Bilgi ya da Deneyim olarak İstanbul Arkeoloji Müzesi

Toplumu oluşturan bireyler olarak bizler,  dünya ile ilişkimizi bellek üzerinden kurarız. Günümüz medeniyetlerinde her bireyin dünya ile bağı iki tür bellek üzerinden kuruludur. Bunlardan biri kişinin kendi deneyiminden gelen bireysel bellek, diğeri ise toplumsal bellektir.

Bellek mutlak olarak yaşanmış gerçeklerden, erozyonsuz biçimde oluşmuş olmak zorunda değildir. Nitekim günümüz düşünce dünyasının da kabul ettiği, tek bir gerçek/realite olmaması noktasından bakıldığında, tek bir bellek olmasının da imkanlı olmadığı söylenmelidir. Hatırlananlar kişiden kişiye, belli bir niyetli manipülasyon olmadan, salt algılamanın farklılığından çeşitlenebileceği gibi, belli bir amaca yönelik olarak toplumsal düzeyde de manipüle edilebilir.  Ancak burada önemli olan öyle ya da böyle kişinin üzerinden çevresiyle ilişkisel bağlar kuracağı, dünya üzerinde bir pozisyon edineceği “belleğe” sahip olmasıdır. Belli bir ideoloji uğruna uygulanan toplumsal hafıza manipülasyonları kişinin öznel belleğiyle uyuşmayan yeni bir bellek ortaya koyabilir. Bu tutumun tehlikesi,  bireyin birincil öz hafızası olan kendi kişisel belleği üzerinde baskı oluşturarak onu yok etmesidir. Bunun sonucunda kişinin, birey olarak kendi merkezinden, dışarıya yönelik kuracağı ilişkiler sekteye uğrayacaktır. Birey düşünemez, çıkarım yapamaz, eleştiremez ve yargı geliştiremez olur.[1]

Müzeler birer toplumsal bellek projeleridirler. Ancak herbirinin kendini nasıl kurduğu ve ne anlattığı izleyicisinin müze ile kurduğu ilişki açısından önemlidir.

Baudrillard’a göre batı kültürünün modern toplumunda ‘müze’ ‘müze’de sergilenme’ eylemleri de gönderenleriyle bağlantıları kopmuş, fosilleşmiş, anlamını yitirmiş simülasyonlardır.[2] Ancak belli nesneleri toplama, onlara anlam yükleme ve sergileme eylemlerinin batı modern toplumunun ortaya çıkışından çok daha önce de var olduğuğu bilinmektedir. İnsan ilkel çağlardan bugüne, varoluşunu, başarılarını, felaketleri, yaşamında yer alan nesneleri saklama, kaydetme, ölümsüzleştirme eğiliminde olmuştur.

Bugün, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen İskender Lahdi üzerindeki kabartmaların hikayesini görmek iki şekilde değerlendirilebilir. Baudrillard cephesinden bakıldığında, mekansal bağlarından ve benzeri tüm gönderenlerinden kopmuş oyuk bir taşa bakarız. M.Ö. 4. yüzyılda yaşamış Sidon Kralı’nın mezarı olduğu bilgisini ediniriz. O an ki sergilenme biçiminden, ihtişamından etkileniriz ya da etkilenmeyiz ancak yaşadığımız gerçek bir deneyim değildir.  Agamben, deneyimin deney ile sağlanan bilimsel doğrulanışının geleneksel deneyimin asıl değerini yitirmesine neden olduğunu söylemektedir.[3]

“Deneyim kendine gereken bağlantığı bilgide değil, otoritede, yani söz ve öyküde bulur; ve günümüzde hiç kimse bir deneyimin hakikatini garantilemeye yetecek otoriteyi elinde bulunduruyormuş gibi görünmemektedir.”[4]

Agamben’in ortaya koyduğu deneyim ile bilgi arasındaki uzaklığı kabul ettiğimizde, Lahid’e bakmak artık yeni bir anlam kazanmıştır. Lahid’in öyküsünü anlamak, onun şimdi ile bağını kurmak bize ikibin yıl öncesini bugün ile eşzamanlı deneyimleme şansı verebilecektir.

Birey kişisel belleği, toplumsal bellek, yaşanılan an ve hatta gelecek arasında kurduğu ilişkiler ile deneyimlemektedir. Başka bir deyiş ile kişinin müze deneyimi onun, o güne kadarki kişisel birikiminden toplumsal hafızaya kadar birçok etken altında değişir. Dolayısıyla toplumsal belleği saklayan ve sunan arkeoloji müzelerinin bireye sunduğunun salt bilgi mi olduğu ve de bunun bir deneyime dönüşüp dönüşemediğinin tartışılması önem kazanmaktadır.

İstanbul Arkeoloji Müzesi, içine girdiğiniz andan itibaren izleyicisine bir zamandan diğerine atlayan, ileri ve geri giden bir öykü sunar. Böyle bir öykünün temelinin neden kaynaklandığı düşünüldüğünde İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin diğer arkeoloji müzelerinde (en azından benim gezdiklerimde) olmayan bir özelliği olduğu farkedilebilir. Müze ilk kuruluşunda aldığı “İmparatorluk Müzesi” ismiylede uyumlu olarak bir imparatorluğun topraklarının hikayesini anlatmaktadır.

İstanbul Arkeoloji müzesi Arkeolojinin Batı’da taşıdığı anlamların Osmanlı’yı etkilemesi üzerine kurulmuş bir müzedir. Louvre ile başlayarak Avrupa’da yeni ulus devletleri temsil eden arkeoloji, Osmanlı’da da çokuluslu bir imparatorluğun yeni ve modern kimliğini temsil etmiştir. Özge Sade Mete’nin aktarımıyla Shaw’a göre, Osmanlı bu eserlerin bulunduğu topraklar üzerindeki egemenliğini ifade etmeyi amaçlamıştır.[5] Her nekadar Batı modernliğinden esinlenerek kurulmuş olsa da İmparatorluk Müzesi’nin Osmanlı’da yeni bir anlam kazandığı söylenebilir. Batı modernliğinin bağlamından koparılmış, nesnel bilgi ileten toplamacı müzeciliğinden az da olsa farklılaşmıştır. Bir imparatorluğun kendi zamanını, zaman içindeki dönüşümünü içeren bir toplumsal bellek aktarmaktadır.

Bugün İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde dolaşmak; Osmanlı’nın kurulduğu topraklar, bu topraklarda binlerce yıl önce yaşamış insanlar, bu topraklarda daha yakın geçmişte yaşamış insanlar, bugün bizim yaşadığımız zaman arasında gidip gelen bir deneyim olarak tariflenebilir. Müzeyi gezmek izleyicisini müzenin kendi kuruluş sebebinin sonucuna ulaştırmaktadır.

Batı’nın modern yaklaşımı zamanı parçalar halinde alır. Bu sebeple zaman içine yayılmış bir dönüşümün yerine yıkıp yeniden üretme eğilimlidir. Dolayısıyla toplumsal bellek parçalı ve boşluklu tutarsız, kaotik bir hal alır. İstanbul Arkeoloji Müzesinin aksine Ankara Etnografya Müzesi’nde bu modern yaklaşım çok net görülebilir. “Ankara Etnografya müzesinin kuruluşunda, daha önce çokuluslu bir imparatorluğu temsil eden müzecilik anlayışı, laik bir devletin yeni ulus kimliğini oluşturma çabalarının önemli bir parçası olmuştur. Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra arkeoloji amacı değişerek önemini korumaya devam etmiş, etnoğrafya yeni bir koleksiyon konusu olarak önem kazanmıştır. ”[6]  Ankara müzesi bu dönemde kurulan toplamacı depo müzelerden bir tanesidir. Bu sebeple İstanbul arkeoloji Müzesi deneyimini anlayabilmek adına Etnografya müzesi ile karşılaştırılabilir. İki müzenin alımlanması birbirinden çok farklı gerçekleşir. İstanbul müzesinde zaman içinde gidip gelmeler öyküyü koparmaz. Etnografya müzesi ise Anadolu ve Hitit uygarlıklarından bir seçki sunmaktadır. (Şekil 1,2)

ankara   Şekil 1: Ankara Etnografya Müzesi, kişisel haritalama

ist    Şekil 2: İstanbul Arkeoloji Müzesi, kişisel haritalama

Deneyim bireyin kendine yaşadığı yer ve zaman içinde bir alan bulmasını sağlar. Bu noktadan bakıldığında müzelerin sunduğunun, izleyicisinin kendi toplumsal ve kişisel belleği ile ilişkili olarak bir deneyim oluşturmasının önemli olduğu düşünülmektedir. Bu yazıda İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin bu deneyimi kusursuz olarak sunduğu söylenmemektedir, ancak kıyasla bir öykü iletiyor oluşu söylenebilir.

Arkeoloji müzelerinde deneyimin kuruluşunun, koleksiyon ve koleksiyonun sunuş şekli ile bağlantılı olduğu kadar müzenin kendi mekansallığıyla da ilişkisi kurulabilir, ancak koleksiyonun bağlamının öncelikli olduğu düşünülmektedir.

diag  Şekil 3: birey, deneyim ve bilgi;  kişisel haritalama

experience1


[1] Toplumsal bellek dönüşümünün/yıkımının ve bireysel belleğin yok edilmesinin bugün en belirgin örneği İstanbul’da gerçekleşen yıkımlardır. Emek sineması, inci profiterol, taksim gezi parkı, taksim meydanı, tarlabaşı, sulukule vs.

[2] Jean Baudrillard, Simülakrlar ve Simülasyon, Doğubatı yayınları, Ankara, 2010.

[3] Giorgio Agamben, Çocukluk ve Tarih: Deneyimin yıkımı üzerine bir deneme, Kanat Kitap, 2010, İstanbul.

[4] Giorgio Agamben, Çocukluk ve Tarih: Deneyimin yıkımı üzerine bir deneme, Kanat Kitap, 2010, İstanbul, s. 17.

[5] F. Özge Sade Mete, Türkiye’de Tasarlanmış Müze Yapıları, boyutpedia internet sitesi: http://www.boyutpedia.com/default~ID~1613~aID~64728~link~turkiye%E2%80%99de_tasarlanmis_muze_yapilari.html, son erişim: Nisan 2013.

[6] a.g.e.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: