dil, anlam ve mimarlık üzerine

 

”Sandalye” kelimesinin gösterileni bir kavramdır, ”sandalye” kavramıdır. ”Sandalye” nesnesinin mevcut olup olmamasının bir önemi yoktur. Tümüyle yalıtılmış bir durumdaki ”sandalye” göstereni bir tür biçimsel mutlaktır. ”Bu sandalyeyi Fauborg Saint Antoine’dan aldım” önermesi, sadece dilbilimsel değil aynı zamanda pratik ve toplumsal bir bağlam içerir.[1]

Dilin çok katmanlı yapısı; duyumlar, yaşantılar, deneyimler, kültürlerden beslenir. Çünkü nesneleri algılamak beden ile, duygu ve düşünce yapıları ile mümkün olur. Dil, toplum, kültür ve politikaları içerir. Dil katmanlarında, düzenden ve iktidarlardan yana olanları içerebilir.Lefebvre’ye göre ”Dil bir yandan kendisini değersizleştirirken, diğer yandan değerleri oluşturur.”(1998). Zihin dili iletişim aracı olarak kullanır. Ancak dil iletişim aracı olmanın ötesindedir. Dil bir yandan gerçeğin, zihindekilerin anlatımı açısından araç olur bir yandan da bunu gerçekleştirirken eksilir. Çünkü, günlük dil yozlaşmıştır, sözcükler hakiki anlamındansa basmakalıp anlamlarına kayar.[2] Beden anlam verir. Beden, dil ile düşünmez, beden deneyimler. Bedensel deneyimler kendi sözel, görsel, duyusal dilini üretir.

Dili özgürce kullanabilme, dilin anlam katmanlarını keşfetme ile gerçekleşir. Anlamların derinliklerinin ve dilin katmanlarının keşfi, felsefe ile; algılama, kavrama, düşünme pratiği ile söz konusu olur. Felsefe dili araç olarak kullanarak dil, düşünce kalıplarını kırmayı amaçlar. Dili sorgular. Yaşam deneyimlerinin oluşturduğu çok katmanlılılığı sorgular, yorumlar, konuşur ve tartışır. Dünyayı keşfedebilmek, felsefe de soru sormak ile gerçekleşebilir ve soru sormak ise ancak soru sormayı bilmekle mümkün olabilir.

Mimarlık ise bu ikisi arasında, düşünceyle madde arasında kalmış gibi biraz.[3] Mimarlık dili; mimarlık kültürü, düşüncesi ve üretimi ile birliktedir. Düşünceler vardır, ancak mimarlık dille düşünmeden gerçekleşir. Mimarlık, mekanlar, yapılar ve kentler çok katmanlıdırlar. Yaşantılar ve deneyimlerden beslenirler. Mimarlar bedenleri ile, bedenlere tasarlarlar. Mimarlığın anlam derinliklerini keşfetmek yaşayan mekanları, yaşayan bedenleri anlamak, sorgulamakla mümkün olur. Bu sebeple de mimarlığı anlamak için zaman, bedenlerin duyumu, deneyimi, ve algıları önemlidir. Mimarlığın çok katmanlılığı kentlerin ve kültürlerin çok katmanlılığını yansıtır.

 

[1]Lefebvre, Henri. Modern Dünyada Gündelik Hayat, Metis Yayınları,1998, İstanbul.

[2]Heidegger, Martin. şüncenin Çağırdığı “Düşünmek ne demektir?”, Çev.: Ahmet Aydoğan, Say Yayınları, 2008, ss.41-53.

[3]  Portzamparc, Christian de. Sollers, Philippe, Bir Mimar ile Bir Yazar Tartışıyor Yazar: Görmek ve Yazmak, “2.Bölüm: Dil olmadan düşünülebilir mi?”, Çeviren: Cem İleri, YKY, 1. Baskı: Şubat 2010, s.32-58.

-İnam, Ahmet. Yaşamla Yoğrulmuş Bilgi, “Felsefe”, Say Yayınları, İstanbul, 2009, 2.basım, ss.129-158.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: