Egemen İdeoloji ile Sosyal Yapının, Gündelik Yaşam ve Konut Tasarımına Olan Etkileri

Özet:

Metin, son dönemin hâkim politikası neoliberalizmin dönüştürdüğü kent, mekân ve sınıfları diyalektik materyalizm yöntemiyle açıklamaya çalışacaktır. Türkiye’nin lokomotifi olan inşaat sektörü ve hızla değiştirdiği kent ve mekân özellikle İstanbul ölçeğinde büyük veriler sunmaktadır. Güncel ideoloji ve politikanın yeniden ürettiği sosyal yapı bireyi uzaklaştırmakta ve kimlik sembolü olarak pazarlanan konutlara hapsetmektedir. Kendini toplumsal hayatta var edemeyen ve bu hayatta mutsuz olan bireyler kendi içlerine dönmekte soyutlanmaktadırlar. Bireyselliğin öneminin bilinçli bir şekilde arttıran bu yaklaşıma karşılık SSCB deneyiminin kolektivite ve kamusallığa yönlendirmeyi amaçlayan denemeleri anti tez olarak sunulacaktır. Bu karşılaştırmanın bu şekilde yapılmasının temelinde ABD’ye bağımlı bir ülke olan Türkiye’nin ideolojik ve bilimsel üretiminin de yine buraya bağımlı olması ve gelişmişliğin ölçütünün ABD ve AB üzerinden verilmesinin eleştirisi bulunmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Aile, Birey, Evlilik, Kapitalizm, Kent, Komünizm Kolektif yaşam, Komünal ev, Komunalka, Marksizm, , Narkomfin, Neoliberalizm, Sosyalizm,SSCB, Stüdyo Daire

 1.Neoliberal Kentin Dönüşümü

Egemen ideoloji ve yönelimleri kent mekânını sürekli yeniden üretmekte ve biçimlendirmektedir.

Dolayısıyla kapitalizmin yeniden yapılanma süreci zamanı ve mekânı tekrar örgütleyerek iktisadi, siyasi ve kültürel yapının sermaye lehine yeniden biçimlenmesine yol açarken; aynı zamanda işçi sınıfının sayısal ağırlığında ve niteliksel profilinde değişikliklere neden olmuştur(Parlak, 2014 s. 80)Türkiye ve dünyada ise son 30 yıla damgasını vuran neoliberal dönemin markalaşan kentleridir. Neoliberal kentlerin mekânsal iş bölümü çerçevesinde; bir üretim mekânı mı ya da turizm mekanı mı yoksa finans merkezi mi olacağı üstlendiği rol ve rekabet gücü çerçevesinde belirlenmektedir(Parlak, 2014, s.80)

70’lerin ikinci yarısından itibaren dünyada Keynesçilik, Türkiye ise ithal ikamecilik terkedilip neoliberal dönüşümlerin önü açıldı. Kentleşen sermaye, şehirleri bir marka olarak satmaya çalışmıştır. Bu değişim özellikle son on beş yılda hız kazanmış ve üretken sermayeden mali sermayeye geçişin başladığı bu dönemde işçi sınıfının yapısı değiştirmiştir. Mavi yakalı ve beyaz yakalı ayrımı daha ön plana çıkarken fabrikaların etrafında biçimlenen işçi mahalleleri büyük ölçüde yok olmuştur. Türkiye’de bu durum daha hızlı bir şekilde değişmiştir. AKP iktidarı sermaye birikiminin temelini inşaat sektörü üzerinden kurması ve diğer sektörleri ona bağımlı hale getirmiştir. Kapitalizmin yasası gereği de yapılaşma çok büyük bir hız kazanmıştır. Plansız bir şekilde kentler büyümüş bunun sonucunda da kent halkının ulaşım, barınma, kamusal ve rekreatif alan kullanım hakları ve kendilerini var edebilme durumları büyük ölçüde azalmıştır.

İşçi sınıfının eşitsiz bir şekilde bölünmesi konut üretimini bu kitlelere göre yeniden programlanmıştır. Türkiye’de alt, orta, üst düzey için sosyal konut projesi görünümlü TOKİ birçok yere girerken, kent dışında genellikle gecekondu bölgelerine müteahhit işi olan TOKİ benzeri güvenlikli siteli konut bölgeleri oluşmuştur. Diğer bir yandan, yeni ve lüks bir tipoloji olarak görülebilen, AVM tepesine dikilen bloklarda; rezidans, ofis, otel gibi yapılar ortaya çıkmaya başlamış veya kent içinde ve dışında marka mimar veya ofislerin yaptığı “özgün” yapılar piyasada yerlerini almıştır.

 2.Yeni Bir Tip: Stüdyo Daire

Burada kabaca bir soyutlamaya gidilirse, özellikle Türkiye üretilen konutlara bakıldığında temelde belirli tipolojilerin tekrarından fazla öteye gidememiştir(3+1, 2+1, 1+1 vs ). Tasarım kriterleri, bir üst yapı olarak kültür, sosyal yapı, aile ilişkilerinden doğalında etkilenmiştir.  Farklı toplumların benzer ve farklılaşan konut tipolojileri kapitalizmin küreselleşmesi ve bilgi aktarımının artmasıyla açıklanabilir. Eşitsiz gelişimin bir sonucu olarak gelişmiş ülkelerin kendine bağımlı az gelişmiş ülkelere yaptığı bilgi, kültür ve ideoloji aktarımı, bu enformasyon akışının da diyalektik olarak ülkenin kendi kriterleriyle yeniden üretimi söz konusudur. Örneğin işçi sınıfının(beyaz yakalı) gelişmiş veya daha üst sınıflara yönelik ortaya çıkan, kökeni ABD ve Avrupa olan stüdyo dairelerin oluşması verilebilir. Türkiye’de ise dışardan yerel konut tipine benzemeye çalışan fakat içerden ise Amerikanvari çeşitli enstrümanlarla mekan kullanımı değiştirilebilen stüdyo dairelere sıklıkla rastlanmaya başlamıştır.

2.1.Sermaye ve Devletin Yönlendirmesi

Bunun temel çıkış noktalarından biri karlılık durumudur. Belirli bir alanı tek bir daire yerine daha fazla parçaya ayırıp kiralamak veya satmak kar oranını yükseltmektedir.  Selahattin Şatır, “Basın Ekspres Yolu’nda küçük metrekareli ürünlerin fiyatı, büyük metrekareli ürünlere göre daha yüksek. Dolayısıyla metrekare küçüldükçe satış birim fiyatları büyüyor” dedi.(aktaran Gürkan, 2014) . Stüdyo daireler dönemin yaşam tipine cevap vermesinin yanında karlı olduğu için de hem üretici hem de kullanıcı tarafından tercih edilmektedir.

Arkitera’daki habere göre Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yeni düzenlemeleri stüdyo dairelerin önüne büyük bir engel getirmektedir. Bu siteden alınan aşağıdaki iki haber piyasanın konut tiplerini belirleyiciliğindeki rolünü tartışmaya açabilir.

Doç. Dr. Pelin Pınar Özden inşaat sektörü üzerinden canlandırılmaya çalışılan ekonominin en önemli araçlarından biri olduğunu anlatıyor 1+1 evlerin. Çünkü alım gücü olmasa da insanlar “şahlandırılan sektörün inanılmaz reklamları” ve teşvikler nedeniyle oturmak için değil ama yatırım için paralarını bu evlere yatırdılar. Böylelikle 1+1 ya da 1+0 daireler en çok prim yapan daireler olduğu için inşaat sektörünün tercihi oldu. Pelin hoca bu yasağın aynı zamanda “bireysel yaşamı engellemek, aile yaşamına müdahale etmek üzere” geliştirilmiş bir yöntem olduğunu söylüyor. “Bekar evleri, tek kişilik yaşam üzerine yaratılan korkunç algıyla insanlar kendi yaşamlarını kuramaz hale getiriliyorlar” diyor. Devletin bizzat TOKİ eliyle yaptığı 1+1 daire sayısının ise hiç de az olmadığını hatırlattığımızda dönemsel anlayışlara göre kamu kaynakları heba edilemez. Ama görüyoruz ki ediliyor” diyor.”(Gürkan, 2014)

Mortgage kriziyle gayrimenkulde bir durgunluk yaşandığını kaydeden Remax Carisma Gayrimenkul Broker’ı Selahattin Şatır, mevcut krizin üzerine sel felaketinin de gelmesi ile sektörün durma noktasına girdiğini söyledi(Gürkan, 2014).

Görülen o ki piyasa ekonomisi dönemsel ihtiyaçlarına yönelik konut tipi üzerinde çeşitli politikalar uygulamaktadır. Yükselen bu tipten sonra gelen bu engellemenin piyasadaki durgunluğu gidermeye yönelik bir hamle olabilir . Stüdyo dairelerin pahalı olması metrekare fiyatı daha uygun olan tiplerin satışının daha kolay olması düşünülebilir. Diğer bir yandan da bu tip dairelerdeki yaşam biçimlerinin egemen ideolojiyle uyuşmaması, mevcut aile yapısını ve yaşantının korunma arayışı soruları da akla gelebilir. Ama yine muhafazakârlar tarafından savunulan aile yapısı belirli bir dönemin ürünüdür. Burjuva toplumun aile yapısı diyebileceğimiz bu yaşantı Türkiye’de 20.yy da oluşmaya başlamıştır ve kapitalizmin gelişmesiyle alakası da vardır. Fakat en son tahlilde bu tip yaygınlaşmaya devam edecektir.

 2.2. Kent Profili ve Sosyal Yapı

Yukarıdaki bölümde Özden’in bahsettiği üzere bu daireler bekar veya çift yaşayan çocuksuz bireylere yöneliktir. Neoliberal dönemle bunun bağlantısı da hizmet sektörünün yoğunlaşması ile eğitimli işçi ihtiyacını gündeme gelmesidir. Daha iyi bir gelecek hayaliyle artan eğitim süresi ve ekonomik olarak çocuk yapmanın zorluğu ile değişen cinsel yaşam bireyleri bu dairelerde yalnız, evli veya beraber yaşama durumuna ittirmiştir. Çocuksuz yaşayan çiftler ve yalnız bireyler küçük, masrafı az, konforlu bu daireleri tercih etmeye başlamıştır.

Kent merkezlerinde de bu tipin artmasının nedeni dönemin kent politikaları sonucu şehir merkezleri son dönemde giderek popülerliğini artmasıdır. Kentlerin dışarıya bakan yüzü olarak yatırımların ve değişimlerin buraya yönelmesi, kentleri kent yapan asıl imgelerin ve yaşantıların burada olmasıdır. Örneğin İstanbul için baktığımızda Beyoğlu, Fatih, Kadıköy, Üsküdar, Beşiktaş vb. ilçeler İstanbul’un asıl kent imgelerini taşımaktadır. Levent-Maslak bölgelerinde yoğunlaşan MİA bölgesine ve Beyoğlu, Beşiktaş, Kadıköy gibi sosyal yaşantıya ve İstanbul kimliğine sahip olan yerlere yakın olmak önemli olmaktadır. Bu durum İstanbul dışına doğru da büyük oranda büyümeye devam etse de stüdyo daireler lüks sitelerde kent dışına yapılsa da bir noktada belirli arayışları olan kentli, merkezleri tercih etmek istemektedir. Yalnız veya çift yaşayan genç bireyler alışkanlıklarından ötürü iş, okul veya sosyal aktivitelere yakın olan yerlerde yaşamaktadırlar. Trafik sıkıntısı da bu tercihi arttırmaktadır. Fakat kent merkezinin aşırı yapılaşmış olması, merkezi planlamanın yoksunluğu ve çok farklı inşaat firmalarının bu bölgeye girmesi üretimin kopuk ve mevcut küçük parseller üzerinden yapılmasına neden olmaktadır. Buraya yönelen kesimin arayışı ve bu gibi sınırlamalar dolayısıyla dar arazilerde çözümler aranmakta bunun cevabı da hem karlı hem küçük çok fonksiyonel stüdyo daireler üretilmektedir.( Parsellerin değiştirilmemesinin eleştirisi dokunun bozulmasını önerme olarak algılanmamalı, Türkiye’de bu hassasiyet zaten yok). Türkiye’de ve dünyada değişen sosyal yapı buradan da okunabilmektedir. Özellikle çocuklu ailelere yönelik olan merkezdeki konutlar yıkılıp, öğrenciye veya bekar bireylere yönelik stüdyo daireler yapılmaktadır.

2.3.Stüdyo Dairenin Yaşamı

Stüdyo daireler birçok fonksiyonun küçük bir alanda üst üste çözülmesi mantığıyla tasarlanmaktadır. Mutfak ve oturma odası gibi fonksiyonlar genelde aynı hacim de çözülürken bazı örneklerde yatak odaları da bu hacme dahil olabilmektedir. Kimi örneklerde ise bu fonksiyonlar çeşitli enstrümanlarla birbirine dönüşebilmektedir. Gün içerisinde mevcut mekan yeme-içme, oturma gibi fonksiyonlar için kullanırken gece bunların kaldırılması ve açılabilir bir yatak mekanizmasıyla uyuma mekanına olmaktadır. Ortaklaşmanın bulunmadığı ve yalnız bireyin tüm günlük ihtiyaçlarının tek bir mekanda karşılanması gerekliliğinden dolayı bu çözümler gerekli olmaktadır.

1

Şekil 1: 1.tipteki yaşam biçiminde iki-üç arkadaş veya bir aile beraber bir yaşam kurabilirken 2. tipte bireyler kendi mekanlarında yalnız yaşamak durumunda ve daire sakini izin verdiği ölçüde başkaları hayatlarına dahil olabilmektedir. 1. ‘den 2.’ ye dönüşümün artması değişen bir sosyal yapı ve yaşantının işaretidir.

Bireyleri bu konutlarda yalnız yaşamaya ittiren sebeplerden birisi de kent hayatının yoğunluğu, hızlılığı ve insan üzerindeki baskısıdır. Gün içerisinde iş stresinden bunalan insan “eve kendini zor atmak” deneyimini yaşamaktadır. Çevresindeki insanlardan duyulan rahatsızlık ve çoğunlukla kendini ait hissedemediği iş yaşantısının yoruculuğu, bireyin kendisiyle baş başa kalma arayışını tetiklemektedir.

Bu durumun bireyin kendini erk hissetme arayışı ile de alakası vardır. Kent, iş ve okul yaşamında sürekli başka bir erkin baskısı altında olan birey eve geldiğinde kendi erkliğini ilan etmekte ve konutunda asıl belirleyici olan kendisi olabilmektedir. Örneğin şekil 1’de 1. Tipte iki ev arkadaşı yaşadığını varsayalım. Bu iki arkadaş sürekli birbirinin hayatındadır ve ortak alanlarda gizli veya açık bir gerilim yaşanmaktadır. Bu durumda genelde bir kişi için erklik ve belirleyici olma durumu geçerli olamamaktadır. Bu bireyler birbirleriyle sürekli gerilimleri ve ortaklaşmaları doğalında sürekli yaşamaktadır. 2. Tipte ise bu arkadaşlar iki ayrı hacme dağıtıldığında, bu insanlar kendi isteklerinin  dışında bir birlerini görmemekte ortaklaşma ve gerilim durumu azalmaktadır. İsterlerse birbirlerini konutlarına davet edip bir şeyler paylaşa bilmekte, istemezlerse bu durum olmamaktadır. Herkes kendi alanının bir nevi lordudur eski tipteki ortak alanlar artık tek bir kişiye aittir. Konut içerisindeki eşyaların konumu, yapmak istediği diğer eylemler vs. neredeyse mutlak bir şekilde kullanıcının elinde ve denetimindedir. Bu kişilerin arkadaş olmama durumunda ise muhtemelen birbirleriyle selam vermekten öte bir iletişimleri bulunmayacaktır. Bunun nedeni ise günümüzde komşuluk ilişkilerinin giderek zayıflamasıdır

2

Şekil 2: Micro-Loft Bulut kat planları

Cihangirde bulunan micro-Loft Bulut bireyin bu kaçışının güzel bir örneğidir.  Konut ve kimliğin çok güzel pazarlandığı bu bina da en önemli özellik stüdyo dairelerin hiç biri sokağa bakmamasıdır. Konut daireleri ise sadece diğer apartmanları ve binanın kendi bahçesini görmektedir(Şekil 3). Burada birey kendi ile baş başa kalmakta kendisine müdahil olan başka özneleri saf dışı bırakmaktadır. Bireyselliğin kamusal alanda ifadesinin bu denli zorlaşması insanı giderek en keskin ve kapalı sınırlar içerisinde yaşamaya yönlendirmektedir.

3

Şekil 3 Micro-Loft Bulut Ön Cephe

2

Şekil 4 Micro-Loft Bulut Arka Cephe

Sokak ile konutun tek bağlantısı yarı açık sirkülasyondur. Bu sirkülasyon sistemi yarı kamusal olarak ifade edilse de hiç bir apartman sakini o alanda pek vakit geçirecekmiş gibi gözükmemektedir. Daire kapıları direk sokaktan gözükmektedir ama bu durum sadece görseldir. Binanın giriş kapısı da tasarım konseptine uygun olarak demir parmaklıklar ile kapatılsa da aşırı korunaklı bir köşk izlenimi uyandırmaktadır. (Şekil 4)

4

Şekil 5 Micro-Loft Bulut mutfak değişimi

Daire içi yaşamda ise uyuma,  oturma vs. fonksiyonlarının dönüşe bilirliği gayet fonksiyonel olmakla birlikte bir kimlik kaygısını da çağrıştırmaktadır(Şekil 5).Türkiye’de pek bulunmayan ve önemli bir kimlik atfeden bu daire tipi “özgün  iç mekan tasarımıyla” eve gelen misafirleri şaşırta bilme ve kendini ispatlama fırsatını ev sahibine sunmaktadır.

Microloft-Bulut şehir merkezindeki küçük tiplere bir örnek teşkil etmektedir. Yarı kamusallık durumu direk sokaktan kurulmakta apartman içinde sirkülasyon dışında herhangi bir ortaklık bulunmamaktadır. Daireden çıkan kullanıcı direk olarak sokak ile karşılaşmakta ve evinin lordluğu bırakıp kentteki herhangi bir serfe dönüşmektedir. Özne hızlı bir şekilde nesneleşmektedir. Kristalşehirevleri’nin stüdyo tipi ise farklı tipleri barındıran bir toplu konut içinde yer almaktadır(Şekil 6). Daireden çıkan kullanıcının binanın içindeki koridordan geçtikten sonra sirkülasyona ulaşabilmekte ve dışarıya çıkabilmektedir.

5

Şekil 6: Kristalşehirevleri’nden daire tipi örneği. Küçük görselde konutun apartman içindeki konumu ve diğer dairelerle olan ilişkisi kısmen gözükmektedir.

İkinci bir katmanın bulunuşu komşuluk ilişkileri açısından başta iyi gibi gözükse de insanların kent hayatının kalanındaki diğer yaşamlar ile binanın diğer fonksiyonları insanların paylaşımlarında belirleyici olacaktır. Burada ise aşama değişmekte lordluk ve serflik arasındaki geçişte ara aşamalara uğramaktadır. Sakini olduğu konutun dışında, diğer konut sakinleriyle eş bir etkiye sahip olduğun alanlar, birbirine eş öznelerden biri olduğun alanlar yaratmaktadır. Buraya müdahalelerin ve buradaki etkilerin diğerlerinden bağımsız olamamaktadır

Yine temsil örneklerine baktığımızda ise iç yaşama özendirmeye çalışıldığı okunabilmektedir. Binaların sadece daire içi ön plana çıkarırken dışarıyla ve bulunduğu apartmanla olan ilişkisi geri plana itilmektedir. Çünkü diğer bölgeler önemsizleştirilmekte ve senin kendin olduğun veya olacağının garantisi verilen ev sana yani kişiliğinin aracısı olarak pazarlanmaktadır. Aşağıda home-designing.com adlı web sitesinde yer alan stüdyo daire örneklerine ait iki temsil açıklayıcı olmaktadır(Şekil 7)

6

Şekil 7 Örnek daire temsillerinde görülen sadece daire içi yaşantı, yapının diğer bölmelerine veya komşuluk ilişkilerine dair herhangi bir ipucu yok. Önemli olan içerisi, sokakta ne gördüğünün gereksiz, pencereler Adolf Loos’un ki gibi sadece ışık almaya yönelikmiş gibi

7

.

Apartmanın diğer ve yakın bölgesiyle bağlantılı üretici firmanın yaptığı yüzme havuzu, tenis kortu veya AVM’si var ise ya da pazarlanabilecek önemli bir kent imgesi var ise temsillere dahil edilmektedir.

3.Eski Farklı Bir Tip: Komün Apartmanlar

Komün apartmanlara tarihte bir çok yerde karşılaşılmasına rağmen egemen ideolojinin üretimi olarak Sovyet deneyinde karşımıza çıkmaktadır. 1917 devriminden sonra Marksist ideoloji ve teori ilk kez pratik yaşama fırsatını elinde bulmuştur. Günümüzde hakim görüşler bu pratiğin başarısız ve kesinlikle yanlış olduğunu tariflerse de önemli olan bıraktığı deneyime bakmaktır. Eleştirinin ideolojiden bağımsız yapılması pek mümkün değildir bu yüzden gerçeğin bilgisi tartışmalar üzerinden aranmalıdır.

SSCB’de 1917 sonrasındaki yaklaşık dört yıllık dönemde konut alanında mevcut olanların düzenlenmesi ile yetinilmiş ve sanayileşmeye ağırlık verilmiştir. Daha sonra elektrifikasyon ve sanayileşme hamlesinin kentlere yığdığı nüfusu barındırmak için toplu konutların inşa edilmesi fikri tartışılmaya başlanmıştır. Bu toplu konutların yalnızca barınma ihtiyacını karşılamak yerine aynı zamanda sosyal hayatın maddi koşullarına şekil verecek biçimde tasarlanması hedeflenmiştir. Toplu konutlarla birlikte yeni bir yaşam biçimi yaratma başlığı altında en çok düşünülen şeylerden biri de kadının ev içi yaşantıdaki sorumluluklardan kurtularak iş gücüne katılmasıdır. Dolayısı ile yeni yapılacak mekanlarda geçmişte özellikle kadına ait olan sorumlulukların kolektifleştirilerek yapılması fazlasıyla üzerinde durulan bir konu olmuştur… (Baytekin, 2014).

Yine bu dönemde konutların standardizasyon tartışmaları da gündeme gelmiştir. Standardizasyon adımları ise insanları konutlarda ve kent hayatındaki komün yaşama yönlendirme amacıyla, eşitsizlikleri azaltma, üretim kolaylığı sağlama amacıyla atılmıştır. Fakat toplumun ve insan hayatının karmaşık yapısı mutlak bir standardizasyonun önüne geçmiştir. Bu yüzden 1920-1930 yılları arasında geleneksel konutlar üretilmeye devam edilirken komün hayata özendiren konut tipleri üretilmeye çalışılmıştır.

Sovyetler Birliği Yapı Komitesi (Stroikom), örgüt, çeşitli programlara cevap verebilecek 5 tip konut tasarladı. Guinzbourg sorunları şöyle özetlemektedir:

  1. a) Konutta ekonomi ile ilişkili sorunlar, kültürel devrimden ayrı düşünülemez.
  2. b) Konutlarda yaşanmayan kısımların küçültülmesi % 10 bir ekonomi sağlayabilir.
  3. c) Kullanılmayan yükseklikleri azaltarak ekonomi sağlanabilir.
  4. d) Ülkenin özel sosyal ve ekonomik koşulları, küçük ve ekonomik konut birimleri inşasını zorunlu kılmaktadır.
  5. e) 27 m² alanı olan, fakat 54 m²’lik bir konut kadar kullanışlı konut planları yapmak olasılığı vardır, ancak bunun için yeni bir mekân anlayışı geliştirilmelidir.
  6. f) Bazı tip konutlarda, sosyal ve aile fonksiyonları ayrılmalıdır.
  7. g) Konutta, doğal aydınlatma, karşılıklı havalandırma ve iki yöne bakış sağlanmalıdır. Odalar, eylemlere göre boyutlandınlmalıdır. Teknik döşemin kaliteli olmasına özen gösterilmelidir.
  8. h) Yapı bileşenlerinde standardizasyona gidilmeli ve böylece yapı bileşenlerinin endüstrileşmesi için ön adım atılmalıdır. (Pekin Çelik, 1978 aktaran Baytekin 2014)

 3.1 Ailenin dönüşümü tartışmaları

 Marksist kuram günümüzde çekirdek aile dediğimiz yapıyı burjuva ailesi olarak tanımlar ve toplumun en küçük yapı taşını aile değil birey olarak kodlar. Engels’e göre ölen erkeğin mirası kız ve erkek kardeşleri üzerinden paylaşılmakta kadınınki ise çocuklarına aktarılmaktaydı. Tarihin bir yerinde evliliğin ortaya çıkması ile erkek kadını sadece kendine bağlayabilmiş ve çocuğun mülkiyetini üzerine alabilmiştir. Bu sayede mirası direk kendi çocuğuna aktarabilmiş ve üretim araçlarının mirası düzenlene bilmiştir.(Engels, 1884)

Özel mülkiyet büyük oranda sınırlandırılmış ve yüklü miras durumları ortadan kalkmaya başlamıştır. Bunun yanında da üretim tipi ve mülkiyet hakkının sonucu görülen toplumsal yapı ve aile yaşantısının düzenlenmesi ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Ailenin dönüşmesi ile beraber, kadın ve erkeğin cinsel hayatı değişecek evlilik kurumunun ihtiyacının ortadan kalkacağı düşünülmüştür. Bu yüzden geçiş aşamasında olan yeni bir tip konuta ihtiyaç duyulmuştur. Narkomfin binası bu döneme yönelik tasarlanmıştır.

3.2 Narkomfin

Narkomfin 1928-1932 yılları arasında SSCB Maliye Halk Komiserliği(Maliye Bakanlığı) çalışanları için Moskova’da inşa edilmiştir. Narkomfin binası tam bir komünal ev (DomKommuna) değil sosyalist toplumun ara geçiş aşaması olması ve komünal yaşam özendirici olması için bir sosyal karıştırıcı (Social Condenser) olarak tasarlanmıştır.

Planda arazinin köşesinde kalan sarmal biçimde bir yol ve bu yolun ortasında bir izleme noktası tasarlanmıştır. Ayrıca binaya ulaşan yollar yaşama bloğunun düz biçimini ortaya çıkaracak şekilde düz planlanmıştır. Ancak mevcutta bu sarmal yol yapılmamış olup ana kapıya uzanan bir asfalt yol ve bu yolun bağlandığı bir meydan kurgulanmıştır.(Baytekin, 2014)

Şekil 8 Narkomfin Vaziyet Planı 1

Şekil 8 Narkomfin Vaziyet Planı 1

Şekil 9 Narkomfin Vaziyet Planı 2

Şekil 9 Narkomfin Vaziyet Planı 2

Bina temelde Yaşama Bloğu ve Komünal Blok olarak ikiye ayrılmıştır.(Şekil 10) Komünal blok’un ilk katında spor salonu, duş, tuvalet, soyunma odası, depo, 2. katında yemek bölümü, dinlenme bölümü, okuma odası ve mutfak yer almaktadır. Bu bloğun bir cephesi tamamen cam olup bahçeye doğrudan açılan geçişler vardır. Yaşama bloğunda ise F, 2F ve K tipi adında üç farklı konut tipi önermektedir. Hatherley Narkomfin’i şöyle tanımlar, “ Ginsburg’un “yarı kolektif” Narkomfin binasında kişiye özel mutfakları kaldırılmış, konut kompleksinin bir parçası olarak çocuk yuvaları ve bir kütüphane eklenmiş ve evlilik ilişkilerinin özelleştirilmesini caydırma girişiminde bulunmuştur.”(2010)Bu dairelerin ortak

Şekil 10 Narkomfin Kat Planları

Şekil 10 Narkomfin Kat Planları

özelliği bireysellik ve mahremiyet sorgulamalarıdır oturma odası ve yatak odaları birbirlerine açılmaktadır. Farklı yönü ise F ve 2F beraber yaşayan bireylere yönelikken K tipi burjuva ailelere yönelik olarak tasarlanmıştır(Şekil 11). Yapı tasarlanırken ve inşa edilirken çevresiyle ve doğayla olan ilişkisine dikkat edilmiş ağaçlarla olabildiğince yakın konumlandırılmıştır. Ayrıca yapılırken olabildiğince az ağaç sökülmüş ve yeri değiştirilmiştir(Şekil 13).

Şekil 11 Narkomfin Görünüşler ve Kat Planları

Şekil 11 Narkomfin Görünüşler ve Kat Planları

Şekil 12 Narkomfin F tipi daire yaşam

Şekil 12 Narkomfin F tipi daire yaşam

Şekil 13 Narkomfin Ön Cephe Fotoğraf

Şekil 13 Narkomfin Ön Cephe Fotoğraf

.

Narkomfin bu gibi öngörülerle tasarlanmış olsa da dönemin politik ortamından doğalında etkilenmiş ve düşünüldüğü gibi kullanılamamıştır. Birçok fonksiyonu sonradan değiştirilmiş o şekilde kullanılmıştır. Günümüzde ise ziyarete açıktır fakat yeterli bakım yapılmadığı için çok kötü bir durumdadır.

Şekil 14 Narkomfin Çizim

Şekil 14 Narkomfin Çizim

3.3. Kommunalka (Komünal Ev)

Kısa olavrak değinilecek diğer bir örnek ise Komünal Evdir burada yaşam direk komün bir hayat kurmak amaçlanmaktadır. Uyuma ve çalışma aktivitelerinin gerçekleştirildiği özel odalar dışında mutfak tuvalet banyo gibi alanlar ortaktır. Narkomfin’den farklı olarak komünal bölge dairelerin direk içerisindedir ayrı bir özelleştirilmesi bulunmamaktadır.

Kommunalkaların kalbi ve merkezi mutfaktır. Burası sadece yemek yenilen yer değil insanların birbirleriyle vakit geçirdiği, eğlendiği bir mekandır. Tatillerde burada yakılan soba etrafında insanlar toplaşmakta ve vakit geçirmektedirler Duvarlarında duyuruları apartmanla ilgili çeşitli organizasyonların asıldığı tablolar vardır(temizlik sırası vs). Mutfaklarda her sakinin veya ailenin kendi masası olmak ile birlikte bu masalar ortaklaşa da kullanılabilmektedir. Kıyafetler sadece balkon ve banyo da değil küçük ebatta olanlar burada kurutulmaktadır. Odalar kişilerin yaşamına göre aileye veya yalnız bireylerin kullanımına açılmaktadır(Şekil 15).

Komunalka Plan Örnekleri

Şekil 15a Komunalka Plan Örneği 1

Şekil 15 b Kommunalka Plan Örneği 2

Şekil 15 b Kommunalka Plan Örneği 2

Şekil 16 Kommunalka Mutfak

Şekil 16 Kommunalka Mutfak

Narkomfin ve kommunalka benzeri konut tipleri komünal yaşamı özendirmeyi denese ve büyük oran da başarsa da konutların iç mekanın düzenlemelerinde göz ardı edilen noktalar büyüktür. İnsanın beğenisi ayrı bir tartışma olsa da açık bir şekilde sosyalist ülkelerin modernist konutları ilerici ve yenilikçi yönlerine rağmen konut içi yaşamın estetiği ve özendiriciliği yeteri kadar gelişememiştir. Tabi ki bu kullanıcıların arayışları ve dönemin ekonomik yeterlilikleri kaynak yönetimi ile de alakalıdır. Kapitalist ülkelerdeki gibi aşırı üretim ve tüketimin olmadığı bir düzende öncelikler tüm insanlara konut ve barınma ihtiyacını karşılamaya yönelik adımlar atmak olmuştur.

Sonuç:

Bir toplu konut projesi olarak Narkomfin ile Kommunalka tipi ve günümüz dünyası ve Türkiyesi’nde yapılan toplu konut tiplerinin benzer noktaları bulunabilir. Örneğin ailelere ve yalnız yaşayan bireylere yönelik daireler bulundurması, konut bölgesine ait spor tesisi, okul kreş vs. Fakat burada farkına varılması gereken durum uyuma ihtiyacı dışındaki sosyal aktivitelerin nerelerde yapıldığı ve nerelere yönlendirildiğidir. Bu aktivitelerin yapılması için nelerin gerekliliği, bireylerin günlük yaşantısında kentin içinde neler yaptığı da bütünlüklü olarak düşünülmelidir.

Her iki ekonomik ve toplumsal yapının içinde açık veya gizli bir yönlendirme kendi insanını yaratma çabası vardır. Bu bağlamda egemen ideoloji ve sınıf, insanın gündelik yaşamını belirlemek için konut ve kent tasarımını da buna göre yapmak ihtiyacı hissetmektedir. Sosyalist bir sistemde bireyin yönlendirildiği ve yeni insan yaratma çabası saklanmayan bir gerçektir. Fakat kapitalizm yeni insanını yaratırken bu insanı kendisinin değil bireyin kendi yönelimleri sonucu ortaya çıktığını ve özgür bıraktığını iddia eder. Kolektif eylemlere ve kamusal alana yabancılaşan bireyler evinden çıkmamak veya evden kaçmak ya da evsiz olmak gibi tercihlerde bulunduğunda bu onun bireysel tercihi gibi gösterilir. Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlarında evden kaçan Hikmet’i bu yöne iten asıl sebep birey olarak kendini toplumsal hayatta var edememesidir.(Gürbilek, 2010) Toplumsal alanda var olamayan birey bir noktadan sonra kendisi için kendini ispat etmeye, kanıtlamaya çalışır. Aklın mekanı küçülür ve akıl kendi için kendini tartışmaya başlar. Tersine kolektif hayatta üretime sahip olan kendini buraya ait hisseden ve orada var eden birey toplumsallaşır, özgürleşir. Aklının mekanı genişler kitlesel bir hale ulaşır. Bu noktadan sonra yapılan paylaşımlar ile algıların boyutu değişir, sevinçler ve bunalımlar ortaklaşır. İnsan evine kapanıp kendini soyutlamak veya kendinden kaçmak yerine gündelik yaşamı etkileyen öznelerden biri olarak kamusal alanda kendisini var eder.

Konutun ölümü aslında burada başlar. Kolektif eylemlerin çekici hale gelmesi ve sahiplenilmesi 24 saat içinde konutu artık sadece bir uyuma yerine dönüştürmeye başlar. Alakasız bir örnek gibi gözükse de örneğin Gezi olaylarındaki 15 günlük deneyimin gündelik hayatında stüdyo dairelerde tek bir yere tıkıştırılan tüm eylemler dışarı taşmış, ortaklaşmıştır. Uyumak için sadece bir çadır yetmeye başlamıştır. Yine Komün apartmanlarda küçültülen bireysel yaşam aksine bireyin önemini azaltmak için değil bireyin kendisini ait olduğu yerde kolektif hayatta var edebilmesi içindir.

Şekil 17 Diagramlaştırılmış çeşitli temel işlevlerin stüdyo daire ve komün apartmandaki mekansallaşması ve birbiri arasındaki geçişi. Stüdyo dairede üst üste çakışan işlevler birbiri içerisinde sürekli bir döngüye sahiptir. Komün apartmanda ise insanlar kendi özel alanlarında vakit de geçirebilirken bazı eylemler için ortak alanları kullanmak durumunda ve birbirleriyle iletişime geçmek durumundadır. Yine komün apartmanda insanlar birçok mekanda vakit geçirilebilme olanağına sahiptir. Bu durumun sorun olmadan çalışabilmesi için bireylerin birbirlerine ve komün hayata yabancılaşmaması gerekmektedir. Örneğin Rusya federasyonundaki SSCB döneminden kalma komün apartmanlar yapıldığı dönemki gibi işlememekte insanlar eskisi gibi yaşamamakta ve ortak alanda vakit geçirmemektedirler.(kommunalkta.colgate.edu.)

Şekil 17 Diagramlaştırılmış çeşitli temel işlevlerin stüdyo daire ve komün apartmandaki mekansallaşması ve birbiri arasındaki geçişi. Stüdyo dairede üst üste çakışan işlevler birbiri içerisinde sürekli bir döngüye sahiptir. Komün apartmanda ise insanlar kendi özel alanlarında vakit de geçirebilirken bazı eylemler için ortak alanları kullanmak durumunda ve birbirleriyle iletişime geçmek durumundadır. Yine komün apartmanda insanlar birçok mekanda vakit geçirilebilme olanağına sahiptir. Bu durumun sorun olmadan çalışabilmesi için bireylerin birbirlerine ve komün hayata yabancılaşmaması gerekmektedir. Örneğin Rusya federasyonundaki SSCB döneminden kalma komün apartmanlar yapıldığı dönemki gibi işlememekte insanlar eskisi gibi yaşamamakta ve ortak alanda vakit geçirmemektedirler.(kommunalkta.colgate.edu.)

Kaynakça:

  • Baytekin, D., (2014), Narkomfin Komünal Evi, Konut Politikaları Dersi Final Ödevi, MSGÜ Kentsel Planlama Yüksek Lisans
  • Buchli V, Moisei Ginzburg’s Narkomfin Communal House in Moscow: Contesting the Social and Material World, Journal of the Society of Architectural Historians ,sayı:57, University of Californie Press, 1998
  • Edward,B.(2014), Neo liberalizm, kimlik siyaseti ve incelikli bir sınıf analizi,http://siyasihaber.org/kimlik-siyaseti-sinif-siyaseti-neo-liberalizm-kimlik-siyaseti-ve-incelikli-bir-sinif-analizi
  • Engels, F. (1884) Ailenin Devletin ve Özel Mülkiyetin Kökeni, ç: Kenan Somer, Sol Yayınları
  • Gür & Dostoğlu, (2010) Bursa’daki Alt Ve Orta Gelire Yönelik Toki Konutlarında Memnuniyet

Araştırması, Uludağ Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Dergisi, Cilt 15, Sayı 2, 2010

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: