kim modern?

Descartes’ın üçyüzyıl önce “düşünüyorum, o halde varım” sözü, Drucker’ın “görüyorum, o halde varım” biçimine dönüştü.

Nedir modern insan? Veya modernite nasıl bir insan yaratmıştır?

Yeni bir çağı işaret eden modernite teriminin kullanılışı, mekânını Kantçı evrensel tarihte bulacak, bu tarihe Hegel yeni bir şekil verecekti. Latince modernus kelimesi, Hıristiyanlık döneminin pagan döneminden farklı bir karaktere sahip olduğunu vurgulamak üzere kullanıldı. Dolayısıyla modernitenin tarihsel içeriği, kavramın dönemsel kullanılışıyla bir arada var oldu ve önceleri Hegel’ce ‘yeni dünyayı’, Renaissance’ı ve Reformasyon’u orta çağlardan ve çoğu da Grek antikitesinden ayrıştırmak için”  (Habermas,1985, Modernitenin Felsefi Söylemi) geliştirilmişti.

Bugünki modernite ise çok eleştirel bir dille var olan tüm teknoloji ve kapitalizmin gücüyle sömürülerin, savaş propagandalarının, aşırı tüketimin sonucu olarak görülüyor. Adeta bir delirme anı olarak değerlendirenler var… Frankfurt okulu teorisinine bakacak olursak, tüm kapitalist toplumlar, kapitalist üretim tarzının ayrılmaz bir parçasını oluşturan merkezleşmiş bir devlet aygıtının egemenliğinde, benzer bir yapıya ve ideolojiye sahipti. Çalışmalarında Frankfurt okulunun devletin düzenlediği bir kapitalizm görüşüne çok şey borçlu olan Habermas işte bu tür bir indirgemeciliğe meydan okumuştu. Onun modern toplum analizinde, eleştirel teorinin kavramlarının birçoğu birleştiriliyordu. Bilgi çıkarlara bağlıydı. Bilim ve teknoloji giderek üretim ve idarenin denetimine girmişti; toplumsal bilinç teknokratik bir hal almış ve araççı akıla dayalı bir yapıya sahip olmuştu. Aklın kurtarıcı rolü amaçları değil araçları temel alan teknik etkenliğe dönüşmüştü ve bu formel rasyonalitenin tözsel rasyonalite karşısındaki zaferini temsil ediyordu.Bu dönüşüm sadece insanın gündelik yaşantısına değil tüm değer yargılarına, eğitim-sanat-kültür anlayışında da dokunmuş oldu. Örneğin, Ressam Damien Hirst son sergisinde 300 adet “spot” denen renkli dairelerden oluşan sergisinin sadece 5 tanesini kendi boyayarak bir sergi açmıştır. Geri kalan tüm spot ların bir dijital baskı gibi görülmesi sorunun olmaması düşüncesiyle asistanlarına çizdirip boyatmıştır. Hatta bu durumun çok doğal olduğunu ve etik açıdan yanlış bulmadığını dile getirmiştir. Savunma olarak da dedi ki: “Sanatçıları mimarlar gibi düşünün ve mimarlara bakın. Modern dünyada; büyük mimarların, projelerini çizdikleri binaları inşa etmelerini beklemiyoruz.”

İnsan modernleşti,

Modernite sanatı etkiledi,

Algılar dönüştü.

Modernite ve modern insan dönemin “trend” denilen modasına ayak uyduran ve uyma yolunda ilerleyen insan çabası kadar basit bir olgu oldu. Veya bu gizli bir dayatmaya dönüştü. Medya büyüdü, misal modern sergi dediğiniz şey akıllı telefonlarla gezilir oldu.

Son olarak, Baudrillard der ki:

Dünyanın artık dolaysız algılanması imkansızdır. Nesneler sadece görüntüde var olan, varlıkları hissedilmeyen bir hale gelmektedir. Kitleler de medyaların gösteriye dönüşen haberciliği yüzünden nötralize olup, haberin içeriğine karşı duyarsızlığı ve tepkisizliği seçmektedir. Medyalar, haberin ahlaksızlık aşamasıdır. Terörizm medyayı kullanır. Medya da terörizmin rehinesidir.

Modern dünyada bizim için düşünen birileri var nasılsa, veya yapan,yaptıran..

Görmek yeterli artık. Hatta bakmak bile modern insana yeter gibi..

Tepkisiz,duyarsız veya fazla tepkili aşırı duyarlı… Aynı modernite gibi dengesiz ve belirsiz…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: