Yuvadan Yuvaya Mekan Hafızasını Taşımak: Yersizleşmek, Çok-yerlileşmek

Yuva olgusunun iki türlü okumasını yapmak mümkün; küçük yuva olarak günlük eylemler üzerinden ve büyük yuva olarak, bireyin ait olduğu ve eninde sonunda döneceği yer üzerinden.(Chaitin, Linstroth & Hiller, 2009) Göç deneyimlerinin kültürü ve dolayısıyla dili üzerinde büyük etkisi olan Almanya’da, bu iki yaklaşım biri diğerinden türemiş olan iki kelimeyle ifade ediliyor: Heim, yuvanın özel ev anlamını karşılarken, Heimat kelimesi daha geniş bir içerikle yurt, vatan anlamlarını kapsıyor. Konut ise günlük eylemlerin işlevselliğini içinde barındırmakla birlikte, göç deneyimi üzerinden ele alındığında büyük yuvanın, yani ait olmanın da bir temsili olarak ortaya çıkıyor.

Anavatanlarından çeşitli sebeplerle koparak yuvalarını bir ülkeden diğerine taşıyan göçmenler, mekan imgelerini ve hafızalarını da kendileriyle birlikte yeni mekanlarına taşıyorlar. Ayhan Kaya’nın belirttiği üzere, Kreuzberg’teki çay salonları 1970’li yılların Türkiyesi’ne yolculuk yapan bir zaman tüneli niteliği taşıyor. Burada vakit geçiren orta yaşlı ve orta yaşın üzerindeki erkeklerin giyim tarzı da söz konusu dönemin Türkiye’sine tanıklık etmekte. (Alıntılayan Çoban, 2014) Buradan göçmenlerin, yer değiştirdikleri zamana ait hafızalarını yeni mekanlara taşıdıkları ve korudukları sonucu çıkarılabilir. Bu zaman sapması, benzer şekilde göçmen konutlarında da kendini gösteriyor. Göçmenler, geçmişlerine ait mekan imgelerini ve yaşama alanlarını, bugünlerini ve geleceklerini temsil eden yeni konutlarına entegre ederek zamansız bir alan oluşturuyorlar. Fatih Akın’ın “Solino” filminde, İtalya’dan Almanya’ya göç eden bir ailenin salonlarının duvarına çocuklarının Solino’da çekilmiş bir fotoğrafını astıkları, yıllar sonra çocuklar büyüdüklerinde bile bu fotoğrafın asılı kaldığı ve yeni bir fotoğraf veya resmin duvara eklenmediği dikkat çekiyor. Benzer şekilde yine Fatih Akın’ın bir diğer filmi olan “Duvara Karşı”nın bir sahnesinde, Almanya’da bir Türk göçmen evinin duvarlarında bir kilim ve İstanbul görseli bulunuyor.

Untitled-1

Fatih Akın, “Solino”, 2002.

duvarakarsı

Fatih Akın, “Duvara Karşı”, 2003.

Göçmen aileler yeni konutlarında, yeni gündelik yaşam alışkanlıklarını sürdürürken, eski yaşam alanlarının hafızalarını da bu yaşam biçimlerinde taze tutuyorlar. Yeni konutları, iki küçük ve iki büyük yuvanın bir aradılığıyla biçimleniyor. Bu noktada bu konutlar, iki farklı yerin, geçmişin, bugünün ve geleceğin temsili olarak var oluyor.

Oysa göçmenlerle ilgili yersizlik, iki yere de yabancı olma, iki yerde de kendini evinde hissetmeme gibi genel yaygın kanılar bulunuyor. Bu kanıların oluşmasında şüphesiz iki kültürün harmanlanmasıyla oluşan yeni göçmen kültürlerinin de etkisi bulunuyor. Fakat iki kültürün bir aradalığıyla varlığını sürdüren konutlar, yabancılaşmanın değil, tam tersine çok kültürlülüğün ve çok köklülüğün kanıtı değil midir? Bu noktada duruma yabancılaşma ve yere yabancılaşma konularının ayrımı doğru yapılmalı. Gündelik yaşamda tüm bireylerin birtakım parametrelerin bir araya gelmesiyle yabancılaşma durumu sözkonusu olabilir. Bu yabancılaşma çoğunlukla yerden bağımsız olarak gerçekleşir. Göçmenlerin bu yabancılaşma durumu ile yabancı hissetme durumu arasındaki ayrım ve gerçeklik iyi irdelenmelidir.

Sonuç olarak göçmen konutları, iki yere olan aidiyetin yansıması olarak göze çarpıyor.  “Duvara Karşı” filminin bir sahnesinde, Alman uyruklu bir damat adayının Türk göçmen evinde türk kahvesi içerek “kız isteme”ye geldiği yansıtılıyor. Başka bir sahnede, bir Türk kadınının yöresel motifli bir masa örtüsü bulunan masada otururken Almanca konuştuğu görülüyor. Bu sahneleri göçmenlerin günlük hayatında çoğaltmak mümkün ve bu sahneler, genel kanın aksine, yersizleşmeyi değil, çok-yerlileşmeyi gözler önüne seriyor.

Gamze Okumuş

  • Chaitin J., Linstroth JP & Hiller, PT., 2009, Ethnicity and Belonging: An Overview of a Study of Cuban, Haitian and Guatemalan Immigrants to Florida, Forum: Qualitative Social Research, Volume10, No. 3, Art. 12
  • Çoban, Ç., 2014, Uluslararası Göçün Kent Üzerindeki Etkilerinin Sinemadaki Temsili: Almanya-Türkiye Örneği, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul, Türkiye
  • Akın, F., 2002, Solino
  • Akın, F., 2003, Duvara Karşı
Reklamlar

One comment

  1. aslihan

    Gamze, eve yer, yersizlik, çok yerlilik üzerinden bakmak ve bunu belli filmler üzerinden okumak iyi görünüyor. Bu konuda Didem Kılınçkıran’ ın çalışmasına bakabilirsin. Daha çeşitli bir tartışma için filmlerdeki nesnelerden ve eylemlerden başka mekansal organizasyonlar üzerine de bakabilirsin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: