karşılaşma

Sorulara kesin yanıtlar aramak her zaman mümkün olamayabilir. Kesin yargılar, genellemeler zaten aslında yaklaşım olarak, gerek mimarlık olsun, gerek başka herhangi bir disiplin, o işin sonunu getiren, üretilmesini engelleyen durumlardır. Birinin kabul edilip ardından hep o aynı şeyin takip edilmesi durumunun sorgulamayı, eleştirel düşünmeyi, sorunlara/durumlara eleştirel bakabilmeyi engelleyen durumlardan biri olduğu düşünülmektedir. Çünkü çözüm bulunan şey üzerine bir daha düşünmeye gerek yoktur. En azından “çözüm” kelime olarak bu anlama gelmektedir. Bu sorunlara yaklaşım geliştirme aşamasında ise sorunlar her ne kadar algı yolu ile hissedilebiliyorsa olsa da, yaklaşımlar için algı yolu belki yeterli gelemeyebilir. Deleuze’ye göre problemimiz algı yoluyla dile getiriliyor olsa da, cevap algı yoluyla verilemez. Nedir bunun nedeni? Bir şeylerin çözümünü bulabilmek için o şey ile bir şekilde karşılaşmak ve deneyimlemek, onu yaşamak gerektiği için olabilir mi acaba? Ancak o zaman problem de bu şekilde belirlenemez mi? Yani aslında problemin belirlenmesi de o zaman algı ile mümkün olamayabilir. Aslında her ikisi de belki algı yolu ile kendilerini bulabilecek şeylerdir.

O zaman yaklaşım geliştirmek için neler gereklidir?  Deneyim? Karşılaşma? Peki nedir insanı bir şeyler ile karşılaştıran? Aramak mı? İstediği şey ile mi karşılaşır insan? Bu durumda karşılaşmadıkları ne olur? Bakıp de görmedikleri? O zaman belli bir şeye göre seçici davranıyoruz. Bazı işaretleri takip ediyoruz. Bu işaretleri de kendimiz yaratıyoruz. Neyin ne kadar doğru, ne kadar gerçek olduğun bu noktada bir önemi yok.  Kendimizi geliştiriyoruz, kendimizi sorguluyoruz, kendimizi yeni şeyler ile karşılaştırıyoruz. Tüm bu yaşananlar, deneyimler, karşılaşmalar Deleuze’ye göre aslında birer olay. Kendi olayımızı kendimiz yaratıyoruz. Karşılaşmalara karşı uyanık olmak insanın kendi elinde. O nedenle bu süreç aslında insanın kendi olma süreci, birey olma süreci. İnsanın kendini tanıması, kendine dışarıdan bakabilmesi için öncelikle bir şeyler ile karşılaşması gerekiyor. Karşılaşılan şeyi insan mı yaratır, yoksa insanın karşısına birden çıkar ve karşılaşılır mı, bunlar tartışılabilecek konular. Mimarlık gibi bir disiplin için son derece önemli olan bu karşılaşmaların eğitim anlamında da yerini bulabilmesi oldukça önemlidir. Belki çeşitli pratiklerle gerçekleştirilebilecek bu karşılaşmalar, çeşitli, farklı alanlarla ilişkilendirilmiş okumalar, atölyeler gerçekleştirilerek de yapılabilir. Önemli olan kişinin kendini aramak istemesi, kendine eleştirel bir göz ile bakabilip, kendi ile karşılaşmasını yarabilmesidir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: