eleştiri-mimarlık üzerine düşünceler

1.
Eleştiri sözcüğü tenkid, kritik sözcükleriyle eşanlamlıdır. Eleştiri sözcüğünün kökü elemekten gelir. Elemek ‘ayırmak, gözden geçirken, iyisini kötüsünü ayıklamak’ anlamına gelmektedir. Arapça ‘nakd’ kökünden gelen ‘tenkid’, ‘gagalama, iğneleme, eleştirme’ anlamına gelmektedir. Fransızca kökenli olan kritik sözcüğü ise critique sözcüğünden gelmektedir ve ‘yargılama, hüküm verme’ anlamına gelmektedir. ‘Criticism’ yargılamak anlamından doğar. Ayrıştırma ve hüküm verme üzerinden eleştiri, eleştirisi yapılan şeyle ilgili sınırları belirleme anlamına geliyor. Öyleyse hüküm verme bir sınırdır. Karar verici olmak yada sınırları belirlemek yargılamaktan ne kadar farklı? Eleştirmek yargılamaktan ibaret  bir anlatı haline mi geliyor?
2.
Kendi bakış açısıyla dünyayı kavrayan ve ‘öteki’nin varlığını ve değerlerini reddeden günümüz egemen dünyasında sıkışıp kaldık. Böyle bir dünyada mimarlığın politik ve ideolojik bir alan haline gelmesine ve bunlar arasındaki yarılmalar üzerinden konuşulur olmasına bugün çok da şaşıramıyoruz. Michael Hays, Critical Architecture Between Culture and Form  adlı makalesinde; “mimarlık tam da maddeselliği aracılığıyla toplumsal eleştiri yapabilir” diyor. Yani her mimarlık ürünü aynı zamanda kültürel, toplumsal bir ürün ve politikadan ve ideolojiden bütünüyle ayrılamıyor. Fakat anlam, ne sadece içinden yani biçiminden ne de sadece dışından yani kültür, politika, ideoloji üzerinden tartışılabiliyor. Sorunlu olan kısım şu: mimarlık nesnesinin iç ve dış olarak bu kadar keskin taraflara ayrılıp eleştirilebiliyor ve eleştirebiliyor olması. Mimarlık, nesne olarak eleştirildiğinde yada kendisi eleştirinin öznesi haline geldiğinde nasıl bir sınır koyacak? Yargılayan mı? Yargılanan mı? Ya da yargının ta kendisi mi?
3.
Mesela Mies Van Der Rohe’nin binaları kültürel tarihsel birikimi olan etraflarıyla kopukluk yarattığı için başlı başına bir eleştiri olabiliyor. Ya da Eisenmann mimarlığın form içinden üretildiğinden bahsederken mimarlığın elemanlarıyla eleştirel bir form üretip mimarlığı yeniden tartışmaya çalışıyor. Yada kimi zaman bir binayı detaylı okumakta eleştiri haline gelebiliyor. Ya da hiçbir eleştirelliği olmuyor da konduğu yerde bir anda eleştirellik kazanabiliyor ve yere, zamana, süreye göre değişebiliyor eleştirelliği.
4.
Peki tüm bu meselenin içinde mimar nerede? Tasarlıyor, yapıyor, üzerine yazıyor. Tüm bu süreçte eleştiriyor-tanımını ve sınırlarını belirliyor, hükmünü veriyor-. Soru şu: bunun eleştirelliği neresinde? Bu durumda eleştiri kullanıcı üzerinden mi yapılmalı? Temelde bu kadar öznel bir anlatı olan eleştiri nasıl tanımlanır ki? Eleştirinin öznesi kim? Nesnesi nedir?
Kaynaklar:
K. Michael Hays – Critical Architecture Between Culture and Form
Vittorio Gregotto – Mimarlığın İçinde
Ole Fisher – Atmospheres – Architectural Spaces between Critical Reading and Immersive Presence
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: