eleştiri / sorgulama üzerine

Sorgulamak oldukça önemli bir eylemdir. Bir şeyleri tam anlamıyla kavrayabilmek, içselleştirebilmek için içinde bulunulan koşullar sürekli sorgulanmalıdır. “Yeni” olan ancak sorgulayarak bulunabilir. Sürekli sorular sormak, konuyu, düşünülen şeyi sürekli canlı tutar. Dolayısıyla da aslında son derece güncel bir kavram olan “sürdürülebilirlik” kavramı, bu şekilde anlamını bulmuş olur. Peki düşünceler sorgulayarak nasıl canlı kalır? Sözü edilen canlılık aslında kendini her defasında yenileyen, yeniledikçe farklı olanı kendine ekleyen ve bu şekilde bir döngü süreci ile devam eden bir canlılıktır. Bu döngü her aşamada kendisine bir şeyler eklediği için kısır bir döngü olmaktan çok; canlı, dinamik, farklı ve aslında yaşam için de gerekli olan bir döngüdür. Bu nedenle de konular tartışılırken sürekli sorular sormak, onları güncel tutmak ve her farklı dönemden, o döneme özgü yorumlar almak hem yaşam için hem de mimarlık için oldukça önemlidir.

Dönemden döneme geçişler yapmak, sürekli sorular sormak eleştirel düşünmeyi de beraberinde getirir. Mimarlıkta farklı zamanları aynı anda görebilmek ve onları tam anlamıyla içselleştirebilmek için eleştirel bakabilmeye gereksinim duyulmaktadır. Eleştirel düşünmede karşıt düşünceler bir arada bulunur ve bu düşünceler arasında gerçekleşen döngüde/gerilimde yeni olanlar, farklı olanlar üretilir. Sorunun çözümü ya da tam anlamıyla çözümü bulunamasa bile sorunu bir seviye ilerleten durum o gerilimin içindedir.

Mimarlık da aslında kavram olarak böyle bir gerilimin içinde bulunmaktadır. Gerek eğitim alanında olsun, gerek uygulama alanında olsun, mimarlık bir kavram karmaşası içinde bulunmaktadır. Bu karmaşayı olumsuz gibi düşünmeden, mimarlığı bir anlamda canlı tutan bir gerilim gibi görmek mümkündür. Ancak sözü edilen karmaşa mimarlığın bir bütün olarak kavranabilmesini engellemekte, dolayısıyla da tam anlamıyla içselleştirilmesi de engellemektedir. Uygulama ve eğitim alanı, mimarlıkta çok farklı alanlar olarak gösterilmekte, öğrenci de eğitim yaşamı boyunca kazanımlarını hep bu anlamda sorgulamaktadır.

Mimarlık çok genel bir tanım olmakla birlikte aslında yaşam ile iç içedir. İç içe olmak zorundadır. Eğer bir bütün haline gelemiyorlarsa o zaman yapılanlarda bir sorun olduğu açıktır. Mimarlık insanın gereksinimleri doğrultusunda gelişen bir meslektir. Ancak mimarlık bir yeri farklılaştırma, değiştirme olarak da görülmektedir. Bu farklılaştırma inşa etme olarak görüldüğünde, aslında o yeri tamamen bozma gibi, olumsuz bir anlam da taşımaktadır. Hatta daha da ötesi aslında bir şiddet eyleminin sonucu olarak görülmektedir mimarlık. Düşünüldüğünde, bu durum yanlış da değildir. Mimarlık değiştirmektir, belki bir anlamda bozmaktır. Şiddettir. Ancak bu şiddetin seviyesini ayarlamak da mimarın yaklaşımına bağlıdır. Mimarlık eğitimi de bu noktada devreye girer. Mimarlık eğitiminin vermiş olduğu duyarlılık ile doğal çevreye uygulanan şiddet en aza indirgenir. Bu nedenle başta da sözü edilen sorgulama ve eleştirel yaklaşımın kazanımı mimarlık eğitiminde oldukça önemlidir. Bu şekilde bir özeleştiri de oluşturulabilir. Kişi sorduğu sorularda kendini de, kendi fikirlerini de yeniler ve keşfeder.

Günümüzde artık yaşam koşullarına dair birçok şeyin değişemeyeceği kesindir. Bu nedenle, içinde bulunulan koşullara göre bir mimarlık üretimi gerçekleştirilmelidir. Önemli olan bu durumların farkındalığına ulaşarak, tasarım anlamında bulunulan süreci devam ettirebilmektir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: