Eylem Mekanı Kurgulayabilir mi?

EYLEM

Eylem bireylerin, eşyaların, duyguların ve algıların yer değiştirmesi, hareketin ifadesidir. Eylem akışları zaman içerisinde mekanı oluşturur. Schumi ve Grosz mekanı fiziksel boyutun ötesinde hacimler arasındaki boşluklar olarak sorgular. Hacimler ise belirleyicileri ifade eder. Nesneler, bedenler, ışık, gölge, duyular, ön yargılar, deneyimler mekanın belirleyici unsurlarıdır ve geçirdikleri değişimlerle mekandaki hareketi ifade ederler. Bu açıdan mekan içerisinde belirli eylemlerin yapılabilmesine olanak sağlayan  bir sonsuzluk ifadesi ve hayal gücüdür.

Mekan sınırlandırılabilir mi?

Sınırlar mı mekanı oluşturur yoksa mekan mı sınırlar yaratır ?

Mekan, boşluk ve zaman arasında sınırlandırılmıştır. Mekanın sınırlarını, kendisini oluşturan fiziksel ve duyusal imgeler oluşturur. Sınırlı bir yeri tarifleyerek anlam katan ise insandır. Ahmet Hamdi Tanpınar Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı kitabında “Saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır.” diyerek  insanın, varlığı ve eylemleri ile mekanı anlamlandırdığını ifade eder.  Mekan ve insan kavramları bir araya gelince, fiziksel bir algılama süreci olmanın ötesinde, hissetme ve bağ kurmaya da imkan vererek, zamanla, kendiliğinden bir üretim ve yaratım sürecine dönüşür.

Mekanı zamanın temelleri üzerinde yaşatabilir miyiz?

Elizabeth Grosz mekanı mimarlık ve felsefe açısından ele alır ve özne, zaman, hareket unsurlarını ortak imgeler kabul eder. Grosz mekanın iki farklı zamanından bahseder. Birincisi mekanın varoluşunu ele alır, ikincisi ise değişim/dönüşümdür. Zamanla gerçekleşen eylem akışları,  zamansallaştırma ve mekansallaştırma kavramlarını ortaya çıkarır yani fiziksel ve duyusal mekan organizasyonu mekanın zamanını ortaya çıkarır. Örnegin; mekanı duvarlar ile sınırlı fiziksel bir oda olarak düşünelim. Dört duvar içerisinde saatler geçer… aylar geçer… yıllar geçer… hayatlar başlar ve biter….  İçinde ki eylemler ve objeler zaman içerisinde sürekli olarak değişir. Hayal dünyamızda yarattığımız bu mekan, evrenle sınırlı bir boşluk olarak doğar, içerisinde yaşarsak eve, çalışırsak ofise, sergiler düzenlersek işlev değiştirip müzeye dönüşebilir. Başka bir deyişle mekansal kurgu, zaman içerisinde gerçekleşen eylemler ile, yeni anlamlar kazanır.

Bernard Schumi ise mekanı algı ve gerçekliğin bir arada olduğu, piramit ve labirent metaforları ile anlatır. Piramit daha dışsal bir deneyim iken labirent seçim imkanı sunduğu halde içinden çıkılmaz bir paradoksu ifade eder. Kaybolmuşluk duygusu artar, algı ve deneyimlerle labirent tetiklenir. Labirent geleceğe ulaşma isteği olarak da yorumlanabilir. Geçmiş ve gelecek arasındaki mesafe algı ve deneyimler yardımıyla aşılır ancak tam geleceğe ulaşılan noktada geleceğin sürekli olduğu anlaşılır.  Mekan da aynı şekilde zaman içerisinde sonsuz bir geleceğe sahiptir. Mekan içerisinde zamanla biriken eylem, algı ve deneyimler mekanı sonsuz bi paradoksa sürükler.

Zaman mekanın sürekliliğini sağlayabilir mi?

Günümüzde mimarlık,  zamana ve sürekliliğe dair soruları hep mimarlık tarihinden alır ve tüm cevapları da geçmişteki anıtsal yapıları göstererek verir. Oysa zaman sadece geçmişteki fiziksel nesnelere ve onlara yüklenen anlamlara bağlı değildir. Zaman öncelikle geleceğe bağlıdır, geleceği yaratandır. Böylece mekan zamanın sürekliliğine karşı güncel kalabilir.

Gaston Bachelard “Mekan, peteklerinin binlerce gözünde zamanı sıkıştırılmış olarak tutar.” diyerek mekanın her bir noktasının bir yaşanmışlık barındırdığını ve zamanla bu birikimin arttığını vurgulamıştır. Böylece mekan kurgusu da sürekli olarak değişir. Zaman eylem akışları ile birlikte ilerlerken mekana yeni bir gelecek yazabilir ancak başlangıçta var olan mekanı yani geçmişte kalanı değiştiremez. Böylece geçmiş ve gelecek hem sürekli hale gelir hem de değiştirilemez an’ları meydana getirir. Mekan geçmişte kalan bir anı olmaktan çıkarak şu an’lara dönüşür.

G.Damla Öz

Referanslar

  • Bachelard, Gaston, ‘’ Mekanın Poetikası’’, İthaki Yayınları,  2008
  • Grosz, Elizabeth, ”The Future of Space: Toward and Architecture of Invention”
  • Tanpınar, Ahmet Hamdi, ‘’Saatleri Ayarlama Enstitüsü’’ Yapı Kredi Yayınları, 2002
  • Tschumi, Bernard, ”The Architectural Paradox”
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: