ideolojik baskılar altında asimile edilmiş olması ve[ya] bu alanda yeterli kaynağın bulunmaması olabilir. Asimile edilmesine paralel olarak ötekileştirilen bir kültür olan Alevi kültürünün tabuları kendi kendine yıkmış olması mümkün olabilir mi?

Ronchamp Kilisesi’ne ait fotoğrafa bakıldığında da kutsallığın dayattığı normların dışına çıkmış bir yapı görülüyor; bu yüzden yapının fonksiyonu bilinmese kilise olduğunu tahmin etmek imkansız. Cephedeki açıklıklar ve duvarlardan koparılmış çatı günışığını kontrol ederek içeri sızmasına izin veriyor; gölge ve ışık ile üretilen ortak mekan doğayı kendi içine çekiyor; kutsallığın ürettiği imgenin dışına çıkıp orayı toplumsal, ötekileştirmenin var olmadığı, bir mekan haline getiriyor.

Sancaklar Camii örneğinde olduğu gibi Ronchamp Kilisesi’nde de Corbusier’nin alanında sözü geçen bir mimar olması nedeniyle ötekileştirmenin yıkımının gerçekleştirilebildiğini söylemek ne kadar mümkündür?

Şüphesiz ki kutsallığın dayattığı köktenci yaklaşım gerek mekan üretimi üzerinden gerekse söylemler aracılığıyla aşılacaktır. Bu öncü yapılar toplumun dayattığı tabuları yıkmaya yardımcı olabildiklerinde ve bu etkinin görülebilirliğinin arttığı zaman ötekileştirmenin yıkımı başlayacaktır.

Buse Özçelik

Referanslar

[1] url: https://tr.wikipedia.org/wiki/Tabu

[2] url: http://www.arkitera.com/gorus/618/cemevi-mimarisi-uzerine-notlar

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: