Mekana Fotoğraf Karesinden Bakmak

bbeca82345676e922e59ea21f1192353 (1)

Görsel: Benham Diski

Beatriz Colomina iç, dış ve sınır kavramlarını fotoğraf üzerindeki görecelilik açısından ve Le Corbusier’in kendi binalarını yeniden üretimi üzerinden ele almıştır. Fotoğrafta, özne kendi dışındaki gerçekliğin üretimine şahit olur. Örneğin; fotoğraf makinasının temelini oluşturan Kamera Obscura’da mercek önünden yani dışarıdan bakılan bir ayna gibi kullanılır ve gerçek bilgi ile yansıyan birbirinden ayrılmış olur. Amaç gerçek olanı göstermek değil yeni bir gerçeklik üretmektir.

Freud çalışma odasına penceresiyle aynı hizada bir ayna asmıştır. Ayna kendi portresini dış dünyaya yansıtır ve içeriyle dışarıyı birbirinden ayıran sınırda yer alır. Sınır ayıran keskin bir imaj olmaktan çıkar ve sürece dönüşür. Mimaride de aynı şekilde içeri ile dışarıyı birbirinden ayıran sınır net olmaz. Bir mekanın penceresinden bakan insan da fotoğraf makinasından bakıyormuş gibi hem dışarıyı görüntüler hem de pencerede ki kendi yansıması ve bulunduğu mekanın yansıması ile iç ve dış arasındaki sınırları ortadan kaldırarak yeni bir gerçeği oluşturur.

İnsan zaman içerisinde hep yeniden üretim çabası içerisindedir. Yolculuklar yeniliklerle karşılaşma olasılığını temsil eder. Le Corbusier Cezayir gezisinde kadın figürleri çizer ve yerli figürleri olan kartpostallar alır. Defalarca figürler üzerinden ve fotoğraflar üzerinden sarı kağıtlara çizimler yaparak onlara istediği özellikleri katar. Bu onun sürekli bir üretim içinde olma ama aslında hiç kendini tekrar etmeme ideolojisini yansıtır. Ona göre çizmek dünyayı benimsemektir. Kendi projelerini inşa ettikten sonra bile fotoğraflarını çekip tekrar tekrar çizmiştir. Çünkü Le Corbusier bu çizimleri bir süreç olarak görür. Ona göre inşa bir bitiş değildir sadece yeniden üretime imkan veren bir tasarım aşamasıdır.

‘’Ellerimizle çalışarak, çizerek, bir yabancının evine gireriz; bu deneyimle zenginleşiriz; öğreniriz’’ Le Corbusier

‘’Le Corbusier ne görmek istediğini biliyordu. …. Resimlere girer….Fotoğraflarda ikamet eder….’’ Zeynep Çelik

İnsan görsel şeylerle uğraşırken gözlerini kullanır ve çizim yaparak onu sabitler, böylece kendi deneyimini kağıda aktarmış olur. Herkes aynı nesneyi veya olayı farklı göreceği için deneyimler ve aktarımlarda herkesin kendi bakış açısına göre değişecektir.

Le Corbusier İtalya ve Venedik gezilerinde mimari ile fotoğrafın farkını algılamıştır. Çünkü dergilerde gördüğü binaları gerçek hayatta bulamayınca, hayal kırıklığı yaşamıştır. Orjinalini deneyimleyen bir insan olarak çektiği tüm fotoğraflar ona rahatsız edici gelmiştir. Bundan dolayı yaptığı binaların rahatsız edici gelen kısımlarını spreylemiştir. Örneğin; Schwob Villası’nda bahçede ki çardak gibi gözüne karmaşık gelen ne varsa temizlemiş nesnenin keskin hatlı biçimini açığa çıkarmıştır. Deneyimlenince güzel gelen ögeler fotoğrafta rahatsız edici ve ifadesiz görünebilmektedir. Böylece tasarım ve fotoğraf üzerinden yeniden üretim bu süreçte kesişir.

Pencere de fotoğraf gibi bir çerçevedir. Mekanın penceresinden bakma ve göz ile hafızaya hapsetme düşüncesi Le Corbusier ile Perret arasında bir tartışma başlatmıştır. Dikey pencerenin perspektif derinliği verdiği ve bir yere bakmayı hedeflediği düşünülür. Yatay pencere ise gökyüzü şeridini, perspektifi keser manzarayı engeller. Perret’e göre pencere ortasından tutularak açılır, insanın kendisidir ve dikey bir çizgidir. Pencere yatay olunca kayarak açılır ve insan çevresel bir objeye dönüşür. Bu bağlamda Perret’i hümanist yani insanı ortaya koyan Corbusier’i ise modernist olarak değerlendirebiliriz. Le Corbusier yanıt olarak ortadan katlanarak insanın merkezden yönettiği ve yanlara açılan dört kanatlı yatay bir pencere tasarlar. Böylece pencere bir filmin karelerini yansıtır. Önünden bir obje geçer film şeridi gibi yatay pencerenin kanatlarında sahneler izlenir. Bu gördüğümüz sahneleri nasıl algılıyoruz?

Görmek bir seçim midir?

‘’Görmek konuşmaktan önce gelir. Çocuk konuşmaya başlamadan önce bakıp tanımayı öğrenir’’ John Berger

Berger’e göre kelimeler sonra gelir herkes önce aynı şeye bakar fakat düşünceleri, inançları onu nasıl algıladığını ve gördüğünü değiştirir. Böylece bir nesneyi görmek kişinin kendi seçimi haline gelir. Gözlerimizi kapatıp karanlık bir odadaki objeleri tanımaya çalıştığımızda geçmişteki görsel algımız ve inançlarımız bugün ile bağlantı kurar. Dünyayı algılarken de bunun reklam ve kapitalizmin bir parçası olduğunu da algılarız. Bunun en basit örneğini reklam sektöründe görüyoruz. Bize çekicilik barından bir imge sunuluyor ve herkes görsel zekamızın kaydettiği ideal kadın ve ideal erkeğe benzeme arzusu ile o ürünü alıyor. Maddi yönü ise hiç yansıtılmıyor. Reklama bakarken de objektif bir gözle bakmıyoruz deneyimlerimiz ve fotoğrafın yansıttığı imaj onu, göstermek istedikleri gibi görmemizi sağlıyor. Çünkü insanlar bir resme veya mekana yorum katarken kendilerini onun içine yerleştiriyor ve orada yaşıyor.

G.Damla Öz

Referanslar;

  • Colomina, Beatriz, Mahremiyet ve Kamusallık
  • Berger, John, Görme Biçimleri

Görsel: Benham diski, Siyah beyaz mı? Renkli mi? Disk dönmeye başladığında üzerinde herhangi bir renkli bölüm olmamasına rağmen bazı renkler algılarız.

Reklamlar

One comment

  1. Geri bildirim: Mekana Fotoğraf Karesinden Bakmak – MelisGayretli // TEDU Arch

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: