Salt’ta flaneur olma hali…

Kentte “flaneur” olma durumunu, bu defa Salt’ın “ Transleted by” sergisini gezerken yaşıyorum. Serginin girişinden aldığım kulaklıkla sergiyi gezmeye başlıyorum. Her bir durak, başka bir kent ve başka bir Salt köşesi.

Kulaklıktan çıkan tatlı bir ses, bir kentin hikayesini anlatıyor bana. Bu ses, beni o kente ve o kentle ilgili düşüncelere davet ediyor. Beynimin bir kısmı, sese odaklı düşünürken diğer kısmı ise, Salt’ı inceliyor. Sergi sayesinde Salt’ın her bir noktasını gözlerimle okuyorum ve kulaklarımla da sesin beni götürdüğü kent yolculuğuna dahil oluyorum.

Sergiden çıkıyorum, bu defa da kentin, yani İstiklal Caddesi’nin sergisinde buluyorum kendimi. Yine kulağımda kulaklık. Bu sefer Morrisey, şarkısını söylüyor. Bir yandan ona eşlik ediyorum, bir yandan da mağaza vitrinlerine, sokak lambalarına ve insanlara bakarak, kenti okuyarak, serginin içinden geçiyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: