Modernin müphemliği içinde “oda”

Modern yaşam, kendi içinde göreceli ancak köklerine bağlı bir düzen içinde yaşayan bütünün değerlerinden kopuşudur. Bu kopuş yeniliğin ve düzen arayışının sonucu olarak ortaya çıksa da bireyde parçalanmışlığın ve belirsizliğin, kent içinde kalabalığın temsilidir. Baudelaire göre köksüzlük ve aidiyetsizlik; kalabalık içinde bireyin hiçbir yere ait olmadan “evsiz” uçsuz bucaksız dolaşımına, böylece kentin sınırsız deneyimine olanak taşır. Ancak kentin bu olanaklılığına karşın; özel deneyim kamusal alanda temsil edilememesinden kaynaklanan durum bireyi mahrem ve özel alan arayışına iter. Ve “özel alan” alışkın anlamının dışında mahrem olanın ortaya çıkarılması olarak değil, kültürel biçim ve kodlar la toplumsal koşulların yarattığı durumlar olarak ortaya çıkar. Modern yaşamın getirisi olarak ortaya çıkan özel yaşam isteği- mahremiyet arayışı- biçimsel olarak yeni barınma biçimlerinin arayışıdır ve bu anlamda “ev” özel hayatla modern yaşam arasında kurulan bağ ve aynı zamanda kamusal ve özel alan arasında” sınır”dır.

Marshall Berman (1994) modernliğin bu anlamda ”karmaşık” ve “değişken” niteliğinden bahseder. Varlığı güçlü olarak ayrımsanan iki durumun aradalığı, iki çelişik durum arasındaki bu kararsızlık, modernin müphem niteliğidir. Yani hem modernliğin sonucu bir arayış, yeni bir biçimleniş için, özgürlük alanı olarak karşımıza çıkıyorsa da Lefebvre’nin ifadesiyle “üretilen” sosyal biçimlenmelerle şekillenen bu sayede kontrol altında tutulan mekânlar yaratır. Yani üretilmiş mekânın sınırları, toplumsal ve kültürel sınırları normalleştirir. Bu anlamda müphemlik kentsel ilişkileri ve kentsel deneyimi belirleyen “zihinsel” bir durumdur. (Frisby, 2004).

Peki, müphemliği, iç çelişkiyi, zihinsel bir durum olmaktan çıkaran, görünür kılan mekânsal karşılıklarını bulmak ya da görünür kılmak mümkün müdür? Bireyi bu durumda mekân içinde şekillenen bir figür olarak gözlemlemek ve mekânın bireysel karşıtlıklar olarak karşılığını bulmak mümkündür? Bu anlamda “oda” “küçük bir evren” olarak ve ait olduğu bütünün en küçük parçasıdır. Biriktirilen eşyalarla, içinde barındırdıkları renklerin geçişi ile bir dönemin güzellik anlayışının tarihi iken(Perrot, M, 2013)  aynı zamanda eşya yığını içerisinde sürekli bir engel teşkil eden, bireyin üretmesine, kendiyle baş başa, yalnız kalmasına engel olan bir hapishanedir. (Gürbilek,N. 1999)  Kentin içinde insan ise bu ikilikler-çelişkiler –içerisinde ise yabancı olmayı benimseyen kimsedir. Çünkü yabancılaşma da, herhangi bir kentli için sürekli deneyimlenen, küçük müdahalelerle görmezden gelinen, geçici durumlar ve değişen kentsel pratiklerle devinen ve adapte olunan bir durum olarak algılanılacaktır.

Kamusal ve özel alanlarda kendine yer edinmekte zorlanan kadınlar için ise odanın tarifi/kişisel tarihi şekillenmesi çok daha çeşitli olmuştur şüphesiz. Geçmişten bu yana kentle -ötekiyle- bağı daha zayıftır. Bu anlamda oda hem düşensel olarak yalnız kalabildikleri bu sayede dışarıyla- ötekiyle- bağ kurabildikleri alanlar, zihinsel arayışlarının biçimsel arayışları olacaktır. Bu anlamda odaları modernliğin yitirdiği ve yarattığı kavramların modernliğin özündeki evini başka yerde/şekilde yaratma arzusunun biçimleri olarak okumak mümkün müdür? Oda özel hayatın şekillenişi, aynı zamanda kendi içinde imkânsızlığı ve müphemlik özel hayatın ve gizlilik hakkının-arayışının- bir biçimi olarak ele alınabilir mi?

Özge

Baudrillard, J., (1981) Simulacra and simulation, Editions Galilee.

Berman,M.,(1994),  Katı Olan Her şey Buharlaşıyor, İletişim.

Frisby, D. (2004) ‘Georg Simmel – Modernitenin İlk Sosyoloğu’, Modern Kültürde Çatışma, G. Simmel, D. Frisby (ed.),İletişim.

Gürbilek, N., (1998), Ev Ödevi, Kendine Ait Olmayan Oda, Metis.

Lefebvre,H, (1991),The Production of Space

Perrot, M., (2013), Odaların Tarihi, YKY

 

Reklamlar

One comment

  1. aslihan

    Özge, oda konusuna çeşitlilik ve ötekiyle kurduğu zayıf-kuvetli bağ üzerinden bakmak ilginç. Fakat bu metin son derece soyut ve yöntemin ve araştırdığın malzeme hakkında yeterince bilgi yok. Belli örnekler üzerinden mi bakacaksın yoksa kavramsal bir inceleme mi olacak? Önerim, belli oda tasvirleri / temsilleri üzerinden bir okuma yapmak olabilir. Bu konunun mimari tasarım alanındaki kaynaklarda yansımaları var mı, bakılabilir. Odanın tasarımı, belli mimari anlayışlarda kişisel oda kavramının farklı şekillerde oluşması/yok edilmesi: cinsiyetlendirilen oda kullanımları öneren Maison de verre, odanın sınırlarının değiştiği Schroder House, ya da Mies van der Rohe’ nin serbest planı…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: