Balkonlar

Image

Balkonlar, iç ve dış dünyanın buluştuğu ‘ara mekanlar’ olarak tarif edilebilir. Hem iç dünyanın bir uzantısı şeklinde dışa açılırlar, hem de dış dünyada aslında bir iç mekan olarak varolurlar. Ancak aynı zamanda hem iç, hem de dış mekan özelliği taşımalarına rağmen, iç ve dış arasında fiziksel bir geçişe imkan vermezler. İşte bu özellikleri balkonları farklı ve ilginç bir noktaya taşıyor bence. Yani iki dünya arasındaki mesafe, dokunamamazlık ve geçirgenliğin olmaması bu ara mekanı ve çevredeki mekânsal algıyı bana göre en çok belirleyen unsurdur. İç dünyanın dışa baktığı, dış dünyanın ise iç dünyayı algılamaya başladığı noktalar olarak balkonlarda iki dünya arasında sadece görsel bir bağlantı kurulabilmektedir. Görsellik açısından bakıldığında, pencereler ile benzer deneyimler sunsalar da içeridekiler için pencerelerin balkonlara nazaran daha güvenli olduğu açıktır.

Balkonda olan biri artık iç dünyasından dış dünyaya doğru bir adım atmıştır. Fakat bu adım atışta iç dünyasına dair kimliğini gizleyemez. Özel bir çaba göstermiyorsa, içeride olduğu şekliyle dışarıdadır artık o. Böyle bir durumun rahat bir yer olduğu söylenmez. Tabi o balkon sakin, kimsenin olmadığı bir manzaraya bakıyorsa bu konuda bambaşka şeyler söylenebilir. Ancak şehir içerisinde, caddelere, sokaklara bakan balkonlar iç dünyanın açığa çıktığı, bir anlamda sergilendiği mekanlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bilinç, şehir balkonlarını bu kadar özenle, tıpkı bir sahne gibi tasarlanmalarına ve süslenmelerine sebep olmuş olabilir. Görsel bir gücü arkasına alan kişi belki de iç dünyasının muhteşemliğini kanıtlamaya çalışmaktadır dış dünyaya.

Balkonlar böylesine iç mekanın bir devamı olarak dış mekana doğru uzandıklarında, dış dünyada da bir iç dünya girdisi yaratırlar. Caddede veya sokakta bulunanlar ya da diğer binalarda oturanlar, balkonlara baktıklarında arka planda hep kendilerine bakan bir iç dünya olduğu hatırlarlar. Bu, dış mekanda bulunanlara sürekli yalnız olmadıklarını bildiren bir durumdur. Dış mekanda her an gözlemlenebileceğini bilen kişinin de kendi iç dünyasında çok rahat olacağı söylenemez. Bu tarz bir gerginlik belki de şehir mekanlarında sıkça yaşanılan bir durumdur. Sonuç olarak, balkonların iç ve dış dünya arasındaki gerginliği arttırabilen mekanlar olduklarını düşünüyorum.

Reklamlar

One comment

  1. zeynepdundar

    Yazı özellikle iç ve dış mekan arasındaki bir ara mekan olan balkonların iç ve dış dünya arasında bir tür gerginlik oluşturduğunu vurgulamakta. “Dış mekanda her an gözlemlenebileceğini bilen kişinin de kendi iç dünyasında çok rahat olacağı söylenemez.” cümlesi de bu fikri açıkça göstermekte.

    Evet günümüzde çevremizde biraz dikkatle baktığımızda balkon kültürünün yok olmaya başladığını görebiliyoruz rahatlıkla. Eski ya da yeni tüm yapılarda balkonlar kapatılıp iç mekanlara dahil edilmeye başladı. Bu nedenle balkonlar, balkon işlevleri dışında depo, kiler gibi birçok farklı amaç için kullanılmakta artık.

    Oysa diğer balkonlardan gelen tabak, çatal sesleri havaların ısınmaya başladığını göstermez miydi? Balkondan balkona konuşmalar, misafir davet etmeler. Hatta evin içinden daha serin olduğu için balkonlarda uyumak. Dış mekanla daha çok etkileşimde bulunduğu için evin içinden daha çok özen göstermek. Bütün bir günü balkonda geçirebilmek. Televizyonların balkonlara taşınması. Tüm bunlar nereye gitti? İşte dönüp dolaşıp hep üzerine konuştuğumuz günümüzün korku ve yabancılaşma duygularıyla bireyselleşen toplumun bu “balkon kondu” ya da “balkon depolara” yol açtığı sonucuna ulaşabiliriz belki de.

    Her evin kendine özgü hikayesini anlattığı, dışarısıyla bağlantı kurduğu, yalnızlığın dış mekanla paylaşıldığı bu mekanlara, balkonlara yeniden önem vermeliyiz bence. İçeride bunaldığımızda bir adımla hem de hiçbir hazırlık da yapmadan sıcak, soğuk ya da yağmurda çıkıp bir hava alabileceğimiz, dışarıdaki yaşama kenarından da olsa katılabileceğimiz, nefes alabileceğimiz bir çıkış noktasıdır balkonlar. Tüm bunlar balkonları bir ara mekan olarak oldukça önemli ve vazgeçilmez kılmalı bana göre. Sadece bir çıkıntı olarak tasarlanmamalı bu mekanlar. İşlev ve konfor açısından günümüzün şartlarına uygun olarak yeniden üstünde düşünülmeli.

    Hem dışarda ama bir adımla da içeride de olabileceğimiz hem de güvende olabildiğimiz bu mekanları, balkon kültürünü yeniden hatırlamalıyız. Dışarısı ile olan tek bağımızı da koparıp atmamalıyız.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: