Modernlik: Sonsuzluk ve İnsan

Merkez noktaları, referans noktaları, odak noktaları ve kaçış noktaları ufuk çizgisine yerleşilirken kullanılan ortak dilin kurgusunu oluştururlar. Modernlik, Baudelaire’in dediği gibi, kişilerin yaşamlarını, sonsuzun devingen ve geçici parçasında konumlandırmalarıyla anlaşılmaya başlanan bir kavramdır. Sonsuzun bugüne uzantıları kurgulanırken farklı noktalar sistemleri kullanılmıştır. Modernlik, bu farklı kurgulardaki noktalara göre konumlanmış nesneler sisteminden oluşan farklı perspektiflerin toplamıdır denilebilir. Bu perspektifler bazen çok kişisel, bazen de çok evrensel olma yolundadırlar. Yine de en çok tartışılanları ve bugüne ‘modernizm’ başlığı altında aktarılanları evrensellik iddiası taşıyan perspektifler olmuştur.

Modernizm başlığı altındaki projeler, modernliğin benzer yorumlamalarını içerirler ve modernliğin kendisi değildirler vurgusu çok kez karşımıza çıkar ancak; modernlik yeniden tanımlanmaya çalışıldıkça, bu uygulamalar -iyi ya da kötü örnekler olarak- tartışmadaki can alıcılıklarını sürdürmektedirler. Modernizmden modernlik okunurken, modernliğin ‘bir proje’ olması durumu öne çıkar. Bir proje olarak modernlik, öznesi ve nesnesi insan olan, iyileştirme amacı taşıyan, kontrol edilebilen bir süreçtir. Bu defa projelerle yaşanacak dönüşümlere bir kutsallık atfedilmez; ama bu kutsallık kadar evrensel, iyi ve güzel olarak yorumlanabilecek kavramlar atfedilmeye çalışılır. Kutsallığın yere indirilmesi sürecinde ise modernliğin aktörlerinin kendileri ve çevreleri için kutsallaştığı gözlenmektedir. Bu ilişki modernizmin evrensel bir projeye dönüşmesinde meşrulaştırıcı bir rol oynamıştır denilebilir. İyileştiren, medenileştiren aktör modeli, modern bir kahraman olarak dünya coğrafyasında yerini almış, projelerine başlamıştır.

Evrenselleşmeyen model, daha küçük ölçekli, daha yerel olduğu için kopyalanamamıştır. Bir merkez noktası etrafında örgütlenen modernist perspektifin dışarıda bıraktıklarının tümüdür denilebilir. Bugün içerisinde bulunduğumuz ve daha uzun zaman içinde bulunacağımız dışarıdalıkların modernizmi, dışarıdakinin ortak dili, yakalayamaya çalışıldıkça arkamıza saklanan bir gölgeye benzetilebilir. Geçiciliği özümsemiş ancak; merkezin dışında özgün bir odak noktası tanımlayabilmiş sanat, düşünce ve hayaller bu tür modenizme örnek oluşturabilirler. Kolajları ve şiirleri ile dada, kişileri dönemin zaman algısı modelinden bile koparmayı hedefleyen bir dışarıdakinin modernizmine örnek verilebilir. Bu tür bir proje olarak modernliğin etkilediği ve dönüştürdüğü kişiler, bu dönüşüme kendi istekleriyle, dolayısıyla birer aktör olarak katılırlar.

Bugün, modernliğin tarihine bakıldığında kişi kendini nerede konumlandırır? Sonsuzluğun devinen ve geçici parçası, sonsuzluğa izler bırakabilmekte midir? Günümüze krizde olmayan coğrafyalar açısından bakacak olursak, krizde olmamanın şartı olarak, uzlaşma halindedirler. Uzlaşı, ufuk çizgisine bireylerin kendilerini yerleştirmelerini gereksiz kılar; çünkü zıtlaşmanın doğuracağı her dinamik, yine uzlaşı içinde yüzmeye ve anlam değiştirmeye başlayacaktır. Uzlaşı referans noktalarının ve onu anlamaya çalışan öznelerin uçuşudur. Tarihten beslenen; ancak bir zamansızlık betimleyen sentezler, yeni yaklaşımlar, eleştiriler doğar ve uçmaya başlarlar. Nereye konacaklarının bir önemi yoktur.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: