Mimarın Yeri

görsel 1

Günümüzde mimarlık pratiği üzerine yapılan yorumlar mimarın yaptığı tasarım ve üretimden çok ‘’Kim ? Nereye ? Ne yaptırmış? Neden yaptırmış?’’ soruları üzerine kurgulanmaktadır. Mimarı ikinci planda bırakan bu sorular mimarlık üzerine yapılan eleştirileri de beraberinde getirmiştir.

Sarah Wigglesworth mimarlık ve eleştiri üzerine ortaya attığı iddialar ile binalar üzerinden yapılan mimari eleştirinin bulunduğu şartlara göre değişkenlik gösterdiğini vurgular. Binalar işlevin ve ihtiyacın yanı sıra reklam, statü ve mesaj verme amaçlı da yapılmaktadır. İşlev gerekliliği ve ihtiyaç dışındaki mimari ürün araba ve mücevher gibi bir yatırım olarak görülmektedir. Bu yatırım sadece maddi bir kazanç değil aynı zamanda bir kişiye veya şirkete kazandırılan prestij olarak da yorumlanabilir. Böylece kazanç mimarlık aracılığı ile müşterinin isteklerine hizmet eder.

Wigglesworth’a göre mimari eleştiri üç şekilde gerçekleşir.

Formally…  Programmatically… Professionally…

Biçim, mimari üretimin verdiği imkanlar ve işlevsel limitler ile bir sembol ve ifade şekli olarak hareket eder. Eleştiri, mimarın müşteri ile karşılaştığı ve işin ne olduğunu öğrendiği an da üzerinde düşünmeye başlaması ile devreye girer. Bir yapı üzerinde eleştirel düşünme eleştirel mimarlığı doğurmuştur ve bu sadece var olan yapılara karşı çıkma anlayışı değildir. Tüm özellikleri ile iyi ve kötü yönlerini sorgulamaktır.

Mimari eleştiride mimarın yeri neresidir?

Mimar, bilgisi ve müşteri istekleri ile pratiğin izin verdiği denge arasındadır.

Mimar, mesleki eleştirinin hem içerisinde hem de dışındadır. Örneğin; Taksim Meydanı projesi pek çok mimar tarafından tepki ile karşılanmış ve eleştirilmiş olmasına rağmen çizen ve uygulayan da mimardır. Aynı durum yeni mezun ve iş hayatına yeni atılan bir mimar için de geçerlidir. Büyük hayallerle bitirdiğimiz mimarlık eğitimi sonunda iş hayatına atılmaya karar veririz fakat iyi bir öğrenci olmamıza rağmen geniş bir çevremiz yoksa ve ailemizde mimar yoksa iş bulmakta zorlanırız. Ofislerin bizi çok düşük ücretlerle sigortasız çalıştırmak istediğinden ve ofislerin deneme sürelerinin uzamasından yakınırız. Dönüp geriye baktığımızda tecrübesizliğin ve hayat şartlarının arkasına sığınarak bu şartları kendi kendimize oluşturduğumuzun farkına varırız. Böylece kendimize ve mesleğimize etiket koyarız. Belki de o şartlarda çalışmayı hiçbir mimar kabul etmese, kendi değerimizi ve bizden sonra gelenlerin mesleki değerini belirleyeceğiz.

Mimar bir konunun neresinde olacağına kendi karar verir, eleştiri de bunun ekmeğini yer. Mimar ekonomik kısıtlamalar çerçevesinde tasarladığı yapının üzerinde müşterinin ve kendisinin ne kadar söz sahibi olduğunu ortaya çıkardığı ürün ile anlatır. Buna müşteri isteğine göre şekillenen In Ash Sakula’nın Peabody Housing’ini örnek verebiliriz. Evin yaşam alanı bir tren vagonu kadar küçük iken çok büyük bir alan ‘’sorting space’’ olarak ayrılmıştır. Müşterilerin yaşam şartlarına ve sosyal hayatlarına göre içinde yaşamak istedikleri mekan fikirleri de değişmektedir. Böyle durumlarda mimari oranlar ikinci planda kalabilmektedir. Bu durum mimarın tasarımdaki karar verici rolünü tartışmaya açmaktadır.

Eleştirel bakış açısı ile yeni tasarım yöntemleri…

Mimar Sarah Wigglesworth, dansçı/Koreograf Siobhan Davies’in dans grubu için eski bir okul binasını dans stüdyosuna çevirmiştir. Mimar bu süreçte uzun bir süre dansçıları gözlemleyerek onları hem heyecanlandıracak hem de sınırlandırmayacak yeni ve eleştirel bir yöntem belirlemiştir. Wigglesworth dansçıların zamanlarının büyük kısmının yerde geçtiğini gözlemler ve tavanda neo-gothic baskılı bir yüzey oluşturarak RIBA ödülünü alır. Yani mimariyi dans ettirir. Amacı mimarların mekanı nasıl deneyimlediğini gözlemleyerek bunu tasarımın çekirdeğine oturtmaktır.

Mekanlar yaratıcılığı tetikler mi? Beden, yapılan hareketi, kullanılan yapı malzemelerinin hareketsiz tasarımı ile birleştirir.

Hareketli bir mekana hareketsiz bir tasarım yapmak doğru mudur?

Mimarlık hep aynı yöntemle mi olur eleştirel bir bakış açısı yeni yöntemler yaratılır mı?

Bu sorular aslında cevaplarını aramaz, Ole W. Fisher’ın vurguladığı gibi eleştirel düşünceyi tetiklemeye çalışır.

Bir tarafta algılanan ve deneyimlenen mimari konsept diğer tarafta müşteri, toplumun ihtiyaçları ve ekonomik gerçekler varken, kendi değerini ve duracağı yeri belirleyen de mimarın kendisidir.

G.Damla Öz

Referanslar;

  • Fischer, Ole W. , Atmospheres – Architectural Spaces between Critical Reading and Immersive Presence
  • Tasarım Gazetesi, Kale Tasarım Merkezi, Mayıs 2011, Sayfa 11
  • Wigglesworth, Sarah, Critical Practice

Görsel: Alex Kostiv, http://portfolios.saic.edu/gallery/28833953/F-Newsmagazine-2015

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: