Nasıl bir…? Nasıl daha iyi bir…?, Ecehan Fındık

Hayır, kusursuz müze isteyen kim? (+müze-kusur)/zaman= verim

Daha farklı nasıl olabilirdi’yi düşünmem için nasıl böyle olmuş’u düşünmek isterim. Nasıl böyle olduğunu bilmiyorum. Ve ben oraya çok da fazla gitmiyorum. Hatta uzun zamandır ilk kez geçen cuma gittim.

İşte geçen cuma birkaç saatliğine müzeyi gezdik ve mimar gözüyle müzeyi inceledik. Müzenin nasıl daha iyi bir müze olabileceğini düşündük. Müzenin bunda bir suçu yok.

Tesadüf müdür ki, hem yön tayini olmayan (olmayan değil de zor olan diyelim) hem de tarih bilgisini bünyesinde çok kısa süre barındırabilen biri olarak, müzede kafam karıştı, buraya nereden gelmiştim, aşağıda ne vardı, şuradan mı çıkıyorduk dediğim gibi, bütün medeniyetler kafamda birbirinden kopuk kalmaya devam etti. Ama bu tamamen benim suçum değil.

Evet, müze şöyle bir şey olsaydı benim için çok daha kolay olurdu:

müze

Böylece ziyaret sırasında ve sonrasında kafamda her şey daha net olabilirdi. Bulunduğum yer bana hem hangi coğrafyada olduğumu hem de hangi tarihte olduğumu söyleyebilirdi. Aynı tarihte varlığını sürdüren medeniyetleri kavramam daha kolay olurdu. Bir bölgenin tarihle birlikte nasıl değiştiğini daha rahat takip edebilirdim.

Kısa sürede daha çok şey anlardım. Müzeden daha çok verim alırdım. Şimdi müzede daha çok vakit geçirmeliyim, kopuk bilgileri bir arada tutmaya uğraşmalıyım. Müzenin her yeri kullanıma açık olurdu; acaba merdivenden çıkınca ne var? demezdim.

… nasıl daha iyi bir yer olurdu? gibi bir soru en çok sorduğumuz sorulardan. Nasıl daha iyi bir yer olabilir? Daha farklı ve pek çok yönden daha iyi elbette ki olabilir her şey. Ama her karşı karşıya geldiğimiz durumun -daha iyi nasıl olabilir- analizini yapmak istemiyorum, hele de bir soruna bağlı olmaksızın az kullandığım bir yerle ilgiliyse. Bir de önce nasıl’a cevap vermeliyim.

Söylemeden geçemeyeceğim, üst kattaki Anadolu Uygarlıkları bölümünde daha fazla gündelik hayat vardı, tarihte geriye gittikçe, ülkeler, sınırları ve savaşlarının yanına biraz da taslar, altın bilezikler gelip yerleşmişti. Antik Yunan’ın günlük hayatına çok vâkıf olamadık, bize yabancı kalsın diye mi acaba?

Reklamlar

One comment

  1. aslihan

    Ecehan,
    Bu yazıyı okurken ironik bir eleştiri olup olmadığı üzerine düşünceler arasında gidip geldim. Evet, müze dediğin gibi olsa daha mı iyi olurdu? Kategorizasyon ve zamansal kategorizasyon olarakkronoloji, bunların mekansal sunumları konuları epey ilginç. Michel Foucault’un Bilginin Arkeolojisi’nin başında bahsettiği Borges hikayesi’nde kategorizasyonun nasıl yapay bir şey olduğundan bahseder. Bir Çin ansiklopedisi hayvanları rasyonel akla garip gelecek şekilde kategorize eder: -İmparatora ait olanlar, sayılamaz olanlar, eğitimli olanlar, sürüden ayrılanlar, denizkızları, … bu böyle gider. Bence bu yazı tam bir ironi kurabilse çok başarılı bir eleştiri olacakmış, ama biraz detaysız kalmış. Sonunda bahsettiğin gündelik hayatın temsili ve izleyici ile buluşma meselesi is ayrıca çok ilginç bir konu. Arkeoloji Müzesi’nin buna yaklaşımı başlı başına bir yazı olurmuş. O da çok hızlıca geçiştirilmiş.
    Aslıhan

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: