Füruzan- Ev anlatımları…

Nurdan Gürbilek’in  Ev Ödevi isimli kitabı üzerinden, kitapta bahsi geçen yazarlar (Tezer Özlü, Oğuz Atay..) dışında benim de aklımda beliren bazı yazarlar oldu. kitaptaki yazarların “ev” anlatımları bana özellikle Füruzan’ın kitaplarındaki “ev” anlatımlarını anımsattı. ev ve geçici mekanlar kıyaslamaları da yusuf atılgan’ı özellikle de anayurt oteli öyküsünü çağrıştırdı.

özellikle Füruzan’ın Sevda Dolu Bir Yaz’ında kederli ama sıcak bir evde büyüyen Şemsigül Şehrazat Debrecenli’nin geçmişi ile yüzleşmeleri, çocukluğundaki evine dair öyküleri bu çocukken ev, sınır, hayallerin sınırı olan ev tanımlamalarıyla doğrudan ilişkili idi. öyküde aslında çocukluğunda dayatılan kalıplardan, ismi de dahil olmak üzere, büyüdüğünde kaçan,  büyüdüğü evden kaçan bir karakter anlatılıyor da diyebiliriz. çocukluğa dair ev anlatıları bu öykü

de öyle pembe panjurlu, pürüzsüz, tertemiz değildir. aksine bir sürü rahatsız edici betimlemeler içerir. öyle ki bu rahatsız edici detaylar, karakterin utanç sebebi olur ve karakter geçmişinden kaçar. mesela karakter yatak odasını şöyle anlatır;

“…….

orta katta kullanılan beyaz çamaşırlar için ayrılmış bölümdü yatak odam. benim için boşaltılmış olmalıydı. dar, tek pencereli, uzunlamasına bir odaydı. (hangimiz böyle bir odada yatmak ister ki) karyolam camı ortalayarak yerleştirilmişti. pencereme yakın kara dut ağacının dağınık taze dalları, yeni sürgün yaprakları, lodoslarda eğilip camımı okşardı. (yaşanır kılan detaylar) odama girince beş altı adımda karyolama varırdım.

………”

burada anlatılan oda ne varaklı bir aynası olan bir odaydı, ne de önünde kocaman bir terası olan. aksine dar, sıkıntılı bir odaydı. ki füruzan’ın anlattığı muhteşem döşenmiş, lüks sayılabilecek odalar da vardır. ancak oralarda da genellikle sıkıntılı kişiliklerden bahsedilir. misal; gül mevsimidir’de unutamadığı bir ilk aşkı olan yaşlı kadın, hizmetçilerin elinin altında olduğu evinde mutsuzdur. buradaki ev anlatımı da bu sebepten bambaşka sıkıntılar içerir.

bu anlatımlar elbette hikayeyi gerçeğe yakınlaştırır. okur hikayeyi içselleştirir. öbür türlüsü bir türlü içsel bir sahneye dönüştürülemeyen, içinde ancak talim yapılan bir ev olur çıkar.

füruzan aslında her anlatımında rahatsız eder. size küçük kızın boğazındaki kir topağından, bir zamanlar zengin olmuş bir kadının fakirlikte giydiği zenginliğin izlerini taşıyan yırtık tayyöründen, çok yakışıklı ama akli dengesi bozuk bir dayıdan bahseder. ayrıntılarla kendini sıradanlaştırır. kaybolur, sizi hikayenin ortasına bırakıverir. kendince yazar-okur konumunu başka bir şekilde kurgular.

yazar-okur konumunun artık değişmesiyle, aslında okur gözünde küçülen yazar ideali anlatan, olmayan bir evi anlatandır. ve hiç olamayacak olan. yeni konumda ise, ev artık bir saray yavrusu değildir, çöplerin döküldüğü, tuvaletlerin temizlendiği bir evdir. yazar kimliği artık metinde hissedilemez olmuştur.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: