Tarifler ve Klonlar

Bilginin güvenli sınırları içinde, emin olmanın verdiği o tatlı uyku ve rüya halinde, düşünsel miskinliğin dingin ortamında, güvenli bilgilerin güvensizliğine uyanmak, rüyadan ayılmak, rahatsız olmak ne kadar da rahatsızlık vericidir.

Tarifler, bu miskin düşünsel süreçlerin emin destekçisi ve sürdürücüsüdürler. Reçetelerle, kurallarla ve dogmalarla gerçekleştirilen üretim süreçlerinden geçen sentetik bireyler, tariflerin bir maddesinden diğer maddesine tereddüt etmeksizin atlarlar ve sadakatle bu süreçleri sonlandırarak başarıya erişirler.  Elde ettikleri nihai ürün, birbirlerininkinin aynısı olan bireyler, aynı övünçle başarılarını kutlarlar. Aynı süreçlerden geçerek üretilmiş ürünleri, aynı markaları, aynı tip yaşamları yaşarlar, aynı süreçlerden benzer yaş aralıklarında geçerek ölürler. Sanayileşmiş ve serileşmiş üretim biçimlerinin ürettiği birey tipidir bu ‘tarif ‘ edilen birey.

Eğitim rejiminin de müfredat diye adlandırılan bu tarifsel süreçlerle yapılandırıldığı sistemde birey, rüyadan ayılma, sorgulama, inanmama, içinde bulunduğu bilgi donanımına yabancılaşma, üretme, üretim süreçlerine kendi öznelliğini yedirme, yaşamını özelleştirme, kendileştirme, özgünleştirme, çevresini başkalaştırma, söylemler ortaya koyma süreçlerini yaşatacak irkilme ve aydınlanma dürtülerini çok zor elde edebilir, hatta belki hiç edemez, eden zaten azdır. Avantgarde fikirler ortaya atmak, bulunduğu dönemin düşünsel süreçlerini yırtıp yeni temiz fikirlere uyanmayı gerektirir.

Tariflerle mest olmuş, rüyalara gark olmuş ve klonlanmış ürünlerin kölesi olan birey, nasıl olur da bu uyanmayı yaşayabilir? Tariflerin kapsayıcı ve kuşatıcı himayesinden, sorgulamanın ve inançsızlığın soğuk mekanına nasıl geçebilirler, aradaki o kapıyı, nasıl fark edebilirler.

Tarifleri ve reçeteleri yıkalım demek kolaydır, yine kolaya kaçmak olacaktır. Tarifleri yıkmanın da tarifini yapmak, arzuladığımız hedefe bizi götürecek midir, yoksa başka bir tarifin kollarına bizi atacak mıdır. Bir öncekini eleştiren düşünsel tavır, bir sonrakinin kendisini eleştireceği başka bir tarifler silsilesi yaratmaz mı aslında. Ama her şeyi, olabilecek her türlü tarifi, sistemleşmiş bilgilerin hegamonyasını yıkmaya hazır, sonsuz bir eleştiri içeren bir fikir sistemi gibi bir şeyden söz edilebilir mi? Her türlü fikir illa ki bir gün yıkılacak ve eleştirilmeyecek midir?  Bunlar, merdivenin basamakları gibi birbirlerinin üstüne kurulmadıkları müddetçe yükselme olamayacağına göre, sıra sıra tüm reçeteleri yaka yaka yükselişe geçeceğiz. Ancak bunu yaparken, yani her bir basamağı atlarkenki o korkunç zorlu, terli, riskli hamleler için, her defasında bulunduğu ortam ve bilgi donanımından uyanma sürecini yaşatacak bir bilgi ve eğitim rejimine ihtiyaç vardır. Bireyi uykusundan uyandıracak, yüksek sesli ve rahatsız edici bir çalar saate ihtiyaç vardır. Bu çalar saat ise eleştirel düşüncedir. Her dönemde ve her koşulda tarifleri ve klonlanmış yaşamları yıkabilecek tek düşünce, eleştiridir.

Can Başar

Reklamlar

One comment

  1. Geri bildirim: Tarifler ve Klonlar | canbasar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: