GÖRSELLİK VE ÇELİŞKİLER

Görüneni soymak, altındaki katmanlara ulaşmak, gösterinin sisteminden farklı bir uzaydan teoriye tekrar bakabilmek nasıl mümkün olabilir sorusu van Toorn’un “radikal içkin eleştiri”(1) önerisinin ana vurgularından birini temsil ediyor. Var olana tekrar dahil olabilmek, belki de sinemanın gözüyle zaman, mekan ve öznede tutarsızlıklar, kaymalar yaratarak mümkün olabilir.

Göz genellikle özne olmak, çevremizin merkezine, hareketin merkezine kendi ait olduğu bedeni koymak durumundadır. Bedenin içinde bulunduğu an, içinde bulunduğu mekan algılar aracılığıyla zihnin de bir özne olarak orada bulunduğu hissini yaratır. Zaman, mekanda hep bir adaptasyon olarak işler. Beden oradadır, zihin oradadır, beden ve zihin fiziksel yakınlıklarından dolayı ayrılamaz olarak algılanmaktadır. Ayrılma durumunun başlangıcı, ana adaptasyonun kurulamaması durumu bir felç hali, bir boyut değiştirme durumu, bir hastalık durumu olarak değerlendirilebilir. Belki de eleştirelliğin tıbbi boyutlarının da irdelenmesi gerekmektedir.

Dili öğrenmek, konuşmaya başlamak bizi sistemin bağlamına doğru çeker. Çevremiz adlanmaya başlar, renkler adlanmaya başlar. Adlar, durumlar ve olaylar karşısında zihin ve beden birlikte hareket etmek durumundadır.  

Van Toorn’un eleştirelliği zihnin şizofrenide, bedenin ise mekanda ve anda bulunduğu ara bir durumu mu araştırmaktadır? Makalede yazarın avangard sanatın kavramlarından bahsettiği ve gösteri toplumunun oyun toplumuna çevirilmesi yönünde gerçekliğin zorlanması – maskesizleştirilmesini önerdiği görülmektedir. Düşünce aynı zamanda, sörf gibi, anın dalgasında ilerleyebilmeli, mekanın etkisine girebilmeli; ancak bunu yapmak için kendi aralıklarını bulmalı, metotlarını geliştirmelidir.

Sinema da mekan da kendisine dahil olan kişiye zaman-mekan karelerini belli bir düzende sunar. Ardışıklık, sekanssallık olarak belirtilen bu “hareket-imajlar” (2) bir kronoloji, bir aynı andalık algısı yaratırlar. Bu algılayış, belki de başından beri sözü edilen maskelenmişliğin, “reprezentasyon” durumunun zaman algısına işaret etmektedir. Sinemada bu zaman algısı karelerin farklı şekilde yan yana getirilmeleri, montaj teknikleri ile kırılmaya, dönüştürülmeye çalışılmıştır.

Eleştirellik açısını tekrar yakalayabilmede yöntemin kazandırabilecekleri açısından, sinema tekniklerinin mimarlık üzerinde düşünmek, mekana ve zamana yaklaşımda potansiyelli bir çakışma doğurmuştur. Mimarlığın işlevlerinin, bölmelerinin, mekanlaşmalarının bir senaryo ağında düşünülmesi mekanın fiziksel kabuğunu değil zamanın kurgusunu montajlamaya odaklanmış mimarlıklar öngörmektedir.

Gerçeği maskesizleştirme pratikleri incelenirken, Van Toorn’un yazısında temel aldığı avangardların da gerçeğin hegemonyasını saf dışı bırakmak, gerçeğe kendi içinden farklı bir yaklaşımla müdahale etmek için kullandıkları teknikleri göz önünde bulundurmak gerekir. Gösteriyi oyuna dönüştürecek olan, reprezentasyonu prezentasyona dönüştürecek olan montaj tekniği, kolaj tekniğinin bir imajda yakalamaya çalıştığı üst imajı, “zaman-imaj”la (2) yakalamayı amaçlamaktadır denilebilir. Zaman-imaj, kapitalist atmosferin öngördüğü algılama-anlamlandırma-refleks süreçlerinde bir kırılma yaratma potansiyeline sahiptir.

Bir mimarlık da aşina olunan imajları, başka bir bağlamda bir araya getirerek çelişkiyi barındırabilir mi? Van Toorn, radikal içkin eleştirinin barındırması gereken üç temel ögenin hareket, diyalog ve çelişki olduğunu belirtiyor. Çelişkiyi her zaman barındırabilmek ise, her zaman adaptasyonu ve uyarlanmayı arayan insan algısı için neredeyse bir imkansızlığı teşkil ediyor. Çelişkisin kendisi bir zaman imaj olabilir mi? Çelişkiyi yakalamayı amaçlayan, belli bir amaca örgütlenmiş bağlamsal bir mimarlık çözümü üretimine karşı olan mimarların işleri, çelişkiyi yakalamak için bir girişim olarak değerlendirilebilir. Bu açıdan Venturi ve Denise Scott Brown’un da bağlam üzerine düşünmüş ve üretmiş olmaları dikkat çekicidir (3). Kent bağlamını çeşitli ölçeklerde karmaşıklık açısından inceleyen bu mimarlar, farklı mimari stillerin aynı mekanda bulunuyor olmasından doğan bir zamansallaşmanın yarattığı bir üst üstelikten bahsederler. Geçmişten alma, geçmişten kopyalama, yan kapıyı taklit etme girişimleri en düz anlamıyla postmodernistliğin geçmişe gönderme yapma araçlarıdır. Aynı zamanda ise zaman akışının değiştirildiği, kronolojik bir kırılma olarak da değerlendirilebilir. Zamansallaşmanın heterojenleştirildiği bu tarz bir kolajın ise, bugün bakıldığında, çelişkiyi uyanık tutmakta başarısız olduğu söylenebilir. Bunun sebebi, o sokağı algılayan kişilerin zamansallığı, içinde bulundukları zamana indirgemiş olmaları olarak da görülebilir. Sadece görsellikle, yan yana duran farklı imajlarla yakalanmaya çalışılan bu karmaşıklık, algıda ve bellekte karşılık bulamadığında, bağlamı dönüştürmede işlevsiz kalmaktadır.

Maskesizleştirebilen,fizikselliği katman katman soyabilen, farklı bir uzaydan yere tekrar bakmayı amaçlayan; ancak yine de yere içkin olan “radikal içkin eleştiri” mimarlığın eleştirellikte bir arayüz (medium) olabilmesini tartışmaktadır. Mimarlık zaman imaja yöneltebilir, zaman imaj kapitalizmin imajlar sisteminde bir kırılma yaratabilir. Bu kırılma eleştirelliğin kendisi değil, kapısı olarak görülmelidir.

  1. Van Toorn, (1997) “Architecture Aganist Architecture: Radical Criticism Within Supermodernity”, kaynak:ctheory.net, Arthur and Marilouise Kroker (ed.)
  2. Deleuze, G., (2006), Müzakereler, çev: İnci Uysal, Norgunk Yayıncılık, İstanbul
  3. Scott Brown, Denise, “Context and Complexity” in Complexity: design Strategy and World View, 2008, Andrea Gleiniger and Georg Vrachliotis (ed.), Birkhauser Verlag AG
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: