Tepegöz

Kente tepeden bakan, kenti tepeden izleyen bir göz, bir üçüncü göz neleri görebilir? Yüksekte, kente hakim olabileceği, belki de dünyaya hakim olabileceği kozmik bir perspektiften, altında olup bitenleri, kentin hızını, rengini, uğultusunu, dünyanın kalabalığını, hareketini izleyebilir. Dünyanın bilgisine ve denetimine bulunduğu noktadan hakim olabilir gibi görünür. Bir üçüncü göz, bir akıl gözü, her şeyin üstünde ve gerçekdışı bir perspektifle, tüm gerçekliğe, tüm bilgiye erişebilir mi?
DeCerteau’nun Gündelik Hayatın Keşfi’nde bahsettiği tepeden bakan üçüncü göz gibi, kontrol ve hakimiyet için tepede duran aklın gözü, iktidarın gözü, aslında kentin sokaklarında, gizli dehlizlerinde süren hayatı, insanları görebilir mi? Yoksa aksine, bulunduğu konum onun bu detayları gözden kaçırmasına mı neden olur. Certeau’nun da dediği gibi bu tepegözden çeşitli kurnazlık ve hilelerle saklanmak, kaçmak, manevralarla ara sokaklarda onun denetiminden sıyrılmak aslında kolay mıdır?
Bir kenti, kentin yaşamını, kentte akan giden o olağan yaşamları bütünde mi anlarız, yoksa parçada mı? Yani o kentin herhangi bir caddesinde, kentin bizzat içinde konumlanarak, insani bir perpektifle mi anlar, yaşarız, hatta hakim oluruz? Bütünde aslında hakim olamadığımız, ama olduğumuzu düşündüğümüz bilgi, parçada nasıl görünür? O zaman da bütünsel bir bakıştan uzakta, sınırlı bir açıyla mı bakarız, nerede olduğumuzu bilmeden.
Hangisi iyidir anlamak için bir şeyi? İçinde olmak mı dışında kalmak mı?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: