Dil,Zaman,Mekan üzerine: -Düşünme İsmini Almış Süreç-

        Heidegger ‘’düşünmek ne demektir ? ‘’ sorusunu sorduğu gibi, ardından bu sorunun muğlaklığını bir kaç farklı ele alma tarzını içinde saklı olduğunu söylüyor.Bunların ilki düşünme sözcüğünün ne anlama geldiği ?  ikincisi geleneksel öğretinin bizim düşünme adını verdiğimiz şeyi nasıl tanımladığı, düşünmek için ihtiyaç duyduğumuz ön koşulların ne olduğu ve bizi düşünmeye çağıranın ne olduğu? Buna da kendi ifadesiyle bir önesürüm olarak dördüncü tarzla başlıyor.Eğer burdaki ‘’çağırmak’’ kelimesi basitçe ve doğal olarak ele alınacak olursa.ismi olmak.isim vermek demektir.Dolayısıyla;

         ‘’Düşünmek ne demektir‘’ demek ‘’düşünme ismini almış süreç’’ hakkında ne tür bir fikir oluşturmalıyız demektir.

         ‘’Düşünme ismini almış süreç ‘’ betimlemesi bence bu noktada çok önemli.İsmini almak dili,süreç de zamanı sokuyor devreye.

           Agamben’in ‘’Çocukluk ve tarih; deneyimin yıkımı üzerine bir deneme’’de dil-özne ilişkisini sorgulanıyordu ve metin,her türlü bilgi kuramının vazgeçilmez önkoşulunu bilginin dille ilişkisinde arıyor, öznenin kökeninin ve kendine özgü yerinin de dilde bulunduğunu, ancak dil aracılığı ile ben düşünüyorum olarak biçimlendirebileceğini söylüyordu.Peki öyleyse dil olmadan düşünebilmek mümkün mü ?

            Dil bizi,bir hissi,düşünmek ya da tasarlamak için,onu deneyimleme,takrar deneyimleme ya da taklit etme zorunluluğundan kurtararak,duyusal dünyanın dışına çıkardı.Deneyimi neredeyse yok ediyor bu noktada.İnsan dil varolmadığı sürece deneyimleyebiliyor,Bu da insanın sadece çocukluğunda mümkün.Hayvanlar bir dille dünyaya gelir.Sesler bütünü diyebiliriz buna.Ses acı veya zevkin göstergesi olarak diğer canlılara da özgüdür fakat söz(bizim kullandığımız anlamda dil) insanlarda sonradan öğrenilen ve çocukluğunda varolmayan birşeydir.O zaman dilsiz bir düşünmenin sadece insanın çocukluğunda var olduğunu söyleyebilir miyiz? Peki acaba bunu söylerken de mi hala dilin içindeyizdir ?

      Cezanne: ‘Size resimde gerçekliği vermek benim borcum ve bunu size göstereceğim.Görmüyor olduğunuzu göreceksiniz’

      Cezanne’yi görebilmek için her noktayı her anı her fırça darbesini tek tek yavaşça bir bütünlüğe ulaşamayacakmış gibi,bu bütünün tıpkı resmedildiği gibi o anlar içinde hissedilmesi gerekiyor. Manzaranın görülebilmesi için belirli bir zaman geçmesi gerekiyor. Zaman da mekanın ta kendisidir.Manzara karşısında her zaman bir şaşkınlık içindeyiz.Hayranlık,aydınlanma,gizlerin açığa çıkışı bu.Şeylerin varoluşu karşısında temel kökten bir şaşkınlık. Beden,mekan,duyumlar ve zaman arasında bir ilişki söz konusu.Buna anlam etkisinine karşıt olarak varoluş etkisi diyoruz.Bu ancak düşünülen fakat hiç bir zaman tam anlamıyla dile dökülemeyecek olandır.Mimarlar.yere mekana zamana ait olan şeylerin dil aracılığıyla tam olarak yakalanamayacağını.dile getirilemeyeceğini bilirler.

    Öyleyse ‘’düşünme ismini almış süreç hakkında ne tür bir fikir oluşturmalıyız ?’’

İsmini aldığı-için tamamen -dile bağımlı-

Zaman işin içinde olduğu ve öznel bir fikir oluşturma eylemi söz konusu olduğu için                     -dilden bağımsız-

Kaynaklar

– Portzamparc, Christian de. Sollers, Philippe . Bir Mimar ile Bir Yazar Tartışıyor Yazar: Görmek ve Yazmak, “2.Bölüm: Dil olmadan düşünülebilir mi?”, Çeviren: Cem İleri, YKY, 1. Baskı: Şubat 2010, s.32-58

– Heidegger, Martin. Düşüncenin Çağırdığı “Düşünmek ne demektir?”, Çeviren: Ahmet Aydoğan, Say Yayınları, 2008, s.41-53

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: