Bir Müze deneyimi olarak Arkeoloji Müzesi – Işık, Canan Ganiç

“Müze dizendir.”   “Müze düzendir.”   “Müze morgdur.”   “müze sevilendir.”

“Müze çağırandır.”   “Müze kapalıdır.”   “Müze erotiktir, tahrik edendir.”

“Müze görünür kılandır.”     “Müze görünendir.”    “Müze görünmeyendir.” ¹

Müze tüm bunlardan hangisidir? Müze bu sayılanların tamamıysa eğer, müze deneyim değildir. Müze morgdur ama aynı zamanda yaşayan değil midir? İstanbul Modern’de düzenlenen Hayal ve Hakikat Sergi Söyleşisi sırasında yapılan “Müze Karşıtı Bildiri” sırasında müze için yapılan tanımlardan birkaçıdır, ama bedenin tanımlara dahil edilişi indirgemeci kalmaktadır.

Definition of museum: an institution devoted to the procurement, care, study, and display of objects of lasting interest or value; also : a place where objects are exhibited ²

Bu tanıma göre de sergileme eyleminin gerçekleştirildiği yer olarak müze, yaşanan ve deneyimlenen bir yerden öte, izlenen bir mekandır. O halde, müzeyi bedenden ayrı olarak düşünmek, müzeyi maddeye, donmuş bir mekana dönüştürmez mi?

Restorasyon çalışmaları nedeniyle kapalı olan mekanlarda sergilenmesi planlanan kimi eserlerin, ziyaret edilebilen mekanlara taşınması ve birbirinin peşi sıra dizilmiş olması, Arkeoloji Müzesi’nin, tam da tanım da olduğu gibi, temin edilmiş eserlerin sergilendiği yer‘e dönüşmesini pekiştiriyor. Mekan, eserler ve beden arasında diyalektik bir ilişkinin olmayışı, bedeni mekanın dışına itiyor. Mekanın fiziksel özellikleri ve sergileme biçimleri, eserlerin algısını bireyin biricik deneyiminden soyutlayarak, eserleri nesneleştirmiştir.

Eserlerin sergileniş biçimleri, izleyici konumunda olanı bilgi alan birey olarak nitelendiriyor ve bireyin eserle ilişkisini, eserin alt kısmında (izleyenin çoğu zaman eğilmesini gerektirecek biçimde) yer alan bilgi notu ve eser arasındaki harekete hapsediyor. İzleyen ve bilgi alan birey, bu eser yoğunluğu arasında bir süre sonra bu bilgi notundan da uzaklaşıyor ve salt izleyiciye dönüyor; eserle geçirdiği süre kısalıyor ve algı zayıflıyor. Bedenin bu soyutlanışının ardından, tüm eserler mekanla ilişki kurmaksızın, mekanda yer ediniyorlar.

Müze yapısı içinde oluşturulmuş yeni mekanlar da yapının fiziksel potansiyellerini kullanmakta yetersiz kalmaktadır. Galeri boşluklarının bulunduğu bölümlerde, yeni bir üst düzlemle mekan sınırlanmış, geriye kalan hacim atıllaşmıştır. Müzenin tarihi bir yapı içinde bulunması mı, sergiyi çağdaş bir düzene kavuşturma fikrini engelliyor? Farklı dönemlere ve coğrafyalara ait eserler arasında, izleyici mekansal olarak hazırlanmadan geçiş yapmaktadır. Kimi zaman mekansal bir farklılıktan bile uzaklaşıyor, tek gösterge tabelalar oluyor.

1

Müze, bireye ‘mekanın içinde olan eser’le ilişki kurdurmadığında, mekandan ve müze yapısından uzaklaştığında, sanal müzelerin daha cezbedici bir konuma taşındığı düşünülebilir. Sanal müzelerde, dayatılmış bir rota olmaksızın eserleri sıralamak; çok yüksek çözünürlüklü fotoğraflar sayesinde eserin hemen hemen her detayını görebilmek; iki boyutlu fotoğraflar dışında eserin 360 derece görüntüleriyle etrafında dolaşmak, eserle ilgili bilgiyi ilgi alanına göre filtrelemek, arttırılmış gerçeklik yaklaşımıyla bir kamera ile eseri üç boyutlu olarak algılamak mümkün olmaktadır. Sayılan tüm imkanlar yaratılmamış olsa dahi Rijksmuseum³ tüm eserlerini sanal ortamda sergileyerek, eserlerin herkese ait olduğu vurgusunu yapmaktadır. İnternet sitesi aracılığıyla eserlerin kişiselleştirilmesi de mümkün olmaktadır. O halde sanal müze bu çoğul imkanı sunabilmekte iken, 21. yüzyılda, Ali Artun’un değimiyle neden bir müzemani yaşanıyor?⁴ Açılan ve açılması planlanan onlarca müzenin güvenci, bireyin halen gerçek bir müze mekanında kendi deneyimini yaşayabileceğine inanıyor olması mıdır? Burada, bireyin; müzeyi deneyimleyen ve yaşayan bir birey olmasını sağlayabilecek etkenlerden biri olarak ışığı öne süreceğim.

“Tarihi eserler gün ışığına çıkıyor.” Yeni bir müze açıldığında, yeni buluntularla karşılaşıldığında sıkça kullanılan bir metafordur, ‘gün ışığına çıkma’ metaforu. Peki Arkeoloji Müzesi’nin yapısı içinde eserler, gerçekten  gün ışığına çıkmakta mıdır? Özellikle heykellerin sergilendiği bir müzede, ışık, özellikle doğal ışık, deneyimi çoğaltabilir. Müzelerin zamanın donduğu ya da kendi zamansallığını taşıdığı görüşlerinin yanı sıra, sadece o an’a ait olan, bir daha asla tekrarlanmayacak bir ışık sayesinde, müzenin kendi zamansallığı, bedenin orada bulunduğu ana ait olarak, bedenin ve müzenin ortak zamansallığını üretir. Sadece esere bakan göze ait kılınır. Arkeoloji Müzesi hiç bir mekanda ışıkla birlikte düşünülerek düzenlenmemiştir. Eserler için özel bir aydınlatma düzeni düşünülmemiştir. Çoğu zaman ışık homojen olarak mekana dağılmaktadır. Oysa özellikle heykellerin bulunduğu mekanların doğal ışıkla aydınlatılması, bedenler üzerindeki ışığın değişmesi, müzede izleyen kişiyi izleyen ve deneyimleyen kişiye dönüştürecektir. Karanlık olması istenmiş, ve diğer tüm mekanlardan farklı bir ışıkla karşılaşılan lahitler bölümünün, ışık almayan mekanlar yerine cephe açıklıklarının bulunduğu mekanlarda düzenlenmiş olması tuhaf bir çelişkidir.

Doğal ışık, uzun yıllar eserlere zarar vereceği gerekçesiyle kaçınılmıştır ve müzeler dışa kapanmış kütleler olarak tasarlanmıştır. Günümüzde ise, doğal ışığın zararlarının engellenebilmesi mümkün kılınmış ve müze çeperleri şeffaflaşmıştır. Bernard Tschumi’nin New Acropolis Museum, doğal ışıktan korkmayan müze yapılarından biridir.  Doğal ışığın yaydığı ultra viole ışınları, gelişen teknolojilerle üretilmiş camlar sayesinde engellenmiştir. Işığın farklılaşmasıyla, an’la birlikte algı değişmektedir. Heykel üzerindeki detayların görünürlüğü, kıvrımlar arasında gölge-ışık hareketleri değişmektedir.

3

 

Arkeoloji Müzesi’nde yapay aydınlatma yalnızca görsel konfor seviyesine ulaşmaktadır. Kapıların açıldığı, sergi mekanları arasındaki boşluklar ise ışığa kavuşulan yegane yerler olmaktadır.

2

Müzede deneyim, yalnızca görmek üzerinden üretilemez kuşkusuz. Müzenin kokusu, sesi de müzeyi ziyaret edenin deneyimini etkiler, ancak Arkeoloji Müzesi özellikle ışık ile, deneyimi indirgediği düşünülerek, görmek ve ışık tartışma için seçilmiştir.

Kaynakça

1 İstanbul Modern’deki Toplantıda Atılan Kâğıttan Uçak Biçimindeki Bildiri, http://www.e-skop.com/skopbulten/istanbul-modernde-sansure-cevaben-kuslama/462

2 http://www.merriam-webster.com/dictionary/museum

http://www.e-skop.com/skopbulten/sanatin-guncelligi-muzelerden-geriye kalan/1018#_ednref6

4  http://www.e-skop.com/skopbulten/cagdas-muzemani-turkiyede-2002-2012-arasi-muze-girisimleri-dokumu/455

resim Acropolis museum http://www.archdaily.com/61898/new-acropolis-museum-bernard-tschumi-architects/cr3849-169/

Reklamlar

One comment

  1. aslihan

    Canan,
    Arkeoloji Müzesi üzerinde durman, mimari eleştiriyi mekansal kurgu ve özellikle ışık üzerinden yapman çok olumlu. Referans konusunda yazın daha zengin olabilirdi (mimari mekan deneyiminde ışık, müzede ışık, vb. üzerine yazılmış çok yazı var). Arkeoloji Müzesi deneyimini ışık üzerinden daha detaylı okumak iyi olurdu, bunun için gezerken karşılaştığın belirli durumlar, karşılaşma anının betimlenmesi ve ışığın deneyiminin daha noktasal anlarının anlatılması iyi olurdu. (ör. falanca salonda, falanca bölümde, yukarıda / aşağıda/ galeride… falanca nesnelerin sergisinde, camekanlı bölümde, vb.) Böylece daha detaylı ve özgün bir eleştiri elde edebilecektin.
    Aslıhan

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: