sürekli aynı sorular

Yazımın başından sonuna kadar mimarlık nedir? diye sordum kendi kendime. Çok klasikleşmiş bir soru oldu belki de ama her aşamada daha farklı yönlerinin olduğunu, bu farklılıklarla nasıl bir çıkmazın içinde olduğunu, ancak aynı zamanda nasıl zenginleşebileceği düşünmeye çalıştım. Amacım net bir yanıt bulmak değil. Bunun olamayacağını biliyorum.

Mimarlık aslında ne olduğu, nasıl olması gerektiği sürekli tartışılan bir meslek. Eğitimi ise sürekli sorun. Tam anlamıyla oturmuş bir eğitim sistemine, bir eğitim stratejisine sahip değil. “Tam anlamıyla” ne demek gerçi o da tartışılır. Belki de şöyle açıklama getirmek daha uygun: “Mimarlık nedir?” in sorgulanmasıyla birlikte mimarlığın pek çok farklı disiplin ile iç içe olduğu; ayrıca kuramsal ve uygulama yönünün olduğu, bunların bir arada olması gerektiği ortadadır. Bu nedenle de eğitimi ister istemez farklı alanlara da kaymak durumundadır. Bununla birlikte eğitimin içinde bulunulan ortama, döneme uyumlu olması önemlidir. Mimarlık az önce de sözünü etmiş olduğum gibi hem uygulama hem kuramsal yönü olan bir meslek. Bunlar birçok mimarlık eğitim kurumunda farklı birer alanmış ya da birinden biri seçilmeliymiş gibi düşünülmektedir. Bu da çok disiplinli, çok yönlü mimarlık mesleğini köreltmekte, tek yönlü bir konuma getirmektedir.

Mimarlık nedir? diye sormalı yeniden. Tam anlamıyla çözüm bulmaktan öte farklı, yeni şeyler bulmak; farklı olana, alışılmışın dışında olana, merak uyandırana, bireyi canlı tutana yaklaşmak; onu sorgulamak mimarlık için önemlidir.

Mimarlık bir söylem midir peki aynı zamanda? Mimarlık sadece düşünce üzerine gelişebilir mi? Mimarlığın hangi aşamasında söylem olasıdır? Mimarlığın içinde bulunduğu süreç içerisinde ne tür aşamaları vardır?

Mimarlık aslında bir söylemdir. Daha doğrusu söylem yönü vardır, bulunmalıdır. Söylenilen söz, savunulan fikir geliştirilmekte olan çalışma için önemlidir. Bu durumda dil, anlatım, ifade etme de mimarlık için önem kazanmaktadır.

****

İçinde bulunduğumuz hafta derste mimarlık birinci sınıf öğrencileri ile bir tartışma dersi yaptık. Konuları Safranbolu’da bulunan zanaatkarlar ile görüşmekti. Bunun sonucunda onlar için bir proje geliştireceklerdi. Tabi konu “zanaat” üzerine olunca, sanat ve zanaat kavramlarının tartışılması kaçınılmaz oldu. Tartışmanın gelişimi özellikle “iletişim” üzerine gerçekleşti. Kimileri iletişimin karşılıklı olması gereken bir şey olduğunu, ancak sanatın karşılık beklemeden, böyle bir kaygı gütmeden yapılması gerektiğini savundu. Kimileri insanın içinden geleni ifade edebilmesinin yeterli olduğunu, bunun da zaten bir iletişime neden olabileceğini savundu.

Pallasmaa’ya göre mimarlık kendimiz ile dünya arasında uzlaşma sanatıdır ve bu aracılık duyular yoluyla gerçekleşir. Bu durumda mimarlık, aslında sanat konusunda da tartışıldığı gibi bir çeşit iletişimdir. İletişimle uzlaşmayı sağlar. Kişinin kendini ifade edebilmesidir. Her zaman, her okumada yinelenen sorulara yeni bağlamlar ile yaklaşım sağlanabilir. O halde yeniden sormalı: mimarlık nedir? Neleri içine alır? Uygulama ve kuram ne kadar bir aradadır? Eğitim bunun neresindedir? Ne kadarını verebilmektedir?

****

İletişimde olma durumu karşılıklı olmak durumundadır ve elbette bir hedef vardır yapılırken. Ancak bu hedefin canlı, cansız olması; kimi ilgilendirip, ilgilendirmediği yapan kişinin kendine kalmış bir durumdur. Kendi için yaptığı bir şey sanatın bir parçasıdır. İçindeki durumu bir şekilde ifade etmiştir. Kişinin bir bağlam içinde başkasını da düşünerek yapmış olduğu, yapmaya çalıştığı şey ise sanatın kendiliğini kaybettirir. Mimarlığın içinde farklı bileşenler de vardır. Mimar kendi düşüncelerini başka düşünceler ile birleştirerek, onları bir arada düşünüp yeni bir fikir ortaya atabilen kişidir. Çünkü mimarlıkta sadece mimarın düşünceleri değil, kullanıcı gereksinimleri ve diğer birçok bileşen tasarım sürecinde önem kazanmaktadır. Çok klasik olmakla beraber mimarlık belki de bunların hepsini bir arada düşünebilme sanatıdır belki de.

****

Henüz toparlayabildiğimi düşünmesem de burada tamamlayıp, kendi kendime mimarlık nedir? diye sormaya devam ediyorum.

uhani Pallassmaa, Tenin Gözleri: Mimarlık ve Duyular, çev: Aziz Ufuk Kılıç, 2011

YEM Yayınları, İstanbul

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: