Geçmişe övgü mekanı: Arkeoloji müzesi-2, Selin Tüfek

Maddeye yüklenen maneviyat; anı, bellek. İnsanoğlunun doğasında olan bu dürtüyü günlük yaşamımızda çokça hissederiz. Çocukluktan kalan bir oyuncak, sevgiliyle gidilen ilk sinemanın bileti, bazen sadece bir fiş… Maddesel olanla manevi olanı bağlarız; ihtiyacımız olduğunda maddeseli tutup bağlı olduğu anıya, belleğe ulaşmak için. Bu somutlaştırılmış bellek parçacıkları bize kim olduğumuzu hatırlatır. Düşüncelerin belleğe yerleşmesi için “gerçekle” bütünleşmesi gerektiğini ifade eden Assmann (2001: s 41-42), düşüncenin soyut, hatırlamanın ise somut bir eylem olduğunu ortaya koymuştur. Arkeoloji müzeciliğinin anlayışının başlangıcı da geçmişten gelen parçalarla kim olduğumuzu hatırlama ve kanıtlama dürtüsü üzerinden gelir. Peki, bizden önce yaşayan atalarımız tarafından maddeye bağlanan bellek bizim için ne kadar anlam taşıyor? Somuta bağlı ipi çektiğimizde elimize gelen şey ancak ve ancak öğretilmiş bilgi olabiliyor. Bu bağlamda, özellikle tarih müzelerini incelediğimizde orada bulunan bütün parçalar bizim için çoğu zaman öğretilmiş bilginin kanıtı olmaktan öteye gidemiyormuş gibi görünüyor.
Tarihsel gelişim sürecinde müzeler, bilgi kullanımı bakımından değerlendirildiğinde üç çalışma tipi ortaya çıkar: Nesne odaklı süreç, Nesne odaklı bilgi süreci ve Bilgi odaklı süreç.(Uralman, Hanzade,2008). İstanbul Arkeoloji Müzesine bakacak olursak, objelerin nesne (kanıt) odaklı bilgi ilişkisi ile sergilendiğini görürüz, yani nesneye sahip olmanın önemi devam eder, ancak nesneler bilgilerle desteklenerek halka sunulur. Fakat İstanbul Arkeoloji Müzesi sadece nesne odaklı müzecilik anlayışından nesne odaklı bilgi sürecine geçişin ülkemizdeki ilk örneği olduğu için, eksik veya kimsenin okumadığı birkaç bilgi ile nesne odağı dominantlığını fazlasıyla hissettirmektedir. Peki, bilgi de bu kadar eksikken başkalarının belleğine bağlanmış olan bu parçaları niye görmek istiyoruz? Onları “taş” olmaktan çıkaran şey ne? İşte burada dünyanın en önemli prehistoryacılarından biri olan Mehmet Özdoğan tarafından ortaya atılmış, “tarihi yassılaştırma” olgusu ortaya çıkıyor. Bu olgu geçmişte yaşanmış, yapılmış, ortaya konmuş olanları aralarındaki zaman-mekan ilişkisini gözardı ederek, düşünmeyi ve karşılaştırmayı mümkün kılıyor.(Tanyeli, Rüya İnşa İtiraz ;s 85) Zaman ve mekandan halihazırda kopuk olan sergilenen objelere bakarak tarihi yassılaştırmak daha da kolay oluyor. Onlara kendi ipimizi doluyor, kendi yaşadığımız zamanla kıyaslıyoruz, aynı coğrafyada yaşamış birer homo-sapiens olmak dışında pek bir ortak yönümüz olmayan insanların yaptıklarını kendimize varedip, gurur duyuyoruz. Belki de bu yüzden sergilenen mumyalar bizi bu kadar heyecanlandırıp ilgimizi çekiyor. Müzedeki İskenderiye lahitinin çevresinde toplanan çoğu insanın aklından sadece geçmişin görkemi geçiyor. Bilgi-kanıt ilişkisinde bilgi olmadan kanıta bakıp, onunla kendi bağlarını kuruyorlar. Atalarımızın yaptıklarıyla gurur duyup, bugünle kıyaslayıp gelişim ile bir daha gurur duymak, bir çeşit ego tatmini olarak düşünülebilir belki de.
Nesne – mekan ilişkisine geri dönecek olursak, buradaki nesne deplace olan yani yerinden edilen yeni biçimlere, anlamlara ve ilişkilere giren, hatta girmeye zorlanan ve bu yüzden de üst üste çakışan anlamları barındıran bir nesnedir. Sİstanbul arkeoloji müzesi, müzecilikte mekan anlayışının belli bir kronolojik ve yapısal bölümleme ile biçimlendiği bir döneme aittir. Fakat artık tarihi kronolojik olarak okumuyoruz ve bu da doğal olarak müzecilik anlayışını değiştiriyor, birbiriyle birçok farklı görsel ve mekansal bağ kurabilen ve kişiye tarihi farklı okutabilen bir zihniyet modern müzecilik anlayışını oluşturuyor. İstanbul arkeoloji müzesinin şu anki durumu da klasik müzecilik anlayışının üzerine sonradan, zorla giydirilmeye çalışılmış modern müze anlayışı ile oluşan bir mekan kurgusunu barındırıyor. Kronolojik sıralamadan kopamadan başka tarihsel bağlar kurma çabası daha fazla mekan oluşturma gerekliliğine yol açmış. Sonradan eklenmiş bölücü paneller, galerileri bölen üst örtüler, modern müze mimarisinin yakalamaya çalıştığı sürpriz mekan oluşturma çabasının yanlış anlaşılmış bir versiyonu gibi. Beceriksizce bölümlenmiş ara mekanlara sıkıştırılmış, ne kadar fazla eser o kadar iyi düsturu ile tıkıştırılmış nesneler, yine tarihimizle övünme dürtüsünden kaynaklanıyor olsa gerek. Oysa ardı ardına sıralanmış birbirinin aynı dönemden versiyonları olan bu nesneler, sıradanlaşarak gözlemci ile olan ampirik ilişkisini kaybediyor. Ne ilginçtir ki çoğu müze ziyaretçisi “çok fazla tarihi eser” gururuyla bu kaybı göz ardı edip aslında tarihsel anlamını yitirmiş olana yine kendi bağını atabiliyor. Müze ,nesne odaklı bilgi ilişkisinden bir kez daha kopmuş oluyor.

Başka bir açıdan bakarsak, müze mimarlığının başlangıcının yaklaşık olarak Neo -klasik döneme denk gelişi ile sergilenen Yunan ve Roma döneminden kalan yapıtlara öykünmesi de zamanın müzecilik anlayışı açısından zaman-mekan kavramında oldukça tatmin edici olmuş olmalı. Neo-klasizmin barındırdığı tarihsel olana, geçmişe övgü, yassılaştırılmış tarih ile içinde bulunan eserlere övgüye dönüşür. Müzecilik yüksek lisansının kurucusu olan Profesör Tomur Atagök Neo-klasik müze mimarlığını tapınak müze olarak adlandırır. Bu sadece biçimsel değil kavramsal olarak da çok yerinde bir adlandırmadır. Geçmiş güzeldir yücedir, en iyisini geçmiş bilir mesajı verirken insanları geçmişe tapınmaya davet eder.

Belki de asıl sorun Müze kavramının tarihle olan ilişkisinde Walter Benjaminin “tarihsel materyalizm”i olarak adlandırdığı kolektörlüğü arkamıza alıp, onu “nesne fetişizmine” çevirmemizdir(Savaş, Ayşen; 2005) . Belki de bu geçmişi ilahlaştırma genlerimizde olan bir şeydir. Ne de olsa tarih öncesi atalarımız da ata-tanrı inancına sahiptiler. Bugün sadece onlardan daha farklı bir geçmişe tapınma övünme ritülemiz var o kadar.

Kaynakça;
1. Tanyeli, Uğur, Rüya, İnşa, İtiraz , Boyut Yayıncılık,2011
2. Assmann, j., Kültürel Bellek, Ayrıntı Yayınları, Çev: Ayşe Tekin, 2001
3. Uralman, Hanzade, Müzelerin Topluma Ulaşabilirliğinde Bilgi Yönetimi, 2006, http://kaynak.unak.org.tr/bildiri/unak06/u06-11.pdf
4. Altunbaş A., Özdemir Ç., Çağdaş Müzecilik Anlayışı ve Ülkemizde Müzeler, 2012
5. Savaş, Aysen, Arzulanan Nesneler: Müze Nesne Hafıza Arasına Sıkısan Mekana Dair, Osmanlı Bankası Arşiv ve Araştırma Merkezi, 2005 http://www.obarsiv.com/guncel_vct_0405_shaw.html
6. Shaw, Wendy, Niye Müze Toplum Ve Modernliğin Terbiyecisi, Osmanlı Bankası Arşiv ve Araştırma Merkezi, 2005 http://www.obarsiv.com/guncel_vct_0405_shaw.html
7. Nora, P. Hafıza Mekanları. Çev. Mehmet Emin Özcan. Dost Yayınevi, Ankara, 2006
8. Demir, Sema, Kültürel Bellek, Gelenek ve Halk Bilimi Müzeleri, Milli Folklor, 2012 http://www.millifolklor.com/tr/sayfalar/95/018.pdf
9. Hooper-Greenhill, E. . Müze ve galeri eğitimi. (M. Ö. Evren; E. G.Kapçı, Çev.), Bekir Onur (Yay. Haz.), Ankara: Ankara Üniversitesi Çocuk Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi Yayınları, 1999

Reklamlar

One comment

  1. Burak

    Nette gezinirken tesadüfen karşıma çıktı bu sayfa. Yazınızı okudum ,bizim millet eleştirmeyi çok sever bilirsiniz.
    Yazınızdaki konu çok iyi ancak daha yalın bir dil tercih etmiş olsaydınız çok daha sürükleyici olabilirdi.

    ( Müze ,nesne odaklı bilgi ilişkisinden bir kez daha kopmuş oluyor. ) ???? gibi 🙂

    şunun gibi olmuş ( Gayem zat-ı alinizi taciz etmek değil, efkari umumide muhhabbet kurmaktır. )

    Ama konu güzeldi beğendim , iyi çalışmalar .

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: