Topçu Kışlası’nın Yeniden Üretiminin Anlam ve Anlatı Bağlamında Tartışılması

-I-

Anlam, bir olayın/olgunun/nesnenin… oturtulduğu bağlama göre ifade ettikleri açısından çokboyutlu ve çokkatmanlı bir kavram. Anlamı üretmede anlatan ve anlayan tarafların olduğu düşünülürse, anlamın oturtulduğu bağlamlar ile etkileşim ve iletişim içine sokularak vücuda geldiği söylenebilir. Anlatılan ile anlaşılan her durumda örtüşmeyebilir ve bu durumda anlamın havada asılı kaldığı durumlar oluşabilir. Eğer bahsedilen örtüşme ikna ediciyse, bir ifade içeriyorsa “anlamlılık”tan söz edilebilir. Peki “anlamsız” neye tekabül eder?

 

-II-

Burada asıl dert edinilen şey anlam üzerine kafa yormak ve bir tanım elde etmek değil; ele alınacak konunun farklı katmanları üzerine sorular sorarken her katmanın aslında bir anlam dağarcığına işaret ettiğinin bilincinde olarak durumu analiz etmeye çalışmak. Ele alınacak konu kısaca özetlenerek  tanımlanırsa: 19. yüzyıl başlarında inşa edilmiş, başlangıçta kışla olarak kullanılmış, ihtiyaca yönelik çeşitli tadilatlar geçirmiş, zamanla işlevinde değişiklikler yapılarak kullanılmaya devam edilmiş, 1940 yılında da Prost Planı’nın uygulanmasına yönelik olarak yıkılarak yerine park düzenlemesi yapılmış olan Topçu (Taksim) Kışlası’nın [1] bu kez park alanı dağıtılarak aynı yere tekrar inşa edilmesi için belediyenin girişimi, mevcut olmayan bina ile ilgili çıkarılan “koruma kararı” ve bu konuyla ilgili yapılan tartışmalar. Belediyenin Taksim Meydanı ile ilgili bütüncül tasarısının bir parçası bu “yeniden inşa” projesi ve birçok açıdan ele alınabilir.

Öncelikle bu tanımdan yola çıkılarak hangi katmanların düşünülebileceği sıralanabilir: Yıkılmış bir bina ile ilgili çıkarılan “koruma kararı” korumak üzerine düşünmeyi gerektirir. Buna paralel olarak yeniden inşa/rekonstrüksiyon “…bir yapının özgün biçimiyle yeniden kurulması”[2] demektir ve rölövesi bile alınmadan yıkılmış olan bir yapının özgün detaylarına yönelik yeterli bilgi olup olmadığı, bu durumda rekonstrüksiyonun anlamı da tartışılmalıdır. Tarihsel bağlama atfedilen söylemler ayrıca irdelenmelidir. Öte yandan bu kışla bir mimarlık ürünüdür ve kışlanın yeniden inşa edildiğinde hangi işlevi yükleneceğine yönelik çok tartışmalı ve açıklıktan uzak bir süreç yaşanmıştır. Bu noktada mimari ürünün, işlevden ayrı bir nesne gibi sunulmasının mimarlığa yüklenen hangi anlamı işlevin önüne geçirdiği sorusu akla gelir. Ayrıca mimarlık ürünleri temsil boyutunda yeniden üretildikçe,  Benjamin’in bahsettiği gibi “özel atmosferini, aurasını” kaybetmektedir [3]. Üstelik bu durumda binanın kendisi bir tarihsel temsil olacağı için bu replikanın hakikiliği ayrı bir boyutta tartışılmalıdır. Tüm bu katmanların üst üste gelmesiyle şu soru akla gelir: Tarihsel bir bağlamı, bu bağlam içinde sanatsal bir değeri ve anlamı olan, kullanımıyla birlikte tam anlamıyla bir mimarlık ürünü haline gelen bir yapı, sadece görsel özelliklerine anlam ve değer atfedilerek yeniden üretildiğinde aslında üretilen bina değil söylem olmaz mı? Yıkılarak zamanından, aidiyetinden tamamen kopmuş bir binayı yeniden inşa etmek, tarihin akışı içinde bir bulanıklık yaratarak tarihe dair olanın görüntülerden ibaret olduğunu, bilgi  ve bağlamın değil o görüntülere monte edilecek “anlatı”nın tüm bu sayılan hakikilik sorularının/sorunlarının yerini almaya yetecek güçte olduğunu iddia etmek olmaz mı?

 

-III-

Adorno’nun,

“Benjamin’in geleneksel sanat eserini aura kavramıyla yani var olmayan bir şeyin varlığıyla gösterme anlayışını kabul edersek, kültür endüstrisini aura kavramının karşısına bir şey koymaması, onun yerine çürümekte olan aurayı yoğun bir sis olarak korumasıyla tanımlayabiliriz.” [4]

saptaması bu durumun açıklanmasında yardımcı olabilir: hem son yıllarda çok karşılaşılan tarihselci yaklaşımda hem de Topçu Kışlası girişiminde özellikle mümkün olduğunca “aurasız” bir ürünün, tarih içinden ayıklanmış ve anlamca havada asılı birtakım kavramların arkasına saklanıp, tam da kültür endüstrisinin manipülasyon kabiliyeti sayesinde pırıl pırıl, yepyeni bir anlatı ile kuşatılması durumuyla karşılaşırız. Burada kültür endüstrisi, var olmayan şeyin varlığını kendi istediği değerleri atfederek yeniden üretmekte, Benjamin’in sanat yapıtının “kült değeri” [5] olarak nitelediği değerin bu anlatı ile yeniden üretildiğini iddia etmektedir. Oysa üretilen şey daha çok “sergileme değerine” [6] dayalıdır. Topçu Kışlası’nın yeniden üretiminde, yapının yepyeni oluşu “çağdaşlık” kavramıyla, cephesindeki mimari elemanlar ise tarihselci bir bakışla (kraldan çok kralcı olmaya çok iyi bir örnektir bu) yüklenen “tarihilik” kavramıyla ilişkilendirilerek irdelendikçe anlamsızlaşan bir kavramlar bulutu ortaya çıkmaktadır. Üstelik bu kavramlar bulutunun irdelenmesi de rahatsız edici bulunarak tepkiyle karşılaşılmakta, sonradan atfedilen, eklemlenen değerler sanki yapı orda duruyormuş ve “kült değeri” ile ilgili hala söylenecek bir şeyler kalmış gibi bir durum yaratılmaktadır. Bu noktada sorunlu olan temel durum “mimarlıktan değil, kutsallıklardan konuşuluyor…” [7] olmasından dolayı tartışma zemininin bir türlü bulunamamasıdır. Burada arkasına saklanılan anlatı, yapının tarihselliğine atfedilen bu kutsal hava sadece binanın değil, yapılacağı söylenen projenin bile ortada olmadığı bu durumda daha da düşündürücü bir hal alıyor. Elde olan bilgiyle bir proje üretebilmenin mümkün olup olmadığı tartışılmıyor, çünkü tartışmanın ana ekseni bilgi değil. Bu durumda Tanyeli’nin yorumu tarihselcilik ile ilgili temel bir sorunu saptamaya yardımcı olabilir:

“[…] ortaya konan tarihselci ürünlerin tarihseli görselleştirerek yeniden üretmelerinin bir temsiliyet sorunsalı olduğu üzerine konuşmak mümkün [değil] […] onlar temsil etmiyorlar, tarihseli görselleştirmiyorlar; o yapılar ‘konuştuğunda’, tarihin ta kendisi olduklarını, hatta kopuk olan bir tarihsel halkayı yeniden tesis ettiklerini iddia ediyorlar. […] İddianın devamlılığı için, tarihsel bilgiyi yazılı ve görsel olarak olabildiğince az üretmek zorunlu. Çünkü, o ne kadar çok üretilirse pseudo-kutsallık da o kadar az üretilme şansı buluyor.” [8]

 

-IV-

Burada üretilecek olunan nihai ürünün bilinçli bir şekilde kısır bir görselliğe dayandırılması, görsel hafıza manipüle edilerek oluşturulan tarihsel anlatı ile sonuç ürünün toplumun bundan sonra oluşturacağı hafızada yer etmemesi imkansız büyüklükteki bir yapının yeniden inşasının bir yıkım ve yapım üzerinden manipüle edilmesi temelde bütün faktörlerin gerçek anlamlarından sıyrılıp bambaşka bir şekilde okunması gerektiğinin bir işaretidir. Tanyeli bu tarihsel anlatı oluşturma iştahının yanı sıra referansları şüpheli ve yepyeni tarihsellik takıntısını şu şekilde yorumluyor:

“Yepyeni, patinasız bir tarihsellik hali düşlemek, belirli bir mimari ürünün inşa edildiği tarihsel dönemin üzerinden yüzlerce yılın geçmiş olduğu gerçeğini kabul etmemek ya da edememek demektir.” [9]


Referanslar:

[1] http://www.hayal-et.org/i.php/site/building/taksim_klas (Erişim tarihi: Nisan 2012)

[2] Doğan Hasol, Ansiklopedik Mimarlık Sözlüğü (İstanbul: YEM Yayın, 2008)

[3] Walter Benjamin, Pasajlar, çev. Ahmet Cemal (İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 1992), s.49.

[4] Theodor W. Adorno, “Kültür Endüstrisini Yeniden Düşünürken”, Cogito (İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2003), s.79.

[5] Walter Benjamin, Pasajlar, çev. Ahmet Cemal (İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 1992), s.53.

[6] Walter Benjamin, Pasajlar, çev. Ahmet Cemal (İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 1992), s.53.

[7] Uğur Tanyeli, Türkiye’nin Görsellik Tarihine Giriş (İstanbul: OFSET Yapımevi, 2010), s.122.

[8] Uğur Tanyeli, Türkiye’nin Görsellik Tarihine Giriş (İstanbul: OFSET Yapımevi, 2010), s.122.

[9] Uğur Tanyeli, Türkiye’nin Görsellik Tarihine Giriş (İstanbul: OFSET Yapımevi, 2010), s.119.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: