Yer ve Somutlaştırma

“Yer”in içindekilerin somutlaştırılması ve varoluşları, nesneler ve objeler, iki duruma göre incelebilir. Birincisi beş duyunuzla algıladığınız, diğeri ise sadece zihinde var ettikleriniz. Pallasmaa, somutlaştırma durumunu ‘dokunma’ duyusu ile ele almıştır. Elle tutulur, gözle görülür bir yoldan var etme ve somutlaştırma konusuna eğilir ve hatta bunu bilimsel bir alana çekerek medikal kanıtlardan yola çıkarak anlatır. Organlarımızla hissedebildiğimiz mekan algısından bahseder ve beş duyu arasında karşılaştırmalar yaparak derinleştirir. Ancak mekânsal işlevler beş duyuya hizmet edecek şekilde atanırken ve beş duyunun işleyişinin ne kadar biyolojik ve bilimsel açıklamaları olursa olsun duyular sonuç olarak zihne bağlıdır ve orada değerlendirilir. Schulz tam tersi olarak dışarıda somut olan birşeyin duyuya hitap etmesini değil duyunun çevremizdekileri somutlaştırma ve bir mekan ve yer algısı oluşturma durumunu ifade eder. Trakl’in şiirindeki ‘pencere’, ‘ev’, ’masa’, ‘kar’ gibi kelimeler iç ve dış mekanı hayal etmeyi sağlar ve söz yoluyla varlıkları somutlaştırma gerçekleşir. Belki bu noktada sözün mekanı hayal etmemizi sağladığı için mekanı temsil ettiği söylenebilir. Söz yoluyla yer ifade edilirken aynı zamanda lokasyon da hayale eklemlenmeye başlar. Yer ve mekan kavramları bu noktada ayrım noktasına gelebilir. ‘Yer’ beş duyuyla somutlaştırılan, yönü ve lokasyonu belli olan bir varlık iken ‘mekan’ zihinde başlayan bir süreç olarak değerlendirilebilir. Aslında bu iki kavrama değinirken Schulz’un şehir planlama konusundaki düşüncelerini es geçmemek gerekir. Yer, varlık ve somutlaştırma, planlamada her ne kadar yerin fiziksel durumları sıklıkla vurgulansa da, planlamanın sosyo-ekonomik verilere bağlı olma ve alanlara fonksiyon belirleme yönteminden ayrı çalışır. Bu bağlamda aslında mimari ve peyzaj arakesitini irdelemek, bir kentsel mekanın ‘iç-dış’ ilişkisini ve mekansal reflekslerini geliştirmeye katkıda bulunabilir. Cep telefonunuzdan ulaşabildiğiniz sanal dünya, bir toz bulutu veya sadece bir duyumsama mekan algısı yaratırken ve mimarlığın farklı pratikleri olduğunu bize gösterirken, yer ve mekanın bilindik tanımları ve kategorileri üzerinden yapılan planlama yöntemleri belki tekrar gözden geçirilmeli ve farklı katmanlar üzerinden geliştirilmeli. Yer ve mekan tanımlamaları arttıkça analiz yöntemlerinin evrilmesi, evrilen analizlerin de yine planlama için herkesin anlayabileceği, kendi dinamikleri çerçevesinde resmi olan dile dönüştürülmesi düşünülmelidir.

References:

Pallasmaa, Juhanni, The Eyes of Skin

Norberg-Schulz, Christian, Genuis Loci

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: