Dil, Düşünme ve Anlam üzerine

Image

Heidegger “Düşünmek ne demektir? (Was heisst denken?)” metninde, ana sorunun muğlaklığı karşısında soruyu farklı şekillerde ele alır ve onu türetir. Soruları türetirken de yeni sorular arasındaki ilişkiyi sorgular. Kendi sorduğu sorunun içinden, sorunun özü olan “düşünmek’’i çeker ve kendisini bir araştırma sürecinin içine sürükler. Bu şekilde kendisinin tariflediği bir bakma, yoklama, araştırma süreci oluşturur ve burada insan özellikle düşünür. Yazar bu noktada “düşünmeyi düşünmekte”dir. Ona göre bizi düşünmeye çağıran, varlığımızı düşünmeye sevk eden şey düşünmeye gerek duyar, çünkü kendi özüne uygun bir şekilde düşünülmek ister. Yani soru bizi düşünülmeyi isteyen şeyden alır ve düşünce ve düşünme (daha önemli olana) götürür.

Sharr’a göre Heidegger bir ‘’sözcük arkeoloğu’’ gibi çalışır, bilinen söz ve anlamları deşip kelimelerin geçerliliğini sorgular. Düşünme doğru olmalıdır çünkü varlık olgusuyla uyumludur. Dünyanın harikalığı bize kendi varoluşumuzu hatırlatır ve büyük resmin içinde kendimizi görürüz. Bu noktada acaba Heidegger’in durumu fırsat bilen ve varoluşçu düşünceye götüren zorlama sözcük analizleri mi vardır? Belki de Heidegger için Dasein, yani insanın varoluşun ortasına atılmış bir varlık olma hali, tercih ve seçimleriyle bir yaşam kurabilecek olması fikri, onu başlangıçtaki ‘’ne demektir? (was heisst?)’’ sorusunu sormaya yöneltir. Sözcüğün anlamını, varoluşun ön koşulu olan dile yorumlar: “heissen” örneğindeki gibi sözcüğün isim vermek anlamından çıkıp, bir şeyi sözcüğüne çağırmak anlamında kullanıldığında, artık sözcüğün bir sözcükten daha fazlası olduğunu söyler. Bu şekilde sözü dilin insanlara hükmedici ve ifade olanaklarına yön veren, dünyayla derin bağ kurmamızı sağlayan haline mi getirmektedir?

Heidegger’e göre aynı metinde dilin özü bizimle oynamakta ve kelimeler daha gündelik, basit anlamlarına kaymaktadır. Yazar bunu bir tehtid gibi mi görür bilinmez ama dilin müşterekleşmesinden, basmakalıplaşmasından ve standartlaşmasından rahatsızlık duyar. Bir nesneye isim vermenin, onu daraltmak olduğundan ve belli kalıplarca tarif ettirdiğinden bahseder. İnam’ın “Felsefe” metninde ise türküleme metaforunun önemi, aslında Heidegger’in sözcük oyunları (veya kendi tabiriyle dilin özünün bizimle oynadığı) gibi düşünce kalıplarının yıkmı ve esas olanın keşfine işaret etmektedir. Felsefenin belki de açıcısı olacak bu araç, bize ne basit ne de akademik bir olanak sunarak gündeliği ve bağlamı keşfetmemizi sağlayacaktır. Bu şekilde bir kültürün ürünü olan dil anlamlanır. Felsefenin düşünme ve dille bir arada ilerleyişi, alınan tavır sayesinde insanın çevresini anlamlandırmsına yardım eder. Heidegger’in evrensel, insani varoluş içerisinde tanımladığı dil sorunu bu kavram sayesinde biraz daha “yer”ine oturmuş gibidir.

Sollers ve Portzamparc ise daha farklı türde düşünmelerin (mimari varoluş mu desek?) peşindedir. “Dil Olmadan Düşünülebilir mi?” metninde dil ve düşünce ilişkisi sorgulanırken, görsel dilin algılama ve anlamlandırma durumunda ortaya çıkan kişisel yorum açıklanmaktadır. Mimarlığın da dil olmadan var olup olamayacağı, başka yöntemlerle de anlatı yapıp yapamayacağı tartışılır. Portzamparc’a göre eskiz gibi üretimler yaparken sözcüklerle açıklamaya gerek duyulmaz ancak bunları anlamanın tek yolu, Cezanne’ın her fırça darbesini okuma örneğindeki gibi “görmeye kanca atmak”tan geçer. Bu durum Heidegger’in düşünmeyi düşünmesine benzerdir; görmeyi görmeye başlamak gibi. Sorularla bu görsel dilin de türetilmesiyle yeni anlamlar oluşabilir, “dil olmadan düşünme”deki “dil”in farklı anlamları üzerinden görsel anlatı açılabilir.

___

Heidegger, Martin. şüncenin Çağırdığı “Düşünmek ne demektir?”, Çev.: Ahmet Aydoğan, Say Yayınları, 2008, ss.41-53.

İnam, Ahmet. Yaşamla Yoğrulmuş Bilgi, “Felsefe”, Say Yayınları, İstanbul, 2009, 2.basım, ss.129-158.

Portzamparc, Christian de & Sollers, Philippe. Bir Mimar ile Bir Yazar Tartışıyor Yazar: Görmek ve Yazmak, 2.Bölüm: “Dil olmadan düşünülebilir mi?”, Çev.: Cem İleri, YKY, İstanbul , 2010, 1.basim, ss.32-58.

Sharr, Adam. Mimarlar İçin Düşünürler 02: Mimarlar İçim Heidegger, “Heidegger’in Mimarlık Üzerine Düşünmesi”, Çev.:Volkan Atmaca, YEM Yayın, İstanbul, 2013, 1.basım, ss.28-36.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: