imç’nin parçaları

İMÇ kentin göbeğine yerleşen cesur ürkekliğiyle tüketimin nesnesi haline gelse de kendine has edilgenliğini koruyor. Ama mekansal ilişkileri kuran, dizen ve örgütleyen bir öğe olma niteliğini de kaybetmiyor. Belki de iyiyi, güzeli, doğruyu temsil eden mimarlık, manifaturacılar çarşısı ile tüketim mekanı için de aynı hali kurgulamaya çalışıyor. Ona ait yeni mekansal düzenlemeler, yeni tüketim ve davranış biçimlerinin sinyalini veriyor.

Çarşı her biri başlı başına birer parça olan ve öyle algılanması gerektiğini hissettiren birimlere ayrılmış. Bu parçalar kırılmalarla ileri, geri, içe, dışa herhangi ve öylesine bir düzende yerleşmiş gibi kolayca topografyaya oturuyor. Arazi üzerinde parçalar tüm yönlere dağılıyor; karmaşık manzaralara, birbirine karışan ezgilere ve yola, ezan ve koşuşturmaya, dükkanların gürültüyle kapanan demir kepenklerine, mart kedilerine ve köşesi kopmuş heykelin at sırtındaki köylü kadına bakışına, kırılıveren pütürlü sıvaya, bıyıklı adamlara ve onları taklit eden maço vitrin mankenlerine, kontrolden çıkmış cazırdayan TRT1 Radyosu’na, köşedeki pilavcının tavuk suyuna kadar…

Ziyaretçi olarak geldiğimiz bu derli toplu, pek planlı hissi veren yerde dolaştıkça kafa karışıklığı da beraberinde geliyor. Çok da derinlere inmeye gerek olmadan beyaz duvarlar bizi karşılıyor. O kadar da basit olmayan yüzeylerdeki detaylar ortaya çıkıyor. Pütürlü dokular, izler beliriyor. Peki ya bu dokuları taşıyan duvarlar bize mimari hakkında neler söylüyor?

 

Beyaz duvar, modern mimarlığı bir arada tutan bir özellik olmanın ötesinde, modern mimarlığın parçalanmasına sebep olabilecek kırılgan noktasıydı. Beyaz duvarı inkâr etmek bir taraftan modern mimarlığın gücünün kaynağını, diğer taraftan da onu modern mimarlığın en zayıf noktası yapan iç çelişkileri inkâr etmek anlamına geliyordu.(1)

 

Duvarlar bu çelişkili hali gözler önüne sererken, boşluklarla kurduğu ilişkiyle esas olandan çıkıp mekan bölücüye kadar geriliyor. Boşlukların doluluklardan daha fazla hissedildiği alanda, hem izole hem de ulaşılabilir bir merkezi boşluk sistemi görülüyor. Birbiriyle zıt gibi gözüken bu iki unsur (duvar ve boşluk), yapının kendi içindeki tartışmayı birbirine bağlayan ve söz söyleyen elemanları haline geliyor. Mekanda daha egemen olan sanki sürekli değişiyor ve bir araya gelişlerde farklı anlatılar – kullanımlar oluşuyor. Duvara eklenenler değişiyor, melezlik derecesi artıp azalıyor.

Yapı yazısı, reklamı, sessizliği, gölgesiyle bizi önyargı sınırlarımızla yüzleştiriyor. Armut koltuklar koridorları öyle evcilleştiriyor ki artık kendimizi gerçekten dışarıdan gelen gibi hissediyoruz. Binalar bildiğimizden biraz farklılaşıyor ama mimarlığın göremediğini önümüze sermiş oluyor. Üstümüze mefruşat koşuyor. Mor branda kumaşı, boncuklu tül, çizgili şemsiye, yeşilin her tonundaki çim yer kaplaması, laminat sayesinde konuşulmayanlar konuşuluyor, kapıdan taşan dükkanlar beyaz sıvayı aşındırmak için tırnaklarını duvara geçiriyor.

Girişteki açıktan yatay çizgilerin yoğunluğuna, yapının çevresinde olana bitene pek benzememesi hali dönemi için yeniyi tasvir ediyor. Ancak bu yeni olan da tek taraflı değil, iki yere de hitap ediyor. Çarşıda dolaşırken karşımıza çıkan sanat çalışmalarında doğu kültürüne bakan taş, kil, mozaik, lale figürü, Anadolu kadını, çini, minyatür, köy gibi elemanlar soyut figür, dekoratif heykel, sade, minimal ve ana renk vurgusu yapılan işlerle uyumlu bir çatışmaya giriyor. Farklı zamanların aynı mekanda buluşması gibi hissediliyor.

İMÇ’de yaşam, farklılıkların birbirini kollayıp sınırladığı, tutarken ittiği ancak nasıl olduysa birbiriyle kuvvetli bir ilişki içinde barındırdığı bir yapıda. Duvarların sınırlayıp ve boşlukların özgür bıraktığı dengeli hal sanki bu durumu bir araya getiriyor veya birbirinden kopararak aradaki ilişki ve dengeyi kaybetmeden yeniden şekil alan yapbozlara döndürüyor. Mekanda bu denge kullanımla zamanla yitebiliyor ve yapbozun mızmız kullanıcısı ondan sıkılabiliyor. Bu durumda da İMÇ’nin yeni davranış biçimlerinin sinyaliyle boşluklar arası ilişkileri kurup tekrar düzenleyebilecek halde olması gerekiyor.

  1. “Beyaz Duvarlar, Tasarımcı Giysileri: Modern Mimarlığı Biçimlendirmek”, Mark Wigley, 2001.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: